Ksenofon'un kaleme aldığı Anabasis Onbinlerin Dönüşü adlı eserde, Onbinler diye bilinen paralı asker topluluğunun bugünkü Yunanistan kıyılarından kalkıp IRAK'ın kuzeyinde yer alan Cunaxa Muharebesi'ne gidişleri ve geri dönüşleri (MÖ 401–399), anlatılır...

Savaşa tutuştuklarında zaman M.Ö 400’leri gösteriyordu.

Peki bu topluluk kime karşı neden savaşıyordu?

Pers İmparatorluğu o dönemde bütün Anadolu’ya hakimdi.

Anabasis (Yukarı çıkmak ,yürümek)– On Binler'in Dönüşü, Pers prensi Kyros'un iktidarı ele geçirmek için ağabeyi II. Artakserkes'e karşı açtığı sefere katılan askerlerin savaş ve yurda dönüş macerasını anlatır.

Imparator II. Artakserkes'e karşı satrap(vali) kardeşi Kiros isyan edip tahta geçmeye çalışınca etrafında da yeterli kuvvet bulamayınca kiralık askerlerle taht rüyasıyla kral olan abisi ile savaşa tutuşur.

Kiros savaş meydanında öldürülür.

Kiralık askerler direnirse de en önemli komutanlarını kaybedince başsız kalıp bir an önce ülkelerine dönmek üzere planlar yapmaya başlarlar.

Tarihci yazar Kshenepon'u kendilerine lider seçip yola koyulurlar. On bin kişilik bir kuvvet olarak yola çıkan bu topluluk Ege kıyılarına yanaştıklarında 6000 kişinin altında kalmışlardı.

Bilim insanları, Yazarlar, araştırmacılar, Onbinlerin Anadolu’yu baştan başa geçip Karadeniz’e, Trabzon’a indiklerini yazarlar.

Sonra da Trabzon'un neresine nereden indiklerini tartışırlar.

Neticede nerden inerseler insinler çıktıkları macera dolu yolculukları başladıklarında Karadeniz ve Trabzon hedefleri idi.

Ama neden Trabzon ve Karadeniz?

Öyle ya Akdeniz üzerinden gemi yolculuğuyla Ege kıyılarına ulaşmaları mümkünken neden zor doğa şartları ve engelli bir yolculuğa başvurdular?

Aslında Onbinler bir ordu değildi.

Pers satrabı Kiros'un kral olmak için abisine karşı savaşmak üzere topladığı paralı askerlerdi.

Yenildikten sonra Trabzon'a ulaşıp oradan memleketlerine ulaşmanın gayreti içinde idiler.

Yolda karşılaştıkları yerel halk ile çoğu zaman savaştılar.

Çünkü yaşamak için yiyecek lazım. Kimse kimse ile ekmeğini paylaşmak istemez.

Onbinler de bir turist grubu değildi tabiki...

Başıbozuk, maceraperest silahlı bir topluluk...

Geçtikleri yerlerden kolayca kabul görmüyorlardı.

Onbinler de gıda temini için köyleri yağmalamaktan vazgeçmiyorlardı.

İlk bakışta mantıklı olan şu gibi görünür:

“Madem Mezopotamya’dalar, güneye inip Akdeniz kıyısına ulaşsınlar ve oradan gemiyle Yunanistan’a dönsünler.”

En yakın rotayı neden tercih etmediler o zaman.

Çünkü Pers İmparatorluğu o dönemlerde hem Akdeniz'e hem de anadolunun batı bölgesine hakimdiler.

Ve Pers Kralını tahtından etmek için yola çıkan Onbinler bunu göze alamazdılar. Yenik ve bitik bir ordu daha az riskli bölgeden geçip Trabzon Limanına kavuşmak ordan da memleketlerine dönmek istiyorlardı.

İlk bakışta mantıklı olan şu gibi görünür:

Yine o dönemlerde Trabzon ve Karadeniz'de Ege'nin karşı yakasından gelen yurttaşlarının ticari kolonileri olduklarını biliyorlardı.

Kısaca başıbozuk bir ordu olarak yurda dönüş maceralarının final noktasında Trabzon Dağlarının bir tepesinde

THALASA THALASA/Deniz deniz diye bağıranların kurtuluşunun uçsuz bucaksız dağlardaki sevinç çığlığı idi.

Ve bu yolculuk 8 ay sürecekti

Bir müddet Trabzon'da kaldılar,10 bin kişi çıktıkları yolculuk sırasında ara verdikleri Trabzon'da 6/ 7000 kişi kalmıştılar.

Trabzon için o zamanın şartlarında büyük bir rakamdır bu.

Şehir bu yükü çekemiyordu .

Artık ülkelerine dönmeleri gerektiği kendilerine söylenince ayak sürtseler de Karadeniz üzerinden yurtlarına geri dönmekten başka çareleri de kalmamıştı.