Hiç bitmiyor bizim karanlık işlerimiz farkında iseniz, biri bitiyor diğeri başlıyor. Tınmıyor canım ülkem…

97’lerde hatırlarsanız Susurluk diye bir skandal patlak vermişti, cem-i cümlemiz her gece saat 21’de bir dakika ışıkları kapatmıştık. “Sürekli aydınlık için, bir dakika karanlık” sloganı üretilmişti hep beraber “aydınlığımızı karartanları, karanlığa boğalım” diyorduk. Derin devlet-Susurluk çözüldü mü? Asla çözülmedi, hep bi’ karanlık kaldı.

Tencere tava çaldık, vız geldi tırıs gitti.

Şimdi aklıma geldi, tam bugünkü durumumuzu anlatıyor aktarayım sizlere.

Vaktiyle, Osmanlı ordusunda senelerce mehter takımlarının köslerini taşıyarak ihtiyarlamış bir deve varmış, sonunda azad edilmiş. (Kös; Mehter takımının en büyük, en güçlü ve ritmi belirleyen vurmalı çalgısıdır. Hani tam mehterin tam ortasında kocaman iki davul vardır, hah işte o) Gördüğü hizmetlere karşılık olarak boynuna bir ferman asılarak bu devenin istediği bağ ve bahçeye girebileceğini ve buna engel olanların hatta bu deveye dokunanların büyük ceza göreceği ahaliye de duyurulmuş. Bizim “Fermanlı deve hazretleri” bir gün fakir bir adamcağızın bostanına girmiş. Bostancı bir şey diyemiyor elbette, fakat kimse duymadan deveyi de ürkütüp kaçırmanın yollarını arıyor. Almış eline bir küçük değnek ve bir tencere kapağı. Yavaş yavaş tıngırdatmaya başlamış. Yan komşu durumu görünce seslenmiş bizim Bostancıya: “Yahu komşu, boş yere uğraşma. O deve bunca yıl kös dinlemiş, senin o tencerenin kapağının tıngırtısı ona vız gelir…”

Gelinen noktada aynıyız, duymuyor, görmüyor, bilmiyoruz…

İşte bugün ben yine o meşhur teklifimi ülkeyi yönetenlere hatırlatayım diyorum.

Ey ülke yöneticileri, derhal bir “Karanlık İşler Bakanlığı” kurun. Çıkılmıyor işin içinden. Karmakarış bir ülke yarattınız elbirliği ile.

Size Galaylı Gazan olarak da iki Genel Müdürlük armağan ediyorum: 1- Alaca Karanlık Genel Müdürlüğü, 2- Zifiri Karanlık Genel Müdürlüğü…

Yeminle şu an bile aramızda bir Fermanlı Deve Hazretleri dolanıyor, ritimli bir biçimde ülkeyi yiyor…

MUHTARLARLA TOPLANTI YAPAN İKTİDAR PARTİSİ

Valla muhteşem bir ortama çektiler ülkemizi, ülkeyi yöneten parti durumundan ülkenin sahibi bir parti çizgisine elbirliği ile geldik sayelerinde.

İktidarın partisi AKP, İl Başkanı marifeti ile Trabzon merkezdeki 87 muhtarı toplamış (70’i katılmış toplantıya) ve onların istek ve dileklerini dinlemiş. DSİ’nin salonunda ve yanında TİSKİ Genel Müdürü, DSİ Bölge Müdürü ve AKP Ortahisar İlçe Başkanı ile beraber.

10 sene muhtarlık yaptım, bunun 8,5 senesini Trabzon Muhtarlar Derneği Başkanı olarak asla bu duruma düşmedim. Bir kez DYP Merkez İlçe Başkanı bizi çağırmıştı, muhtarları dinleyip (o dönem DYP-ANAP Hükümeti var) sorunlara merhem olmak için, gittik ama İlçe Başkanı bizimle toplantıya başlamadan çağırdığı basın mensuplarına siyasi mesajlar verdiğini gördüğümüzde topluca tepki gösterip salon dışına çıkmıştık. Genelde İl’in Valisi çağırır, yanına Belediye Başkanını alır ve bizimle toplantı yapardı. Ve onların yanlarında da tüm kamu müdürleri ve yerel müdürler…

O günlerden, şimdi iktidarın İl Başkanı ve Trabzon’daki kısıtlı müdürlerle istişare toplantısına yatay geçiş!

Muhtarların muhatabı kentin Valisi, Kaymakamı, Belediye Başkanıdır.

Siyasi parti başkanı muhtarlık makamını ayağına çağıramaz, hele yanına kısım müdürlerini alıp toplantıya başkanlık yapamaz.

Ben böyle gördüm, böyle bilirim.

Devletin temsil yetkisi üç kurumdadır, 1- Cumhurbaşkanlığı, 2- Valilik (Kaymakamlık), 3- Muhtarlık (Köy ve Mahalle)

Ve sadece Türkiye Cumhuriyeti mührü bu üç kurumda bulunur.

Gördüğüm manzaraya sadece “yazık” diyorum ve,

Muhtarlığı ayağa düşürmeden dik duran 17 muhtarı kutluyorum…

MANİSA’DAKİ POMPALI TÜFEKLİ ÖĞRENCİ…

Sen öğretmenin önlüğü ile uğraş dur, Manisa Turgutlu’da öğrenci pompalı tüfekle okula giriyor. Daha dün bir, bugün iki, görüyor musunuz durumumuzu?

Bir iki gün önce de İçişleri Bakanı ve Milli Eğitim Bakanı bir araya gelmiş, okullardaki önlemleri konuşmuştu. İçimden diyordum, arkadaşım geç kaldınız geç diye.

Hani bizim Trabzon Valisinin bir haberini görmüştüm, Temmuz/ Ağustos ayları idi. tüm paydaşları ile deniz kazaları için toplantı yapmıştı! Ey Allah’ım ya, demiştim. Nerede ise deniz mevsimi bitiyor beyler oturmuş önlemleri konuşuyor! Arkadaşım bunu sezon başlamadan yapacaksınız. Gerçi kaleme düşürmemiş, sadece düşünmüştüm. Bu İçişleri ile Milli Eğitim’in toplantısı da aynı, okullar açılmış bu beyler ancak bir araya gelmiş hasbihal ediyor…

Daha yeni yazdık, ne yazık ki çocuklara şiddet olayları inanılmaz büyümüş durumda, çocuk çeteleri, haraç örgütleri epeyce yaygınlaştı. Maalesef ateşli silahlara çocuklar çok kolay erişebiliyor. Zaten sabah akşam ellerindeki tabletlerden, TV’lerden bunu seyrediyorlar.

Devletin çok hızlı bir şekilde çözüm bulması gerekiyor. Amerika yıllardır bu sorunu çözemedi, bizde de bu sorun onlarınki kadar büyürse önünü asla alamayız.

Hasta ettiniz bu milleti Yusuf, hasta. Hatta resmen manyak ettiniz, hasta ettiniz, psikopat deli ettiniz. Yeter ulan yeter. Hani sizin fesli Kadir’iniz diyordu ya, keşke Yunan galip gelseydi diye. Hakikaten Yunan bu kadar zulmetmezdi kendi insanına ya. O fesli deli Kadir’i bana haklı çıkaracaksınız. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, devlet…

Şimdi biriniz çıkar “güvenlik zafiyeti yok” der, birinizde “çocuklarımızı bundan önce koruduğumuz gibi bundan sonra da koruyacağız” der, bizde aval aval seyrederiz.

Umarım öğretmenler önlüklüdür, önlük çok önemli çoookkk…

12 ÖZEL FON’DİPÇİLER…

Görüyorsunuz değil mi demokratik yurdumda olanları, 12 kişi bir araya geliyor, kapalı fonda 4,5 yılda kazancını 524 kat arttırıyor ve sonra aynı 12 kişi SPK’ya gidip halka arz ediyor. Devlet sırrı kim bu 12 kişi, halk bilmiyor!

1 milyon lira yatırıyorsun ve bunu gerçekleştiren 12 kişiden birinin parası 4,5 senede 524 milyon oluyor ve bundan Türk halkının haberi olmuyor, olmayacakmış ayrıca!

Yok öyle yağma arkadaş, yok öyle söylentiler ile muhalif belediye başkanlarını senelerdir içeride tutmaya devam et ama iş kendine geldiğinde kafanı kuma göm.

Valla Aziz Nesin haklı, gerçi rahmetli söylediği o veciz sözü sonradan “Türk halkının yüzde 40’ı akıllıdır” diye değiştirmişti ama bu net bir gerçek, bende inanıyorum.

Fon olayı ile ilgili kişilerin mallarına da el koyulmuş, sevsinler sizi…

Dilan Polat’ın ve eşinin tüm mal varlığına tedbir koyan kimdi? Siz. Lüks araçlarına el koyup polis arabası yapan kimdi? Siz. İstanbul caddelerinde polislere Porsche marka arabalarla tur attırıp caka sattıran kimdi? Siz. Peki, bu arkadaşların tokatladıkları tüm maddi manevi varlıkları kim iade etti? Siz. Polisin altından o arabaları kim alıp geri verdi? Siz.

Şimdi kalkmış, Foncuların tüm mal varlığına el koyduk diyorsunuz, biz de inandık öyle mi?

12 Fon’dipleyen kişiyi açıklamazsanız size inananın ta…

AMEDSPOR’LULAR KADAR OLAMIYORUZ, İYİ Mİ?

Hatırlarsanız bu köşeden Amedspor için yazılar yazmış, konunun spor içinde kalmasını ve centilmenlik sergilememiz gerektiğini söylemiştik. Epeyce tepki aldık, biliyorum.

Bizim Trabzonspor’un yöneticileri önce onların şampiyonluğunu kabul edip tebrik bile etmedi, ardından da ortalığı geren demeçler verdiler. Arkadaş siz spor, kardeşlik, centilmenlik çerçevesinden çıkmayın dedik yine epeyce eleştiri aldık. Buradan yine net söylüyorum ortalığı TS yönetimi germiştir oysa Doğu’da Güneydoğu’da Trabzonspor hem sevilir hem Anadolu’nun öncüsü görülürdü. Neyse, gittik Diyarbakır’a layığımızla (!) ağırlandık, üstüne birde yenildik geri döndük. Sosyal medyadaki Trabzonspor düşmanlığını görmüşsünüzdür.

Şimdi, geçen hafta Diyarbakır’daki Beşiktaş-Amedspor görüntülerini gördünüz mü? Muhteşem, Diyarbakırlılar Beşiktaş formalı insanların yollarını kesiyor zorla ciğer ikramı yapıyorlar. Çay içirmek için kafelerin bir bölümünü rahat etsinler diye onlara ayırmışlar, hanlarda birbirine tezahürat yapıp kadeh tokuşturanlarla doldu taştı. Bunları sadece ben değil, bütün BJK’lılar anlatıyor, şahane ağırlandıklarını yenilen BJK Başkanı bile mutlu dille anlatıyor.

Dönüyoruz Trabzon’a, bizde çoluğunun çocuğunun yanında linç edilmeye çalışanlara mı rastlarsınız, zorla forma çıkarttırılanlara mı? Kocasının yanında ya, kocasının yanında kadının Fener formasını çıkarttığımızı hatırlatırım geçen ay Trabzon’da. Nedir bu fanatiklik ey Trabzon?

Gidin bakın şimdi Diyarbakır’a, örnek alın. Onlar terörist bizler milliyetçi öyle mi? Bir iki kişi görüntüde ırkçı ise nasıl bir koca kentin tamamı terör örgütü üyesi oluyor arkadaş? İnsanın aklı haf salı almıyor!

Trabzonspor yönetimine diyorum ki, gidin Diyarbakır’dan insanlık öğrenin.

Germeyin şu memleketin hassas noktalarını…