Bazı dosyalar vardır; açıldığında sadece isimleri ve bir suçu değil; bir çağın vicdanını da sorgular, çürümüşlüğünü de ortaya döker. Epstein belgeleri tam olarak böyle bir dosya.

Yıllarca “komplo” denilerek geçiştirilen iddialar, “fazla karanlık” bulunup konuşulmayan gerçekler artık resmî belgelere, tanık ifadelerine, mahkeme kayıtlarına girmiş durumda. Ve bu karanlık ağın merkezinde “çocuklar” var. Mesele yalnızca bir kişinin suçu değil; çocukları hedef alan, korunan ve görmezden gelinen bir sistem.

Pedofili ; sapıklığın ötesi ruh hastalığı, insanlık suçlarının en karanlık ve en aşağılık olanıdır. Epstein belgeleri ise bu suçun bireysel sapkınlıklarla sınırlı olmadığını, güç, para ve dokunulmazlık zırhı altında örgütlenen bir ağın parçası olduğunu gösterdi.

Bir ada, Özel uçaklar, davetli listeleri, dokunulmaz isimler… Ve “hiçbir şey görmedik” diyen bir dünya. Ve tüm bunların ortasında susturulan çocuklar…

Asıl korkutucu olan şu: Belgeler açıklandığında dünya kısa süreli bir şok yaşadı, tartışma kısa sürdü. Ardından her zamanki gibi gündem değişti. Oysa dünya genelinde her yıl binlerce çocuk kayboluyor ve bir kısmı asla bulunamıyor.

Resmî kayıtlara “kayıp” olarak giren bu çocukların bir kısmı insan ticaretinin, cinsel sömürünün, yeraltı ağlarının kurbanı oluyor. Epstein dosyaları, bu karanlık gerçeğin sadece küçük bir bölümünü aydınlattı.

Her şeyin hızlandığı bir çağda, adalet özellikle bu dosyalarda yavaşlıyor.

Çocukların sesi ise yok,

Çünkü Onlar en savunmasız varlıklar.

Gücü, parayı ve dokunulmazlığı sorgulamadan bu suçla gerçek anlamda mücadele edilemez.

Asıl sorulması gereken soru şudur: Bu ağ gerçekten çözüldü mü, yoksa sistemin kendini koruması için yalnızca bir isim mi feda edildi? Çünkü sistemler kişilerle değil, onları koruyan mekanizmalarla ayakta kalır. Bu mekanizmalar sorgulanmadıkça benzer suçların tekrar etmemesi için hiçbir neden yoktur.

Pedofiliyle mücadele, yalnızca adli bir mesele değildir. Bu, aynı zamanda politik, toplumsal ve ahlaki bir duruştur. Her şeyden öte, bir “insanlık sınavıdır.” Ve bu sınavda dünya sınıfta kalıyor...

Bir toplumun gerçek medeniyet seviyesi, en savunmasız olanı ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür. Çocuklar kaybolurken susan, belgeler açıklanırken yüzünü çeviren bir dünya, ne kadar gelişmiş görünürse görünsün, vicdanen eksiktir ve sistem çürümüştür.

Kayıp çocukların hesabını kim verecek?

Epstein belgeleri kapanmış bir dosya değil, dünyaya açık bir uyarıdır. Unutulan her gerçek, yeni kayıpların önünü açar. Ve çocukların hesabı sorulmadıkça bu karanlık asla dağılmaz ve sadece şekil değiştirerek varlığını sürdürür.

Ve o zaman dünya gerçekten geç kalmış olur...