Yarın 18 Mart.

Bir milletin küllerinden doğduğu, imkânsız denilenin mümkün kılındığı, tarihin akışının değiştiği gün…
Çanakkale Zaferinin yıldönümü.

Dünya üzerinde bazı milletler vardır ki, geçmişlerini sadece kitap sayfalarında bırakmaz.

Onu yaşatır, hissettirir, öğretir.

Çünkü bilirler ki; hafıza, bir milletin en güçlü silahıdır.

Japonya bunun en çarpıcı örneklerinden biridir.
Hiroşima Atom Bombası ve Nagasaki Atom Bombası sadece birer tarih olayı değil, Japon halkının hafızasına kazınmış birer ders niteliğindedir.

Japonya'da okul çağına gelen her çocuğu okula başlamadan önce, Atom bombasının atıldığı Hiroşima ve Nagasaki şehirlerini gezdirdikten ve orada yaşananları anlattıktan sonra okula başlatırlar.
Orada çocuklar sadece okumayı yazmayı öğrenmez; aynı zamanda acının ne olduğunu, savaşın yıkıcılığını ve barışın değerini de öğrenir.

Peki biz ne yapıyoruz?

Bizim de destanlarımız var.
Hem de öyle sıradan değil,
Dünyanın en büyük donanmalarına karşı, yokluk içinde kazanılmış bir zafer.

Çanakkale Savaşı sadece bir savaş değildir; bir milletin iradesidir, imanıdır, direnişidir.
Bir askerin cebindeki son mermiyle, son nefesine kadar vatanını savunduğu yerdir.
“Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün tarihe yön verdiği yerdir.

İşte tam da bu yüzden,

Bu ülkenin çocukları, tarihini sadece sınav sorularından öğrenmemelidir.
O toprağa basmalıdır.
O rüzgârı hissetmelidir.
O sessizliğin içindeki çığlığı duymalıdır.

Çanakkale’deki şehitlikleri gezmeden, siperleri görmeden, o müzelerdeki hatıralarla yüzleşmeden yetişen bir nesil; geçmişi eksik öğrenmiş olur.
Geçmişi eksik öğrenen ise geleceği eksik kurar.

Eğer biz güçlü bir Türkiye hayal ediyorsak, bu güç sadece ekonomiyle, teknolojiyle ya da askeri kapasiteyle olmaz.
Bu güç; bilinçle, aidiyetle, tarih şuuru ile olur.

Çocuklarımıza Çanakkale’yi anlatmak, aslında onlara kim olduklarını anlatmaktır.
Nereden geldiklerini, neleri göze aldığımızı, hangi bedellerle bu vatanın kurulduğunu göstermektir.

Bugün Japonya’yı güçlü kılan sadece teknolojisi değildir.
Geçmişinden aldığı dersleri unutmayan bir toplum olmasıdır.

Türkiye’yi güçlü kılacak olan da aynısıdır.
Kendi tarihine yabancı olmayan, değerlerini bilen, geçmişine sahip çıkan nesillerdir,

Belki de yapılması gereken çok basittir.
Okula başlamadan önce her çocuğun yolu bir kez Çanakkale’den geçmeli.

Çünkü bazı dersler sınıfta değil, toprakta öğrenilir.
Bazı gerçekler kitapta değil, şehitlikte anlaşılır.

Ve bazı zaferler vardır ki…
Sadece kutlanmaz, yaşatılır.

18 Mart vesilesiyle, bu vatanı bize emanet eden tüm kahramanları rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.