Allah mesut etsin, Pazar günü 5 düğün birden vardı.
Katılmaya çalıştık.
Düğünlerden birisi de çocukluk arkadaşımız Nuri Şanlı’nın oğlunun idi.
Nuri ve Miktad abi köyün milli görüşcü isimleridir.
Selametçiler de denir aynı zamanda
Ya da Erbakancılar.
Davalarından hiç dönmediler.
Onlar siyaseti bir gün kendi menfaatlerine kullanmadılar.
Allah rızası için siyaset yapan kim? denir ya onlardır.
Nuri’nin dünürleri Tirebolulu.
Dünür ile oturduk sohbet ettik.
Dedi ki ‘gel seni bir bürokratla tanıştırayım.’
Maliye Bakanlığında üst düzey müdür.
Gittik,  İl Milli Eğitim Müdür yardımcısı Zekeriya Taşan da yanında.
Taşan’ın İHL’den öğrencisi.
Söz döndü dolaştı darbeye ve kadrolaşmaya geldi.
Maliyeci çok enteresan sözler etti:
‘Geçenlerde bir sınav yaptım.
Girenlerden bir isim dikkatimi çekti.
Onunla ilgili Giresun’dan aranıyorum, Bakan arıyor, her taraftan aranıyorum.
Kafayı taktım. Bu kadar aranıyorsa demekki kurumun değil birilerinin adamıdır’ dedim.
Sonuçta başarılı da olamadı.
Torpil işlemedi.
Almadım.
Sonuçlar açıklandı, Kıbrıs’tan Bakan aradı: ‘Olmadı mı’ dedi.
Bakan beye anlattım, ‘Sayın Bakanım o bizim adamımız, kurumun adamı olmaz dedim. Bakan bey de ısrar etmedi ve kabul etti.
Paralel devlet yapılanması böyle oluştu.
1980 öncesi başladı, 80’de hızlandı, Özal’la zirve yaptı. Ecevit’le sürdü.
Kadrolaşmalar böyle oluyor.’
Bunu örnek verdi.
Son birkaç gündür yaşayanları dinleyince.
Genelkurmay Başkanını Özel Kalem Müdürü tutukluyor.
Cumhurbaşkanının yaveri darbeci çıkıyor.
Seçmek zor.
Cumhurbaşkanı etrafını 50 defa değişti.
Yine birileri yerleştirdi.
Ama sonuçta birileri öneriyor, birileri atanıyor.
Giresunlu Maliyeci önlemi almış, ‘hiç torpili olmayanları alacaksın!’
Saf  ve temiz olanları.
Anadolu çocuklarını.
Galiba bundan sonra referanslar değil.
Referansı olmayanlar tercih edilecek.
Zaten AK Partililere her seferinde söyledik.
CHP’lilerin de MHP’lilerin de çocukları devlet kadrolarına girebilmeli.
Hele meclisteki bu direnişten sonra.