Trabzon, son yıllarda yalnızca turizmle anılan bir şehir olmaktan çıkıp, ekonominin farklı kulvarlarında adından söz ettirmeye başladı.

Bu dönüşümün en net fotoğraflarından biri de MÜSİAD Trabzon Şube Başkanı Mesut İskenderoğlu’nun basınla yaptığı istişare toplantısında ortaya kondu.

Toplantı, klasik bir “yıl değerlendirmesi”nin ötesindeydi.
Bir muhasebe vardı…
Bir özeleştiri vardı…
Ve en önemlisi, geleceğe dair cesur ama ayakları yere basan bir vizyon vardı.

Kimse inkâr etmiyor.
2025 yılı iş dünyası için zorlu bir yıldı. Finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar, dövizdeki dalgalanmalar, artan üretim maliyetleri…
İhracatçının omzundaki yük hafif değildi.

İskenderoğlu’nun toplantıda en dikkat çeken yönü de buydu.
Sorunları süsleyerek anlatmadı.
Gerçekleri saklamadı.

“Finansa erişim zorlaştı” dedi.
“İhracatçımız maliyet baskısı altında kaldı” dedi.

Ama umutsuzluk da aşılamadı.
Aksine, 2026 için temkinli ama güçlü bir iyimserlik vardı.

MÜSİAD’ın kurumsal kültüründe istişarenin özel bir yeri vardır.
Mesut İskenderoğlu’nun şu cümlesi aslında her şeyin özeti gibiydi,

“Kararlar değil, fikirler istişare edilir. Fikirler, istişare sonunda karara dönüşür.”

Bu anlayış, sadece bir dernek yönetim modeli değil; aynı zamanda Trabzon gibi şehirlerin gelişim reçetesidir.
Çünkü bu şehir, dayatmayla değil, ortak akılla büyür.

Evet…
Rakamlar ortada.
2025’te Trabzon, sadece Suudi Arabistan’dan 450 bin, toplamda 1 milyon 400 bin turist ağırladı.
Bu ciddi bir başarıdır ve görmezden gelinemez.

Ama asıl önemli olan şu cümleydi,

“Trabzon’un potansiyeli turizmle sınırlı değil.”

Fındık, çay, somon ihracatı…
Savunma sanayi,
Bakır ve sanayi üretimi,
Organize sanayi bölgeleri,

Trabzon, üretim kabiliyeti olan bir şehir.
Yeter ki bu potansiyel doğru planlansın, doğru desteklensin.

Belki de toplantının en stratejik başlığı buydu.

Trabzon’un fiziki alan sıkıntısı var, doğru.
Ama artık dünya sadece metrekareyle büyümüyor.

Bilişim, yazılım, yapay zekâ, teknoloji
Bu alanlar büyük arazilere değil; büyük fikirlere ihtiyaç duyar.

İskenderoğlu’nun şu tespiti son derece yerindedir

“Hevesli gençlerimiz, üretken girişimcilerimiz var.”

Trabzon, doğru ekosistem kurulursa teknoloji üssü olabilir mi?
Evet olabilir.
Hem de hiç uzak bir hayal değil.

Vergi konusunda söylenenler kulağa hoş gelmeyebilir ama gerçek şudur,
Adil vergi sistemi olmadan güçlü ekonomi olmaz.

“Çok kazanan çok, az kazanan az vergi verecek ama herkes vergisini verecek” cümlesi, iş dünyasının sorumluluk aldığını gösteriyor.

Bir o kadar önemli olan ise kamuda tasarruf vurgusudur,
Sadece paradan değil, insan kaynağından da tasarruf.
Doğru yerde, doğru sayıda, verimli çalışma,

Bu yaklaşım, laf olsun diye söylenmiş cümleler değil; iş dünyasının devletten beklentisini de net biçimde ortaya koyuyor.

Toplantıdan çıkan ana fikir şu bana göre

Trabzon’un geleceği var.
Ama bu gelecek kendiliğinden gelmeyecek.

İstişareyle,
Üretimle,
Gençlerle,
Teknolojiyle,
Ve ortak akılla gelecek.

MÜSİAD Trabzon’un ortaya koyduğu tablo, sadece bir derneğin değil; bir şehrin yol haritasıdır.

Üç kısa soru da ben sordum.

Hükümetin asgari ücret zammını değerlendirmesini ve ara zammın gerekli olup olmadığını,

Cevap “Hükümetin açıkladığı en düşük zamdır, isteyen işveren daha fazla maaş verebilir”

Trabzon MÜSİAD’a kayıtlı 100 üyenin bir araya gelip bir Trabzon Markası oluşturma düşüncelerinin olup olmadığını sordum

Cevap “İçimde kalan bir ukdedir. Bir hazırlığımız var. Umarız hayata geçiririz Trabzon için yeni bir marka yaratırız”

Ve son olarak da her seçim döneminde bir yerlere yakıştırılıyorsunuz milletvekili, belediye başkanı, il başkanı gibi ama her ne hizmetse bir türlü gerçekleşmiyor bu soruma da,

Cevap “Ya nasip” oldu diyerek siyasetin kapısını açık bıraktı.