Bizim Volkan Abi cevap vermiş: Kurultay seçer! Süper bir cevap, bilmiyorduk öğrendik.

En son kapısından gireceği parti CHP olur derdim ama kedi gibi hep ayağının üstüne düşen siyasetteki ender şanslılardandır. CHP’den Belediye Başkanı, İl Başkanı, Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı görevlerinde bile bulundu.

Belediye Başkanı seçildiği günden milletvekilliğini sonlandırdığı güne kadar zerre siyaset yapmadı. Günümüzde de siyasetle falan alakası ilişkisi hatta gönülden bağlılığı falan da yok.

Ama son gelişen olaylar neticesinde eski dönem CHP’de milletvekillerinin altına imza koyduğu “Parti içi demokrasi ve kurultay iradesi doğrultusunda derhal Olağanüstü Kurultay çağrısı”na Volkan Efendi imza koymamış!

Ama bir internet sitesi sormuş, Genel Başkanı kurultay belirler demiş!

Onunla aynı dönemlerde siyaset yapmış Şevket Arz var, mecliste halen vekillik yapan 111 vekil içinde Sibel Suiçmez var ama Volkan Efendi yok! (Ahmet Kaya halen Belediye Başkanlığı yaptığı için yok)

Sanırım yine bir rüzgâr eserde buna da bir koltuk düşer diye iradesini ortaya koyamıyor.

Bildiriye imza koyma ama iç siyasette uzatılan mikrofona “Genel Başkanı kurultay seçer” de, bizde inanalım.

He gadaşım, he…

SAKIN GERİ ADIM ATMA AHMET METİN GENÇ!

Yılbaşından sonra Trabzon Kent İçi Trafik Düzenlemesi yapıp, Meydan ve civarındaki dolmuş sistemini değiştiren Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’e destek vermiştik. Hatta bunun bir diğer ayağı komşu illerden gelen şehirlerarası dolmuşlarında düzene sokulmasını istemiştik. Giresun, Rize ve Gümüşhane’den gelen dolmuşların niye kent içinden yolcu indir-bindir yaptığını, neden otogara girmediklerini sormuştuk.

Sağ olsun Sayın Genç, bize de cevap verip “Rize, Giresun ve Gümüşhane’den gelen minibüs ya da otobüslerin son durağının otogar olması prensibiyle hareket ettik. Komşu iller canımız ciğerimiz, aramızda ayrım yok. Bu uygulama, Türkiye’nin her yerinde geçerli. Farklı ilden gelen ulaşım aracı, o ildeki otogara gider” demişti.

Yani Ahmet Başkan, dolmuşçu ve minibüsçülere diyor ki; iki kent arasında yolcu taşıyacaksanız yasa gereği otogara girmeniz gerekir arkadaşım. Nokta…

Bu Perşembe (yarın) Rize-Trabzon dolmuşçuları eylem yapacaklarmış!

Dolmuşçular, belirlenen güzergâha uymadıkları gerekçesi ile sürekli ceza yediklerini, yolcu kaybı yaşadıklarını söylemişler. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip’de “sorunu çözün” demiş ama Ahmet Metin Genç bir gram geri adım atmıyormuş. Yaşanan sürece tepki göstermek için bu Perşembe protesto yapacaklarmış.

Sayın Ahmet Metin Genç, yanındayız.

Bir gram geri adım atma…

ARAP TURİSTE KARŞI OLMAK…

Resmen çıtayı vatan hainliğine falan çıkardılar.

Irkçılık kötü bir şey arkadaşım. Kötü bir şey ama bir yandan da insani bir duygu, insani olması elbette masum olduğu anlamı taşımaz. İyi insansan böyle duygularla mücadele edersin, bu da ayrı bir düşünce tarzı.

Ben genel olarak Ortadoğu kültüründen zerre hoşlanmam, bu yüzden genel olarak Araplardan hazzetmiyorum ama özellikle Meydan civarında pek çok esnaf arkadaşım var, onlarında bolca Arap müşterileri var. Sık sık bu Arap müşterilerle tanışıp, konuşuyorum. Aralarında kötüleri yok mu? Var elbette ama bu kötü örnekler yüzünden tüm bir millete karşı önyargılı olmamak gerek, olmamak için de kendime sürekli telkinde bulunuyorum. Irkçı bir insan olmayı kendime yakıştıramıyorum.

Neyse asıl konuya gelirsek, Arap turistler Uzungöl’de kendi örf ve adetlerine uyan bir takım etkinliklerde bulunmuşlar. Bunu sosyal medyalarında paylaşmışlar, Sözcü Gazetesi de bunu haber yapmış, vay sen misin haber yapan!

Sinop ve Bayburt illerinden sınırlı sorumlu eski AKP merkez ilçe başkanı bizim Selo bile gaza gelmiş “CHP’nin yandaş gazetesi Sözcü” diyerek haberi eleştiriyor. Bu haberi Türkiye düşmanlığına getirip Trabzon düşmanlığı da yaptığını savunuyor. Hem CHP ye hem Sözcü’ye çakma nirvanasını en üst perdeye çıkarıp tekmeyi vuruyor: Haberi yapanlar hakkında hukuki süreç başlatılmalı…

Bu ülkeyi ne hale getirdiniz arkadaş, işiniz gücünüz arkanıza aldığınız adalet sistemi ile kendi görüşünüzü millete dayatmak.

Irkçı olmamak için kendimi zor tutuyorum…

DEVLET AKLI MI, MİLLET AKLI MI ÜSTÜN?

Bu terim yine gündeme geldi, Bülent Kuşoğlu konuşmasında bahsederek. “Erdoğan sonrasında Türkiye’yi bir kaos, karmaşa bekliyor. Onun için de o devlet aklı, bürokratik aklı bir şeyler yapmaya çalışıyor sanki kendine göre” demiş…

Kuşoğlu, biliyorsunuz Demirel’in yetiştirmesi bir figür. Doğru Yol Partisi Çankaya İlçe Başkanlığından İl Başkanlığına kadar yükselmiş bir figür. Demokrat Parti oluşumunda Mehmet Ağar’larla kürek sallamış bir figür. ANAP’lı Erkan Mumcu’larla siyaset yapmış bir figür.

Şimdi bu Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye soktuğu figür çıkıyor ülke kaosa gidiyor, devlet aklı devreye girdi diyor. Bu arkadaştan daha fazlasını beklemek hata olurdu zaten.

Türkiye’yi kaos bekliyormuş ama siz yine de “devlet aklı”na güvenin demeye getiriyor!

Yani; kadınlarımız ve çocuklarımız sokak ortasında öldürülürken “devlet aklı”na güvenin diyor bu sağcı bozması solcu CHP milletvekili. Gençler işsizlikten, liyakatsiz atamalar yüzünden intihara sürüklenirken bu arkadaş “devlet aklı”na güvenin diyor. Mülteciler akın akın sınırlarımızdan geçerken, zeytinliklerimiz sökülüp madenlerimiz sömürülürken “devlet aklı” diyor bu pişkin. Yanan ormanlarımıza oteller dikilirken, insanlar o kaçak otellerde diri diri yanarken bu arkadaşın millete salık verdiği kapı “devlet aklı”. Deprem vergileri ile beton dikip binlerce insanımızı betona gömenlere hatta buna karşı “dur” diyen seçilmişleri hapse tıkan bu düzene “devlet aklı” ile güvenin, düzen devam etsin diyor.

Düzülen yoruldu Kuşoğlu, millet sandık istiyor.

Millet aklı her şeyden üstündür…

BAYBURT HAVAALANI NE OLDU?

Bakan Uraloğlu 2026 da açacağız diyor ama durum hiç öyle değil.

2017 yılında projesine başlamış 2018 de temeli atılmış ama yıl oldu 2026 hala inşaat devam ediyor, asıl adı Gümüşhane-Bayburt Havalimanı.

Bayburt’tan başladı pist yapımı uzadı uzadı Gümüşhane Köse’ye gelince mecburen Gümüşhane’yi de içine soktular. Yıl 2017 iken proje 85 milyon dolarlık bir proje idi, o tarihlerde 1 dolar 3,5 TL. Uzmanlar 10-15 milyon dolara mal olur demişlerdi ama 85 milyon doları paşa paşa ödedik milletçe. Aradaki 70 milyon dolar kimlere gitti, bana sormayın ben bilmem! Hatta 2025 Cumhurbaşkanlığı bütçesinde bu havaalanı için ayrılan rakam tamı tamına 100 milyon dolar!

Bizim Bayburtlular heyecanla bekliyor, uçuyoruz AKP’ye kalsa.

Ben Bayburt Havalimanının Afyon-Kütahya ve Uşak illerine ortak yapılan Zafer Havaalanı kadar başarısız olacağına inanıyorum, hizmete açtıkları o havaalanındaki zarar da %99.

Bir Bayburtlu arkadaşım vardı, sordum havaalanını. “Gürsel abi, bizim Bayburt’u köküyle Sabiha Gökçen’in yanına taşısanız daha az para tutar” demişti.

Haklı mı? Haklı…

TÜİK verilerine göre Bayburt’un 2026 nüfusu 82 bin 836 kişi.

500 bin nüfuslu Tarsus’un bırak havaalanını düzgün altyapılı bir devlet hastanesi bile yok!

Neyse, 82 bin kişilik Bayburt Havaalanı için devlet ne kadar yolcu garantisi vermiş biliyor musunuz? Senede 2 milyon yolcu…

İyi uykular aziz vatanım…

İSTANBUL’UN FETHİ İLE TRABZON NE ALAKA?

Bakıyorum bizim yerel siyaset yapan şahıslara, top yekûn İstanbul’un fethini kutluyorlar.

Kutlamaları da yetmiyor, CHP’li yerel siyasetçilere de laf atıyorlar “Niye Fetih ile hiçbir mesajınız yok?” CHP’nin Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’yı, hatta Genel Başkanını bile İstanbul’un Fatih tarafından fethini kutlamamakla suçluyorlar…

Sosyal medya paylaşımlarında tek bir Mustafa Kemal Atatürk yok, şanlı fetihler Küt’ül-Amare falan var, Mustafa Kemal ’siz Çanakkale Destanı var, Kurtuluş Savaşı var.

İşleri güçleri Osmanlı, bir türlü Cumhuriyet’e gelemiyorlar…

Gerçi Trabzon kentinde Kommenoslardan kalan ve Fatih’in Trabzon Fethi’n de bile dokunmadığı Ayasofya’yı, Fatih’in İstanbul’daki Ayasofya için söylevi ve vasiyetini Trabzon ile örtüştürüp ibadete açtıklarını yaşayıp, gördük.

Elbette 29 Mayıs 1453 İstanbul’un Fethi önemlidir ve onun önemi kadar Mustafa Kemal’in komutasındaki 6 Ekim 1923 de İstanbul’un kurtuluşu yani 2.ci kez fethedilişi de bir o kadar önemlidir.

Bu tarihi “keşke Yunan galip gelseydi” diyen Bizans ve tarikat artıkları bilemez.

Hem Fatih ve hem de Mustafa Kemal Atatürk bizim değerimizdir.

Selam olsun o büyük komutanlara…

SIRA PERŞEMBE YAYLASINA MI GELDİ?

Bizi yönetenler yok etmeye doymuyor. Resmen doğaya, kuşa, denize, dereye her şeye düşmanlar. Yok etmek iliklerine işlemiş mübareklerin.

Ayder yaylası ile başladılar batıya doğru geliyorlar. Güzelim Ayder Yaylasını Araplara peşkeş çektiler, bu güzel yerler de maden arama ayağına önce talan edip sonra birilerine peşkeş çekecekler, garanti.

Topyekûn Karadeniz’i betona gömecekler, sırada şimdi Ordu Perşembe Yaylası var. Bizim Apolas’ın Diren Karadeniz türküsünde konuşan bir teyzemiz vardı, şöyle derdi; “Kimdur devlet da? Vali, Kaymakam kimdur? Ben, ben, ben, devlet benum. Toprağumu, yeşilumu bırakmam…”

Diren Karadeniz diyeceğim de alıyor beni bir gülmek, habu halk lamu Teyze?

Ama Ordu bence bambaşka bir kenttir.

Samsun-Sarp Bölünmüş Otoyolunda sahilde yolun geçmediği ender yerlerin çoğu Ordu ili hudutları içindedir. Kendilerini hep takdir etmişimdir, hiç boyun eğmediler. Yerel yönetimler halkı ile el ele verdi, zorunlu yerlerin dışında, asla deniz dolgusuna izin vermedi.

Buna da izin vermez diyeceğim ama olmuyor.

Çok cılız sesler çıkınca, maden için ağır iş makinalar alana girmiş…

İnsan niye bu kadar gaddar oluyor anlamıyorum. Burası Ordu’nun en güzel yaylası, ne ararsan var. Dümdüz alan, çiçekler, böcekler, çimenler, insana rahatlık veren bir sessizlik, yükseltinin verdiği oksijen ve oksijenin getirdiği huzur. Binlerce insan orada hayvancılık yapıyor, patates yetiştirip kendi kendine de yetiyor.

Bu güzellikler korunması gerekirken, burası için düşünülenler benim geleceğe ve güzele olan inancımı azaltıyor.

Düşman işgal etse bundan beterini planlayamazdı,

Diren Karadeniz…