Tenis, dışarıdan bakınca hız ve refleks oyunu gibi görünür. Ama biraz derine indiğinizde, aslında sabrın ve doğru zamanlamanın işi olduğunu fark edersiniz. Çoğu oyuncu topa bir an önce vurmak için sabırsızlanır; oysa işin sırrı, topun kendini göstermesini beklemekte saklıdır. Bu bekleme pasiflik değil; bilinçli bir hazırlık, dikkatli bir gözlem. Çünkü teniste kazandıran vuruşlar aceleyle değil, doğru anı yakalayan sabırla gelir.

Her top, size doğru gelirken aslında bir şeyler anlatır. Hızı, dönüşü, yüksekliği, yönü… Hepsi rakip hakkında size bilgi fısıldar. Deneyimli bir tenisçi bu sinyalleri okur, vuruşunu ona göre şekillendirir ve kararını son ana kadar erteler. "Topu beklemek" tam burada devreye girer: Vuruştan önceki o kısa ama kritik anda, top size ne yapmanız gerektiğini söyler. Bekleyen oyuncu bu bilgiyi alır ve en doğru kararı verir.

Beklemek, fiziksel olduğu kadar zihinsel bir disiplindir. Oyuncunun bacakları aktif, gövdesi dengede, raketi hazır olmalıdır. Bu pozisyonda beklemek, aniden gelen bir topa karşı bile kontrolü kaybetmemeyi sağlar. Roger Federer'in zarafeti de Rafael Nadal'ın direnci de büyük ölçüde bu bekleme disiplininden beslenir. Onlar topa değil, topun kendilerine söylediklerine göre hareket eder.

Erken vurmak, çoğu amatör oyuncunun en büyük tuzağıdır. Oyuncu topu görür görmez harekete geçer ve vuruşunu sabitler; oysa top henüz ona tam bilgiyi vermemiştir. Bu acele genellikle ağa takılan toplar, dışarı taşan vuruşlar ve kaybedilen sayılarla sonuçlanır. Beklemek ise oyuncuya bir an daha kazandırır; bu an, maçın kaderini değiştirebilir. Tenis literatüründe bu durum "geç hazırlık, erken bilgi" ilkesiyle açıklanır (Bollettieri, 2001).

Peki, top size her şeyi söyleyene kadar beklemek ne kadar sürer? Bu süre milisaniyelerle ölçülür ve oyuncunun seviyesine göre değişir. Ama o kısacık aralıkta bile denge, konsantrasyon ve öz güven korunmalıdır. Bekleyen oyuncu, rakibin hareketlerini de izleyerek bir sonraki vuruşu için ipucu toplar. Böylece bekleme, sadece o anki vuruşun değil, sonraki sayıların da temelini oluşturur.

Tenis, topa vurma oyunu değil; topu anlama oyunudur. Top size her şeyi söyleyene kadar bekleyin, çünkü o konuştuğunda siz zaten kazanmışsınızdır. Acele eden kaybeder, bekleyen kazanır. Çünkü gerçek güç, kontrol edilemeyeni kontrol etmeye çalışmakta değil; kontrol edilebilir anı sabırla beklemekte yatar. Unutmayın: Teniste en hızlı oyuncu değil, en doğru zamanda hareket eden oyuncu kazanır.