Hayat bazen öyle cümleler kurdurur ki, ne kupalar o cümlenin ağırlığını kaldırabilir ne de servetler o yükün altından kalkabilir.

Bir baba konuşur,

Ama aslında bütün babalar susar.

Çünkü evlat söz konusu olduğunda, dünyanın bütün dilleri aynı acıyı konuşur.

Sosyal medyada dolaşan bir hikâye vardır.

Dünya şampiyonu İspanya'nın yıldız futbolcusu Marc Cucurella'nın, yıllardır alay konusu olan o uzun ve kabarık saçlarının sebebini anlattığı söyleniyordu.

Dünya Kupasından sonra Cucurella yavrusuna sarılırken şöyle diyordu,

“Herkes benim saçlarımla dalga geçiyor. Ama saçlarımın uzun olmasının bir nedeni var. Çünkü otizmli bir oğlum var babasını sahada tanıyabilmesi için tek yol saçlarımdır" demesi dünyadaki milyonlarca insanı ağlattı.

Ve devam etti, "Keşke hiç param olmasaydı da oğlum sağlıklı olsaydı" diyerek gözyaşlarına boğuldu.

Ağlayarak anlattı bütün bu olanları Cuccurea.

Evet Cucurea futbolculuğu kadar duygusallığı, babalığı ve evlat sevgisiyle dünya şampiyonudur bana göre,

Kulağımdan hiç gitmiyor sözleri

"Otizmli oğlum var. Beni sahada saçlarımdan tanıyor."

Ardından da insanın yüreğini parçalayan şu cümle geldiği aktarılıyordu,

"Keşke hiç param olmasaydı da oğlum sağlıklı olsaydı."

Bu sözlerin doğruluğu tartışılabilir.

Ama taşıdığı duygu,

İşte o duygu gerçektir.

Çünkü bu cümleyi dünyanın neresine giderseniz gidin, binlerce, milyonlarca anne ve babanın yüreğinde bulursunuz.

Yıllar önce Türkiye'nin unutulmaz sanayicisi Sakıp Sabancı da benzer bir acıyı dile getirmişti.

"Fabrikalarım var ama oğluma bir otomobil veremiyorum. Servetim var ama oğluma bir çift ayakkabı alamıyorum. Keşke bu servetim olmasaydı da oğlum sağlıklı olsaydı."

İşte hayatın en acı gerçeği budur.

İnsan para kazanır.

Makam kazanır.

Şöhret kazanır.

Kupa kazanır.

Alkış kazanır.

Ama evladının sağlığını kaybettiğinde, kazandığı her şey bir anda anlamını yitirir.

Çünkü paranın satın alamadığı şeylerin başında sağlık gelir.

Ve sağlık denildiğinde insan önce kendini değil, evladını düşünür.

Bir baba için dünyanın en büyük zenginliği banka hesabındaki rakam değildir.

Çocuğunun "Baba..." diye seslenebilmesidir.

Koşabilmesidir.

Gülebilmesidir.

Sarılabilmesidir.

İşte o yüzden dünyanın en zengin insanları bazen en yoksul insanlarıdır.

Kasalarında milyarlar olabilir.

Ama çocuklarının bir tebessümünü satın alamazlar.

Dünyanın en pahalı otomobiline binebilirler.

Ama evlatlarının acısını taşıyacak bir omuz satın alamazlar.

Futbolda şampiyon olmak zordur.

İş dünyasında zirveye çıkmak daha da zordur.

Ama en zoru nedir biliyor musunuz?

Yüreğinde evladının acısıyla yaşamaktır.

Çünkü o acının ne tatili vardır,

Ne mesaisi.

Ne de emekliliği.

İşte bu yüzden gerçek kahramanlık kupa kaldırmak değildir.

Gerçek kahramanlık, bütün acılara rağmen evladının elini bırakmamaktır.

Babalık, dünyanın en ağır unvanıdır.

Maaşı yoktur.

Mesaisi bitmez.

Emekliliği olmaz.

Ama yüreği, bütün mesleklerden daha büyüktür.

Ve insan yıllar geçtikçe şunu daha iyi anlıyor,

Hayatta en büyük servet, banka hesabındaki sıfırlar değil,

Evladının sağlıklı bir şekilde sana "Baba" diyebilmesidir.

Gerisi ise

Sadece rakamlardan ibarettir.