Amerika üstlerinin yer aldığı Birleşik Arap Emirlikleri, İran’ın füzelerini “Uluslararası kurallara aykırı” diye şikayet ettiğinde, “İsrail’inkiler uygun mu?” diye kendi kendime sormuştum.

Ama önceki gün; “Türkiye’nin de aralarında bulunduğu” ibaresi ile başlayıp, “12 ülke yayımladıkları ortak bildiri ile İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırılarını kınadılar” ifadesi ile devam eden açıklamayı okuyunca, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dememek mümkün mü?

Üstüne üstlük bir de İran’ın bunların içindeki bazı ülkelere değil, barındırdıkları üstlere saldırısını “Uluslararası hukuka aykırı” sayarak kınanması yok mu?

Ne denir?

“Pes artık!” yeter mi?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BABACAN'IN TESPİTLERİ…

Şimdinin DEVA Partisi Genel Başkanı olan Ali Babacan, AK Parti hükümetinde Başbakan Yardımcısı olan Ali Babacan’a dayanarak 14 Ocak 2015’de şunları yazmışız:

Değişin bir şey olmuş mu?

Değerlendirme size kalmış!

*

2002'den beri, AK Partili tüm hükümetlerde aralıksız olarak Bakanlar Kurullarında görev yapan, şimdinin Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın "acı ama gerçek" diyebileceğimiz Türkiye Ekonomisi tespitleri:

*

-"Ülke içinde katma değer üreten sanayinin milli gelirden aldığı pay son bir kaç yıl içinde azalmaya başladı."

Ali Babacan şunu mu demek istiyor? -"Bu ülkede gerçek manada üretim ekonomisi giderek küçülüyor."

-"Sanayici, birikimlerini teknolojiye yatırmak yerine; 'Bir arsa alayım. 5 yıl sonra nasıl olsa değer kazanır, böyle böyle olur' demeleri ekonomide verimsiz bir yapıya neden oluyor."

Ali Babacan şunu mu demek istiyor? -"Arsa, inşaat, bina ile verim ekonomisi olmaz. Sadece göz boyama ve kendi kendini aldatma olur."

*

-"Haksız kazancın önlenmesi gerekiyor. Buna hemen el atmazsak aksi halde bir kaç yıla kalmaz farklı ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalabiliriz."

Ali Babacan şunu mu demek istiyor? -"Memlekette haksız kazanç aldı başını gidiyor. Bunu durdurmaz isek, gelecek bundan da beterdir.”

SİYASET SANKİ VAZGEÇİLEMEZİMİZ!

Hiç uzatmaya, evelemeye hatta gevelemeye bile gerek yok!

Evde, işte, okulda, kışlada, bağda bahçede, havada karada denizde!

Velhasılı kelam insanın olduğu her yerde…

Siyaseti adeta “Vazgeçilemeyen” haline sokmak, Allah’ın “insan” diye yaratıp, “Akıl” ile donatıp, kullanmak üzere “irade” verdiklerine yapılacak en büyük kötülüklerdendir.

Hele hele siyasetin seçim sandığını, demokrasinin tek argümanı olarak görmek yok mu?

Hem de 4-5 yılda bir kamunun önüne konulmasına rağmen…

Kıssadan hisse ve de ezcümle.

Bir spor müsabakasını izlemek için gidip, 3 gün konakladığımız Norveç’de, insanların sakin sakin bir yöne gittiklerini görünce merak edip sormuştum.

“Nereye gidiyorlar?” diye.

Aldığım cevap: “Oy kullanmaya.”

Ama etrafta seçim afişleri, bağırma çağırma yok ki” dediğimde aldığım cevap yetmişti: “Niye olsun ki?”

ÜST GEÇİT HUKUKSUZLUĞU!

Az veya çok, 3 veya 5 kazayı önleme adına, karayollarında yer alan üst geçitlere, pankart asılmasının yasalara aykırı olduğu konusuna takılıp kalmaya devam edeceğim!

Ta ki bu ülkede kanun nizam ve hakimiyetinin hiç değil ise bu durumda tecelli etmesi için…

Bu konuya geçen hafta İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın değinerek destek verdi.

Ben diyeyim “Adalet”, siz söyleyin “Kamu” adına teşekkür edip açıklamasından kısa bir bölümü paylaşıyorum:

“Siyasette iktidar gücünün bu şekilde ortaya konması ve uygulanmasını doğru bulmuyorum. Bugün Akçaabat’ta o pankart kaldırılır. Bu hukuksuz ve adaletsiz düzende başka bir gün başka normal bir uygulamaya karşı çıkılabilir. Burada önemli olan adalet ve hukuktan şaşmamak. O pankartın kaldırılması ne kadar hukuksuzsa diğer pankartların asılması da o kadar hukuksuzdur.”

KREDİ KARTINI, PARA OLARAK GÖRMEMEK!

Fadime, Temel’e; “Ula Temel, markete gideceğim. Kredi kartını versene” diye seslenir.

Temel; “Kaç lira lazım Fadime?” diye sorar.

“Para istemedim. Kartını istedim” der Fadime…

Temel, “İkisi de aynı şey değil mi?” sorusuna Fadime’nin verdiği cevap kredi kartı kullanmayı farklı gören, zanneden Türk toplumu için ibretlik cevaptır:

-“O da nerden çıktı? Para olunca vermeye kıyamıyorum. Kartla her istediğimi alıyorum!”

Kıssadan hisse; geçen gün hanım markete girdi. “Ben dışarda bekleyeyim” dedim.

Cebimden bir tomar para çıkartıp uzattım. Almadı!

Kredi kartını bekledi! Sanki o da para değilmiş gibi!

Anlatabildim mi?

KISSADAN HİSSE…

İnönü-Bölükbaşı muhabbeti…

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü ile CKMP Genel Başkanı Osman Bölükbaşı, Adana’daki seçim çalışmalarından sonra Ankara’ya aynı uçakla dönüyorlarmış.

Uçakta, İnönü’nün yanında küçük torunu da varmış.

Uçak alçaktan uçarken, minik torun elindeki şekerleri göstererek; “Dede atalım da çocuklar sevinsin” deyiverince, Osman Bölükbaşı hemen yandan söze karışmış:

"Yeğenim, yeğenim. Dedeni atta bütün millet sevinsin.”

Uçakta bulunan herkes rahmetli İnönü’nün dakikalarca güldüğünü anlatırlar.

*

Kıssadan hisse, bir o günkülerin muhabbetine bakın, bir de bugünkülerin muhabbetsizliğine…