2026 FIFA Dünya Kupasında D grubundaki ilk iki maçında, Avusturalya ile Paraguay’a mağlup olarak 22 yıl sonra katıldığı turnuvadan Haiti ile birlikte en erken elenen iki takımdan biri olan Türkiye A Milli Futbol Takımı ,büyük bir hayal kırklığı yaratırken, İtalyan teknik direktörü Francesco Montella’da büyük eleştirilere maruz kalmıştı.
Ancak futbolseverlerin az da olsa küllenen üzüntüsü ,yeniden depreşti.
Zira, UEFA Uluslar A Ligi 1. Grupta ikisi sahasında biri de deplasmanda çıktığı ilk 3 maçı da kaybeden Türkiye, önceki akşam Bologna’da karşılaştığı İtalya’ya da 3-1 kaybedip 4 maçta 0 çekerken, Ay-Yıldızlılar 1988'den beri ilk kez üst üste oynadığı dört maçta, 4 yenilgi almış oldu.

Bu maçlarda attığı 2 gole karşılık kalesinde 11 gol gören milliler, kalan iki maçında İzmir’de Belçika ile oynarken, deplasmanda da Fransa’nın karşısına çıkacaklar.
Gruplarda 3 maçı kalan Çekya ile 2 maçı bulunan Sırbistan’ın da Türkiye gibi 0 puanları var.
Ve en iyi 4. statüsünden A Liginde kalacak olanı bu takımların kalan maçlarda alacakları puanlar belirleyecek.. diyelim, gelelim söyleyeceklerimize..
Sinyor’a bir haller oldu!
Önce Sinyor Montella’dan başlayalım.
Baştan hepimizin başarılı deyip, çok da sempatik bulduğumuz İtalyan teknik adam, giderek sanki kabuk değiştirip antipatikleşti.
Kötü oyun ve kötü sonuçlara rağmen hiç bir eleştiriyi ‘En iyisini ben bilirim, siz de ne anlarsınız’ mantığıyla kulak arkası edip herkesle inatlaştı.
Başta da gerek kadro seçiminin yanında sahaya sürdüğü oyuncular g erekse de çare olmadığı aşikar santraforsuz oyundaki ısrarıyla ;
Dedirtip ‘ Olayım o kafaya;
hamsi gibi umutları vurdurdu karaya..
Çok şey var söyleyecek, yazacak da bir kaçına değinelim.

Formsuzlukları nedeniyle kendi takımlarında zor forma giydiklerinde bile taraftarlarca protesto edilen Barış Alper, Eren, Abdulkerim, Kerem, İrfan Can, Oğuz Aydın, Melih Demiral gibi isimlere sürekli şans vererek milli takımı adeta rehabilitasyon merkezine çevirirken,
Başta da Mustafa Eskihellaç olmak üzere Trabzonspor’lulara üvey evlat muamelesi yapan bu Montella, nasıl olduysa son maçta sahaya sürdüğü Aral, hem de 61. dakikada beraberlik golünü attı ama, O’nu da dışarı aldı.
Niye ya..
Başka gol atmasın diye mi?
Sahi, 3-1 mağlup durumdaki bir takım bitime birkaç dakika varken niye oyunu durdurup oyuncu değiştirir ki?
Daha fazla gol yemiyelim diye mi?
Yukarıda havalar nasıl?
Peki, sahası böyle de ,yukarısı nasıl bu çoğu kez 11 oyuncusunun tamamı yabancı sahaya çıkan bu Türk futbolunun?
Hani o, yıllarını bu işe verip, gerek sahada , gerekse de teknik adam olarak en üst düzeyde hizmet edip Türk insanını gururlandıran başarılara imza atan isimler bir kenarda dururken,
İşinsanı, tüpçü, milli piyangocu, müteahhit yönetimlerinden bir türlü kurtulamayan Türk futbolu.

Hakemlerinin başındaki MHK’sı,
Maçlarını yöneten hakemleri,
Hakemleri notlayan Gözlemcileriyle Türk futbolunun durumu nedir?..
Ortaya çıkan tapelerden, söylentilerden sonra MHK Başkanı istifa etti.
Hakemlerden şike ve bahis suçlamasıyla tutuklanan var.
Durumları araştırılıp soruşturulanlar da az değil.

Üstelik geçmişte gösterdiği 4 kırmızı kart yetmezmiş gibi, son dakikalarda verdiği olmayan penaltı ile Trabzonspor’u yakıp, futbolcusu Salih’ten de kırmızı kart görerek tüm Dünya’da manşet olan ve de bu maçtan sonra hakemliği sona erdirilen bir şahıstan da, adil karar verebilmek için görüş isteniyormuş.

VAR’daki Mete Kalkavan’la birlikte Trabzonspor’un bariz penaltısını vermeyerek şampiyonluğu Başakşehir’e hediye eden sahadaki hakem Fırat Aydınus’un adı da MHK Başkanlığı için geçiyormuş.
Daha ne olsun!..
Siz atarken alt liglerde Fink!
Süper Ligin geride kalan 6 haftasında 1 galibiyet 1 beraberlik ve 4 yenilgi alarak topladığı 4 puanla 16. sırada yer alan Samsunspor’un Alman Teknik Direktörü Thorsten Fink sosyal medyaya da yansıyan görüntülerde görüldüğü gibi Trabzonspor maçından önce çok doldurulmuş !..
Bu maç için yaptıkları bir antrenmandan önce oyuncularıyla birlikte tribününün öne giden Sayın Fink taraftarlara aynen şunları söyledi:
Cumartesi günü sezonun en önemli maçını oynayacağız.
Bu maç bizim gururumuz.

Cumartesi günü bir şehir, bir şehre karşı olacak
Bir takım, bir takıma karşı olacak
Oyuncular, oyunculara karşı olacak.
Taraftarlar, taraftarlara karşı olacak
Bu takımın cumartesi günü size çok ihtiyacı olacak.
Çünkü cumartesi günü ,sizin için bir savaş vereceğiz.
***
Elbette hırslı olmak güzeldir de, burada hırsın ötesinde sanki bir hınç var.
Kaldı ki çok sayıda Trabzonlu'nun yaşadığı Samsun’da buradan gideceklerle birlikte epey Trabzonsporlu da bu maçta tribünde olacak.
Peki bu kadar hırslandırılmış Samsunsporlularla,
Zaten çalmadan oynamaya hazır bazı Trabzonsporlular arasında istemeyen bir olay meydana gelirse, bu yapılan kışkırtma olmaz mı?
Bütün Karadeniz takımları gibi Samsunspor’un da başarılı olmasını gerçekten çok istiyoruz.
Ancak komşuların da Trabzonspor’a karşı da bu kadar hazımsız olmaması gerekir..
Kaldı ki buna gerek de yok.
Çünkü , siz atarken alt liglerde Fink,
Trabzonspor ligin zirvesinde ve Avrupa’da hesabı kesiyordu tring!..
Abdulah ile Reis
1997-98 sezonunda UEFA Kupası 1. turunda Alman ekibi Bochum’la eşleşen Trabzonspor Hüseyin Avni Aker’deki ilk maçı 2-1 kazansa da, rövanşında 5-3 kaybederek 6-5’lik averajla elenmişti.

Bu maçlarda Alman ekibinde sağbekte forma giyen teknik direktörümüz Thomas Reis ile Trabzonspor’un solbeki Abdullah Ercan sık sık karşı karşıya gelmişti.
Ey gidi günler!
Çocukluğumuzdaki 50 ,60 bin nüfuslu Trabzon’un tanınan ve çok sevilen esnaflarından Narin Köşede dükkanları bulunan Kasap Alaittin ile O’nun az yukarısında Foto Orhan.(Hayrettin Hacısalihoğlu’ndan alıntı )
