Çünkü “Haksızlık karşısında susan şeytandır” hadisini hem insani, hem ahlâk, hem din penceresinden bakmayı becerdiği için çok ama çok iyi biliyordu.

Birileri gibi sadece söylemek ve bilmekle kalmıyor, doğduğu ve öldüğü yerde, sahnede söz ve nağmelerle en yüksek perdeden ben diyeyim “zikr”, siz söyleyin “terennüm” ediyordu.

Hem de kırmadan, incitmeden!

Söz aralarına sıkıştırarak!

Çelik gibi sözleri bile ipeklere sararak!

Ezcümle; VOLKAN gibi parlar, patlar ama VOLKAN gibi yakmazdı.

*

Bir yıl önce sadece sahnelerden ayrılan ama aramızdan ayrılmayan VOLKAN KONAK için KTÜ Türk Halk Müziği Topluluğu’nun Gürsel Tahmaz yönetimde, Mehmet Kartal’ın şiir tadında sunumu ile yaptığı ve O’nun eserlerinden oluşan konseri hasretin, üzüntünün şevkinde izledik.

Her haliyle mükemmeldi.

Ama söz konusu sanat olunca da kimisi mükemmelin üzerinde, kimisi de fevkalbeşer olan Volkan Konak’a yaklaşır düzeyde idi.

“Ben denizde bir gemi” yi seslendiren Kaan Gümüşgöz gibi…

“Vuruldum çemberune” yi bir profesöre yakışır nitelikte dile getiren İsmail Demir gibi…

Hilal Gazlı’nın davudi sesinden dökülen “Penceresi Önünde” gibi…

TEZAHÜRAT TAKIM İÇİN YAPILIR…

Soracaksınız ki; “Başka ne için yapılır ki?”

Türkiye’de birkaç takım ve stat istisna “çok şey için yapılıyor!”

Nasıl mı?

Takıma şevk verecek, rakibe dert vereceği yerde onu teşvik edecek sözler kullanılıyor.

Yetmedi, sahada mücadele eden takımlar yerine, başka kulüplere küfür ve sinkaflı sözler ediliyor. Ardından da TFF milyonlarca lira ceza kesiyor.

“Ayağa kalkmayan bilmem neli olsun” denilerek tribünlere rahat rahat oturup zevkli bir maç izlemek için gelenlerden sanki rahatsız olanlar varmış gibi davranılıyor.

Ezcümle, sahada kazanmak için koşturan takımına “Ha gayret, arkanızdayız, yanındayız” diye toplu halde seslenecek yer de, orada olmayanlar hedef tahtası yapılıyor.

Yapılıyor da, ne elde ediliyor ki? Zarardan başka…

HAS DADAŞ, MESLEKTAŞIM

FERİDUN’DA GÖÇTÜ…

Söz Erzurum’a dayandığında, önce DADAŞLAR, sonra NENE HATUN, daha sonra da FERİDUN FAZIL ÖZSOY aklıma gelir.

Dadaşlık duruyor, Kurtuluş Savaşı’nın simgelerinden Nene Hatun gibi, değerli meslektaşım, sevgili kardeşim Feridun’da “fani” diye tarif edilen dünyadan terk-i diyar eyleyerek ahirete göz etti.

Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı, TSYD Temsilciliği sivil toplum görevlerini de başarı ile icra eden Feridun’um dan en çok dinlediklerim Merhum Naim Hoca’nın yaşanmış öyküleri ile coşmak için dile getirdiği TEYO pehlivan fıkraları idi.

Önceki gün göç ettiği yerden bizi bekleyen Kıymetli Dostum Feridun’u bir Naim Hoca kıssası ile yad edelim.

Naim Hoca bir gün vaaz ederken cemaatta sürekli olarak söyledikleri hakkında gülüşmeler olunca dayanamaz;

“Gülün oğlum gülün, Berber Naim'den Hoca, sizden de cemaat olursa daha çok gülersiz.”

YORUMSUZ…

“Sevgili, değerli, kıymetli, harika, has!”

Ne derseniz deyin!

Bunları azami düzeyde hak eden meslektaşlarım, dostlarım, kardeşlerim ile bir arada olduğum bu fotoğrafa denk gelince, “Yorumsuz” diyerek kullanmaya karar verdim.

“Kim ne derse desin” demiyeceğim! Çünkü bilen, tanıyanların “ne diyeceğini” biliyorum!

DÜNDEN BUGÜNE

4 Nisan 2012’de dile getirmişiz. Getirmişiz de ne olmuş?

Ezcümle; değişen pek bir şey olmamış.

*

Uyuşturucu yaşı 12’ye…

Trabzon Emniyet Müdürlüğü uyuşturucu satıcılarını yakalıyor, yine de işin ardı arkası kesilmiyor.

Vali Dr. Recep Kızılcık’ta her platformda, “Çocuklarınıza sahip çıkın. Emniyet güçlerine de yardımcı olun. Hep birlikte mücadele edelim” diyerek doğru yöntemi tarif ederek uyarıyor.

Gerçekten sorun ciddi; hem de çok ciddi!

Emniyet Genel Müdürlüğü geçenlerde açıkladı:

-“Uyuşturucu kullanma yaşı 12’ye düştü.”

Sadece yaş düşse!

Toplumun huzur ve refahını sağlamak için “Namusu ve şerefi” üzerine yemin eden parlamentonun vekilleri kendini tribündeki seyirci yerine koyup halkın manevi değerlerine saldıran gayri ahlaki dizilere “dur” diyecek yasal düzenlemeyi yapmaz…

İlgili ve yetkili kurum da, “Bu iş beni ilgilendirmez. Ben reklamlardan topladığım paraya bakarım” derse, hani o çok övünülen ve söylenen “Milli ve manevi değerleri yüksek olan Müslüman Halkımız” tarifi var ya, o da yakında tarihe kavuşacak!

Yaşamak Ne Değildir?

Çeyrek asır öncesinde satırlara dökerek kayıt altına almışım.

*

Sanırım söyleşi için “Yaşamak nedir?” sorusuna cevap aramak seçilmişti.

Lise sıralarındaki gençlerle karşılıklı muhabbetimizden haz almıştım.

Tam kapıdan çıkarken iki genç; “Baştan sona zevkle dinleyerek anladık ki, en büyük öğreti yaşamakmış. Ama bir sözünüzü çok tuttuk” dediklerinde merakla; “Hangisi?” diye sordum:

“Yaptığım işten, yediğim aştan ve yaşadığım aşktan zevk almıyorsam buna yaşamak demem!” diye hatırlattılar.

İyi ki hatırlattılar! Çünkü ben muhabbetin güzelliği içinde bunları söylediğimi hiç hatırlamıyordum ki!



İmzalanan protokol ile OSB bünyesinde otizm farkındalığının artırılması, otizmli bireylerin ve ailelerinin desteklenmesi ve toplumsal hayata daha aktif katılımlarının sağlanması amaçlanıyor.
Protokol kapsamında; OSB’de faaliyet gösteren firmalar ve çalışanlara yönelik farkındalık eğitimleri düzenlenecek, otizmli bireylerin ve ailelerinin tespitiyle birlikte ihtiyaçları belirlenecek, sosyal destek çalışmaları yürütülecek ve uygun bireylerin istihdama kazandırılması için iş birliği yapılacak. Ayrıca OSB bünyesindeki firmaların otizm konusunda farkındalık oluşturmaları teşvik edilecek.



Trabzon Arsin OSB Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Ali Sakarya yaptığı konuşmada, “Bu protokol ile otizmli bireylerin hayatın içinde daha güçlü yer almalarına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Otizm konusunda farkındalığın artırılması ve ailelerin yükünün bir nebze olsun hafifleyebilmesi için atılan bu adımın hem bölgemiz hem de toplumumuz için örnek bir çalışma olacağına inanıyoruz. Büyük bir ciddiyet ve samimiyetle bu projedeki her başlığın hayata geçebilmesi için elimizden geleni yapacağız.” dedi.

Trabzon Otizm Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Muradiye Dilek ise yapılan iş birliğinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, özellikle Başkanımız Dursun Ali Sakarya nezdinde Arsin OSB’nin bu konudaki farkındalığı ve hassasiyeti dolayısıyla teşekkür etti. Dilek ayrıca Otizmli bireylerin sosyal hayata katılımını destekleyen bu tür projelerin büyük önem taşıdığını vurguladı.
İmza töreni günün anısına gerçekleştirilen fotoğrafı çekimi ile son buldu.