Tekirdağ mebusu Mestan abi, vekil maaşının yetmediğini söylemiş. Hatta maaşının 2 katı harcama yapıyormuş, meclis lokantasında da yemeklere zam yapılınca bayağı bir zor durumda imiş…
Bu abi aynı zamanda emekli, emekli maaşı 177 bin TL. AKP’den 28. Dönem Tekirdağ mebusu seçildiği içinde aldığı maaş 273 bin TL. Toplamda 450, komisyonlarla falan 500 düz hesap. Yetmiyormuş, meclis lokantası da zamlanmış abi bayağı dertli.
Kendisinin Tekirdağ’da lokanta zinciri var, bir porsiyon köfte 420 TL! 2023 ve 2024 ciroları toplamı 50 milyon TL imiş.

Anlamadığım bir şey var, milletvekilliği para kazanma yeri mi? Benim görüşüm; yedikleri içtikleri beleş olsun ama maaş almasınlar.
Doyur doyur bitmiyorlar, bir de dert yanıyorlar. Aslında bu mestanlar sadece Tekirdağ yöresine özgü değil, bunlardan mecliste 592 tane var. 499 mestan hem mebus maaşı alıyor hem de emekli mebus maaşı.
Millet açlıktan, işsizlikten, adaletsizlikten kıvranırken asgari ücretin 10 katı, benim gibi bir emeklinin 2 senede aldığı emekli maaşını bir ayda devenin hamutu gibi yutan bu mestanlara söylenecek tek söz var: Gözünüzü toprak doyursun…
AİA’NIN EVLİYALIĞI…
Türkiye hakikaten enteresan bir hukuk devleti, yersen.
“Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü” elebaşı 704 yılla yargılanıyor ama dışarda ve devletin ona verdiği 15 koruma ile yargılandığı mahkeme salonuna VİP den gelebiliyor. Onun ifadeleri ile seçilmiş belediye başkanları, kamu görevlileri ise tutuklu!
Bu abinin şirketleri AKP’li belediyeler ve kamu kurum ve kuruluşlarından 473 ihale almış ama tek bir tanesi incelenmiyor. İddianamede 2016-2019 arası sıçrama dönemi diye adlandırılıyor ama ne hikmetse hiç biri soruşturulmuyor!

Aziz İhsan abi AKP ile çalışırken evliya, CHP ile çalışırken nasıl oluyorsa gözü dönüyor. 1,5 milyon lira alacağı için 20 milyon lira para dağıtabiliyor!
Yani AKP ile çalışırken namazında niyazında bir abi, CHP ile çalışırken her ne hikmetse şeytana dönüyor. Yargıtay’la, TBMM ile, Hava Meydanları ile, THY ile, Elektrik şirketleri ile, Pamukkale ve Uludağ Üniversitesi Rektörlükleri ile, 20 kentin kamu hastaneleri ile, AKP’li başta Trabzon Büyükşehir olmak üzere, Kocaeli Büyükşehir, Kocaeli Büyükşehir, Kahramanmaraş Büyükşehir, Ordu Büyükşehir, yine AKP’li Fatih, Zeytinburnu, Antakya, Adapazarı ile çalış, öncesinde Balıkesir Büyükşehir, Şanlıurfa Büyükşehir, AKP’deyken Afyonkarahisar’la çalış hiçbir soruşturma yok veya sorun yok ama CHP’li belediyeler hep suçlu…
Valla tam bize göre bir dava ama bir gün patlayacak bu kanalizasyon bilesiniz.
Bekleyelim bakalım ne zaman?
KONTENJAN ADAYI SORUNU HALA DÜZELTİLMEDİ!
Resmi gazetede 1984’de yayımlanmış ve hala yürürlükte olan 2972 sayılı “Seçim Hakkındaki Kanun” içeriğinde bir yanlış bölüm vardır; Kontenjan adaylığı…
Bilindiği gibi belediye seçimlerindeki “kontenjan adayı” konusu şöyledir. Seçim bittiğinde en fazla oy alan parti kontenjan adaylarını da alır. Bizim seçim dönemimizde de (2004) aynı sıkıntı baş göstermişti. Biz CHP meclis üyeleri olarak 13 meclis üyesi kazanmıştık, AKP o seçim sonucuna göre 14 meclis üyeliği kazanmıştı. Bir meclis üyeliği de Saadet Partisine gitmişti. Meclis üyeliklerinde en çok oyu alan parti AKP 3 kontenjanı da almış ve durum AKP 17, CHP 13, SP 1 şeklinde olmuştu.

“Kontenjan” bence en çok oyu alan partiye değil belediyeyi kazanan Belediye Başkanı’na verilmelidir. Yani kim belediye başkanlığını kazandı ise kontenjanı da o kullanmalıdır. Amaç zaten o dur, belediye başkanın elinin güçlenmesidir. Bu kadar net yani ama mevcut yasa en çok oyu alan partiye mükâfat olarak kontenjanı vermektedir, bu da seçimin ruhuna aykırıdır…
Daha seçimlere çok var ama bence siyasiler, yasa koyucular bu konuyu gündeme getirmeliler.
Getirirler mi?
84’den beri aynı yasa yürürlükte, bu zamana kadar bununla geldiler. Biz uyaralım bakalım belki birinin aklına gelir düzeltmek…
KAZ’I BULDUK, BALIKLAR NERDE?
Geçen hafta Rize sahilinde uluslararası koruma statüsündeki “Sibirya kazı” görülmüş.
Ben haftalardır Rize Üniversitesi’nin araştırmaları sonucunda bulduğu 3 yeni sazan türünü sorguluyorum. Balık hafızalıyız, unuturuz diye bekliyorlar ama ben yemem. Soracağım her daim; “Ey Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi yöneticileri. Fırat nehrinde yaptığınız (2014’deki araştırma gurubu üyelerini de sayıyorum: Fakülte Dekanı Doç. Dr. Davut Turan, Prof. Dr. F. Güler Ekmekçi, Araştırma Görevlisi Cüneyt Kara ve Esra Doğan) ilmi araştırmalarla bulduğu 3 Sazan’a ne oldu? Alburnoides Recepi, Alburniodes Emineae, Alburnoides Velioglui adını verdiğiniz 3 yeni sazan türünün akıbetini biz millet olarak merakla bekliyoruz.”
Dünya faunasına kazandırılan bu 3 yeni sazan’ı size yedirmeyiz.

Türk bilim adamlarını elbette önemsiyoruz, verdiğiniz çabayı elbette var sayıyoruz ama bizi lütfen sazanlamayın. Doğaya bıraktı iseniz haber verin, iki dakkada kararname ile avlanılması ve tüketilmesini yasaklayalım.
Siz bize “yedirmeyiz” diyorsanız, söyleyeyim; o balıkları mis gibi yerler.
Akıbetleri hayır ola…
“ASKIDA ÇOCUK” VAR…
“Askıda” bir İtalyan öyküsüdür. Napoli’nin kenar mahallesinde biri kafeye girer ve “Due caffee, uno sospeso” der yani “iki kahve, biri askıda” ve barmen tezgâhın üstündeki çiviye kâğıt asar. İhtiyacı olan kişiler, buradan kâğıt sayısı kadar içeceği bedavaya içebilir.
Türkiye’deki ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve artan kira fiyatları ile birlikte askıda (su, elektrik, doğalgaz) fatura, askıda ekmek derken şimdi İzmir’de küçük esnaftan dayanışma örneği gördük. Bir berber esnafı günde 4 kişiyi bedava tıraş ediyormuş, sağ olsun…
Hemen aklıma benim berberim Yılmaz geldi.

O da 3-5 ay önce bana “askıda çocuk var Gürsel abi” demişti. 3 çocuğu var, eşi çalışmıyor. 3 çocukta öğrenci. Biri ilköğretim okuyor 2’si lise, dershaneler, kurslar havada uçuşuyor.
Benim berber Yılmaz kafayı yiyecek, “alsın bunları devlet baksın” diyor, “ben nasıl bakacağım? Sabah kalkıyorsun üçü de harçlık bekliyor. Üçünün de hafta sonu kursu var, dershaneler kol kapıyor. Hele büyüğü lise son ne yapacağımı şaşırdım” diyor. “Reis, 3 çocuk demişti, valla bende askıda çocuk var. Buyursun alsın…”
Bende kendisine kapısına bir çivi çakmasını önerdim. Seçim yaklaşıyor belki iktidar sahipleri çivinin ucundaki 3 pusulayı görürler, kim bilir…
ORGAN BAĞIŞINDAKİ İNCE DETAY
Siz hiç ülkenin başında bulunanların bir tanesinin ya, bir tanesinin organ bağışına destek verdiğini gördünüz mü? (Ahmet Metin Genç Ortahisar Belediye Başkanı iken organ bağışı yapmıştı, onu ayrı tutuyorum)

Ve inanıyorum ki bir devlet büyüğü gitse organlarını bağışlasa, mesela Reis ya da Devlet Bahçeli organ bağışında ülkede patlama yaşanır, hatta en yüksek orana ulaşabilir.
Bende bağışçı olabilirim ama ne yalan söyleyeyim, beynimin haricinde pek sağlam yerim yok. Onu da bizim vekil Mustafa’ya vereceğim, niyetim bu. Size de önerebilirim, sadece organ bağışında denek olarak değil mesela diyet yapmak istiyorsunuz kilonuz fazla. Açın Mustafa’nın videolarını seyredin, yeminle 12 saat ağzınıza lokma koymuyorsunuz. İştahınız kesiliyor. Hatta bir tane videosu var, onu mutlaka seyredin. Kanalda Mehmet Akif Ersoy elektrik ve doğalgaz zamlarını soruyor, bizim vekil Mustafa direk konuyu Kılıçdaroğlu’na bağlıyor.
Günde iki kez seyredin, sizde benim gibi organlarınızı bağışlamazsanız ne olayım…
OKULLAR AÇILIYOR…
Bugün 2 Şubat, yarıyıl tatili bitiyor ve okullar açılıyor.
2 Şubat yılın üstten 33.cü günü, dört yılda bir de sondan 333.cü günü.
Neyse o ayrı bir konu, bugün okulların açılması ile ilk hafta “bayrak sevgisi” işlenecekmiş. Konunun anlam ve önemine binaen…
“Bayrak” elbette önemli bizim için aslında her ulusun kendine has bir değeri vardır. Bizim içinde “Bayrak” ilk sırada gelir. “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır/ Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır” dizeleri her şeyi ispatlar.

Yusuf Hocanın talimatı ile 81 kentte ilk hafta 2-6 Şubat bayrak sevgisine yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütülecekmiş. Resmi ve özel tüm okullar Türk bayrakları ile donatılacak, bayrak sevgisi temalı resim, şiir, kompozisyon, afiş yarışmaları ile sergiler, sanatsal ve kültürel çalışmalar düzenlenecekmiş.
Ara tatilini, kutlanmasın diye, 10 Kasım’a denk düşüren Yusuf hoca komutasındaki “Maarif” model tutkunlarının önümüzdeki 23 Nisan ve 19 Mayıs kutlamalarındaki hazırlıklarını da mercek altında bekliyoruz. Saatli maarif takviminiz çalışıyor bilesiniz Yusuf hoca.
Atatürk’ün kademeleri olarak karnelerden silinmesine hatta İstiklal Marşı olmayan karneyi çocuğun eline tutuşturmaya benzemez o iş.
Türkiye yüzyılı imiş, göreceğiz.