Nasılsa yakında maçlar başlayınca Trabzonspor’u yazmaktan başka bir şey yapamayacağız, hazır arayı bulmuşken biraz da başka şeylerden bahsedelim.

Özellikle de Şenol Güneş ve Fatih Terim dönemlerinde ara sıra üzse de, çoğunlukla Türk insanını sevinçten havalara uçurup, hele de 2002 FIFA Dünya Kupası'nda Senegal karşılaşmasında İlhan Mansız, uzatma dakikalarında attığı "altın golle yarı finale kalıp ,ev sahibi Güney Kore ‘yi de 3-2 mağlup ederek Dünya üçüncüsü olarak insanları mutluluk denizinde yüzdüren ,

A Milli Futbol Takımının, insanlara ‘Kapat şu televizyonu’ dedirtecek duruma gelmesine değinelim.

Ve de ibreyi en başta tek sorumlu İtalyan teknik adam Francesko Montella’ya çevirelim.

Tam 24 yıl sonra katıldığı FİFA 2026 Dünya Kupasında hem de gruptaki dişine göre rakiplere karşın ilk maçında Avustralya'ya 2-0 mağlup olurken, 2. maçta da ikinci 45 dakikayı 10 kişi oynayan Paraguay’a 1-0 kaybederek Haiti ile birlikte en erken elenen iki takımdan biri oldu Montella yönetimindeki Türkiye .

Bununla da kalmadı Ay-Yıldızlılar..

Uluslar A Liginde evinde çıktığı ilk iki maçta Fransa ve İtalya’ya 5 golle kaybederken özellikle de vasat İtalya’dan ilk yarım saat dolmadan 3 gol yemeyi başarırken!, değil gol atmak, santrayı bile geçemeyip rakip kaleciyi de soğuktan dondurduk!..

Hep aynı nakarat!

Ben artık iyice inanmaya başladım ki bu Montella tazminata oynuyor!

Zira futbolculuğu mükemmel, Adana Demirspor’daki ve mili takımdaki ilk zamanlarında hepimizin alkışladığı bir Montella hem de onca eleştiriye rağmen bu kadar bariz yanlışta ısrar etmiş olamaz!

En azından; ligde başarılı futbollarıyla öne çıkan isimler dururken, Ay-Yıldızlıları sahaya kendi takımlarında bile ara sıra forma giyen isimlerle sürmez..

Bir dakika bile oynatmayacağı oyuncuları kulübü de otursunlar diye milli takıma çağırmaz..

85 Milyonluk bir ülkede bir santrafor bile bulamayıp, gol umudunu tel tel dökülen formsuz Barış Alper ile Kerem’e bağlamaz.

Premier Ligde banko oynayan Ferdi dururken, yedek Eren’e solbekte forma vermez..

Neredeyse iki yıldır ilk 11 yüzü görmeyen Alpay’a da kaleyi teslim etmez..

Aslında yazacak çok şey daha var da, kısa kesip hepten moral bozmayalım..

Bu arada şu Arda’ya gerçekten çok yazık oluyor.

Çocuk çırpınıyor ama, tek başına ne yapsın?

Aslında balık baştan kokmuş, baştan!..

Sınavlarda istemedikleri hakemlerin cevap kağıtlarındaki doğruları yanlışa çevirerek eleyen sorumluları,

Başkanları tutuklanan MHK’sı,

Yedikleri naneler bir bir ortaya dökülen hakemleri,

Ve de bunların çapı belli başkanlı TFF sinden ne beklenir ki?

Ayıptır ayıp!

Bu arada ben Trabzonspor yetkililerinin yerinde olsam bu Montelle durduğu süre ,çağrılsa bile bir bahane bulup Mustafa’yı milli takıma göndermem.

Nedir Bu?

Çağır, ya iki idmanla geri yolla,.

Ya da maç kadrosuna bile almayıp tribüne çıkar..

Hem de solbekte Erhan forma giyerken..

Ayıptır ya..

Sağaçık, solaçığı ’

sağlığına kavuşturdu!

Trabzonspor'un efsane isimlerinden ‘Rüzgarın oğlu’ lakaplı eski solaçığı, teknik direktör Fatih Tekke’nin yardımcı antrenörlerinden Orhan Çıkrıkçı, Trabzonlu Dünyaca ünlü Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Ergun Demirsoy tarafından gerçekleştirilen başarılı bir kapalı kalp ameliyatıyla sağlığına kavuşturuldu.

Çoğu kimse bilmez ama Ergun Hocamız da Doğanspor’un haydi, haydi zamanlarında takımın en önemli kozlarından biriydi.

Ara sıra santrafor olarak oynasa da daha çok sağaçıkta görev yapıp, güçlü fiziği, hızı ve tekniğiyle Trabzon amatörünün önde g elen isimlerindendi.

Tahsil nedeniyle futbolu boşlamasaydı, tıp alanındaki başarısını kesinlikle futbol sahalarında da gösterirdi.

Her gole 1 kilo fındık!

İstanbulspor 1933 sonbaharında İdmanocağı'nın daveti üzerine Trabzon'a gelir ve iki takım birkaç gün arayla iki kez karşı karşıya gelir. 6 Ekim 1933te oynanan ilk müsabakayı İstanbulspor 2-1 kazanır.

İki gün sonra yapılan ikinci karşılaşmada bu kez İdmanocağı üstün bir oyun ortaya koyar ve rakibini 4-1 mağlup eder.

Dönemin gazeteleri, yaklaşık iki bin kişinin izlediği karşılaşmaların büyük bir heyecan içinde geçtiğini yazar.

Söylentiye göre İdmanocağı futbolcularından, İstanbulspor’a kaç gol atacaklarına inanıyorlarsa o kadar kilo fındık getirmeleri istenir. Futbolcuların hemen hepsi üçer kilo fındıkla gelir. İlk maç kaybedilmiş olsa da rövanşta gelen 4-1 lik galibiyet, bu hikayeyi Trabzon futbol hafızasında daha da anlamlı hale getirir.

Böylece İstanbulspor’un Trabzon ziyareti, yalnızca iki futbol maçından ibaret kalmaz.

Rekabetin, inancın ve dönemin futbol kültürünü hatırlanan güzel sahnelerinden biri olur.

(Trabzon hafıza Avni-Küçükterzi)

************************************

Umut har zaman vardır