Şu toprak, yorgun bir devin uykusundan uyanıp da alnındaki teri silmesiyle kuruldu. Adına Cumhuriyet dediler; kimsesizlerin kimi, karanlıkta kalmışların feneri, yarım kalmış bir rüyanın şafak vakti oldu o uyanış.
Bir asrı devirip de üç yıl daha ekledi ömrüne o ulu çınar; kökleri derinlerde, dalları gökte, sonsuzluğa râm bir gökkubbe gibi.
İzmir'in kadife körfezinden Van'ın sarp dağlarına, Karadeniz'in hırçın dalgalarından Akdeniz'in sakin sularına kadar uzanan vatanımız, her ekim yeliyle biraz daha gür, biraz daha kendinden emin esiyor.
Zira kağıt üstünde yazılmış maddelerden ibaret değil bu destan; tarlada sabanı tutan nasırlı ellerin, tahtaya "Atatürk" yazan sabanın ucundaki sabrın, fabrikada çarkı döndüren emeğin ta kendisidir bu destan.
Yüzü aşkın yıldır, cehaletin tırnaklarını söküp duvarlara kazınan hürriyetin çığlığıdır Cumhuriyet.
O, feneri eline alıp sokakları, yarınları aydınlatan bir aydınlık sevdası.
O kadınların yaşmağında oya, omuzlarında haklı bir gurur, çocukların gözlerindeki umut inancıdır.
Ne zaman rüzgar ters esse, ne zaman ufukta bir bulut belirse, bu toprağın evlatları göğsünü siper etti o büyük iddiaya.
Çünkü bilirlerdi ki, özgürlük, nefes almak kadar doğal, onu korumak kadar kutsaldır.
Bugün...
103 yaşında bu büyük vatan. Ne saltanatın kibri var köklerinde, ne de esaretin zifiri; sadece ve sadece bir milletin kendi kaderini kendi elleriyle yazmasının o sarsılmaz iradesi var doğudan batıya, kuzeyden güneye.
Dalgalan ey al bayrak göklerin en kutsal yerinde. Sen dalgalandıkça bu topraklar hür, bu millet hep ayakta kalacak.
Nice yüz yıllara, ey şanlı Cumhuriyet...
Cumhuriyet'imizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, kahraman silah arkadaşlarını ve vatanımız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Onların bıraktığı miras, ülkemizin aydınlık yarınları için en büyük rehberimizdir.
Ruhları şad olsun...
Saygı ve Muabbetle