Türk dünyasının kalbi Ankara'da atarken, gözler Türk devletlerinin liderlerini bir araya getiren zirvedeydi.

Türkiye, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve KKTC Cumhurbaşkanı düzeyinde katılım sağlarken Azerbaycan’ı Dışişleri Bakanı Temsil etti.
Ancak o zirvede önemli bir eksiklik vardı.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev yoktu.
Hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bizzat telefonla davet etmesine rağmen.
Kardeşim dediği kardeşinin davetine icabet etmeyen İlham Aliyev.
İnsan sormadan edemiyor
Ne oldu da iki kardeş ülkenin liderleri arasındaki bu önemli buluşmada Aliyev Ankara'ya gelmedi?
Gerekçe olarak Bakü'deki FIFA U-15 Dünya Kupası'nın kapanış törenini gösterdi.
Komik bir gerekçe yani.
Gelmek istememiştir,
Peki neden?
Son dönemde Türkiye ile Azerbaycan arasında dikkat çeken bazı gelişmeler yaşanıyor.
Azerbaycan'da okullarda başörtüsüne yönelik kısıtlamaların Türkiye'de tartışma konusu olması ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın bu uygulamalara yönelik eleştirileri Bakü'de tepkiyle karşılandı.
Hemen akabinde Azerbaycan'ın 31 Türk vatandaşına ülkeye giriş yasağı getirmesi, iki ülke arasındaki tartışmaları daha da büyüttü.
Karşılıklı açıklamalar, diplomatik rahatsızlıklar derken şimdi de Aliyev'in Ankara'daki zirveye katılmaması işi farklı boyutlara taşıyor ki iki ülke insanı asla bu durumu tasvip etmiyor.
Bütün bunları birbirinden ayırmamız doğru değildir.
Ama bana göre bu işin bir de İsrail boyutu var.
Azerbaycan'ın İsrail'le özellikle savunma sanayisi, askerî teknoloji ve enerji alanlarında geliştirdiği ilişkileri biliyoruz.
Mesela İsrail ve ABD birlikte, İran’a saldırırken Azerbaycan saldırıyı kınamadı, hattı İsrail’in lehinde açıklamalarda bulunmuş.
Mesela ayın İsrail, Filistin ve Gazze’ye, hatta Lübnan’a saldırırken, Türkiye’ye tehditler savururken Azerbaycan yine İsrail’in yanında durdu.
Mesela Türkiye, Filistin’i devlet olarak tanırken, Azerbaycan tanımadı.
Türkiye Filistin ve Gazze'de yaşanan insanlık dramı karşısında İsrail'e karşı çok daha sert bir siyasi tutum izlerken Azerbaycan sessiz kaldı
Elbette Azerbaycan'ın başka ülkelerle ilişkilerini kendi millî çıkarları doğrultusunda belirleme hakkına sahiptir.
Ancak Türk dünyasının birlik ve beraberliğinin konuşulduğu bir dönemde, Türkiye ile Azerbaycan'ın bölgesel meselelerde farklı pozisyonlarda bulunması da üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.
Şunu unutmamak gerekir;
Her ne kadar Azerbaycan’ın Karabağ zaferini Türkiye’nin SİHA ve İHA’larıyla kazansa ve İlham Aliyev “Paramızla satın aldık” çıkışı yapsa da Türkiye, Karabağ meselesinde Azerbaycan'ın yanında durdu.
Sadece sözle değil, siyasi ve diplomatik desteğiyle de Azerbaycan'ın haklı mücadelesine omuz verdi.
İki ülke arasındaki kardeşlik, sıradan diplomatik ilişkilerin çok ötesindedir.
Ama kardeşlik, sorunların üzerini örtmek değildir.
Kardeşlik, gerektiğinde birbirini uyarmak, yanlış gördüğünü söylemek ve ortak menfaatlerde buluşabilmektir.
Bugün sorulması gereken asıl soru şudur,
Azerbaycan, Türkiye ile ilişkilerinde yeni bir mesafe mi koyuyor?
Yoksa son dönemde yaşananlar, iki ülke arasında biriken diplomatik rahatsızlıkların geçici bir yansıması mıdır?
Umarım İsrail’in gazına gelmemiştir.
Henüz kesin bir hüküm vermek için erken.
Aliyev'in Ankara'ya gelmemesini doğrudan Türkiye'ye karşı bir tavır veya İsrail'e verilmiş bir mesaj olarak nitelendirmek de doğru olmaz ama inanın ben çok üzüldüm.
Bu gelişmeyi önemsiz bir protokol meselesi olarak görmek de mümkün değil.
Çünkü Türk dünyasının birliğe en fazla ihtiyaç duyduğu bir dönemde, iki önemli kardeş ülkenin arasında soru işaretlerinin oluşması kimsenin arzu edeceği bir durum değildir.
Türkiye ile Azerbaycan'ın arasını açmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürülmemeli.
Ne Ankara Bakü'süz ne de Bakü Ankara'sız Türk dünyasının geleceğini güçlü biçimde inşa edebilir.
Kardeşlik sözle değil, zor zamanlarda gösterilen dayanışmayla ölçülür.
Dostluk baki kalmalı, kırgınlıklar giderilmeli, diplomasi devreye girmelidir.
Çünkü bizim için mesele sadece iki devletin ilişkisi değil, Türk dünyasının geleceğidir.