Valla ne diyeyim bilmiyorum, Bahçeli’nin ilk imzacısı olduğu, AKP’li vekillerin fire vermeden imzaladığı T*r*rs*z Türkiye çerçeve yasasına en YENİ Parti’de komisyonda evet oyu vermiş!

Bu hafta sanırım TBMM gelir yasa ona da genel kurulda evet diyecekler…

Günahı vebali başınıza, inanın insanlar bu “siyasetçi” kisvesinden bıktı. Duruşu olmayan siyasetten sıkıldı. Arkadaş “ama, fakat” duymak istemiyor bu halk, kararınızı verin ve kararınızın arkasında dimdik durun. Karar cümlelerinin arkasında “ama, fakat” duymak is-te-mi-yo-ruz…

Çıkın, belgeyi imzalamıyoruz deyin, bu kadar.

Bütün her şeyi öptük de bir leylek mi kalmıştı?

Bizim ülke olarak tek derdimiz bir guruba yönelik çözüm mü? Belirli bir gurubun dertleri bugünün sorunu değil ki. Örnek mi istiyorsunuz, ABD bizi İsrail yanında Ortadoğu’da savaşa sokmak için mesai harcıyor, ekonomimiz yerlerde, işsizlik almış başını gidiyor. Siz düşmüşsünüz bir etnik gurubun dertlerinin peşine.

Ha bakın buradan bir gerçeği de size aktarayım YENİ Partililer, diyorsanız “biz guruplara yönelik siyaset yapmazsak oy alamayız” ben size net söyleyeyim. Siz bu fikr-i zekâvetinizle esas kemik kitlenizi de yanınızda bulamayacaksınız.

Ne günler yaşıyoruz arkadaş, hala akıllanmadınız YENİ Partililer.

Size yapılmayan kalmadı, parti işgal edildi, genel başkanlık zorla elinizden alındı, tutuksuz belediye başkanınız kalmadı, Cumhurbaşkanı adayınız hala kodeste ama senin başka derdin yokmuş gibi koşuyorsun ülkeyi bölme yasasının peşine.

Bu yasa ülkeyi bölme yasasıdır diyoruz, siz yetmez ama evet diyorsunuz.

Teröristleri salacak yasa yerin dibine batsın!

Birde açıklamayı Sezgin’e yaptırıyorsunuz, açıklama yapacak başka adamınız mı yok?

İhanet sürecine neden ortaksınız?

Sizin nereniz YENİ?

Ne farkınız kaldı, söyler misiniz?

KÜRESEL ISINMA NEDENİYLE SALAH’A ARSA SATIŞI…

Bugünleri de gördük ya Allah başımızdan eksik etmesin sizi.

Muhammed Salah Araklı’da bir reklam filmi çekiyor, haber alıyor Araklı Belediye Başkanı. Gidip Salah’ın kolundan tutuyor ve “Küresel ısınma dünyayı tehdit ediyor. (Burası çok önemli) Gelecekte yaz aylarında Mısır’da yaşamak zorlaşacak. (Adanalıların hala haberi yok bu ilmi fikirden) İlçemiz o yıllarda çok yaşanabilir olacak. Küresel ısınmadan en az etkilenecek yer burası. Size güzel bir arazi verelim buradan. Torunlarınıza ve çocuklarınıza su sorunu (!) olmadan yaşayabileceği harika bir coğrafya teklif ediyoruz.” demiş…

Salah bu teklife balıklama atlamış, lokantalarda pişirilen kuymaktan ve denizden tutulan hamsiden de %50 pay verirseniz olur demiş… (Şaka burası)

Şimdi bir Adanalı çıksa, “küresel ısınma yüzünden Adana’da artık yaşanmıyor Başkanım, bir 500 metrekare arsa koltuk çık da serinleyelim” dese ne yapacaksın Hüseyin Avni Coşkun Çebi başkanım?

Bizim Oflu Federasyon Başkanımız da futbolculara villa dağıtıyordu!

Memleketimizde bolluk bereket fışkırıyor da göremeyen bir tek biz miyiz abi?

Ayrıca Araklı’nın toprağı, suyu ve geleceği bir Belediye Başkanının elindeki satılık portföy mü arkadaşlar? Kendi gençlerin memleketin de ev ve arsa alamazken, geçinemediği için başka şehirlere göç ederken senin ilçeyi yabancı yatırımcılara “geleceğin iklim cenneti” olarak pazarlaman hangi kamu yararına hizmet ediyor Hüseyin Abi?

Trabzon bir yatırım kataloğu, Araklı da geleceğin iklim krizinden kaçacak varlıklı insanlara ayrılmış arazi rezervi değildir. Belediye Başkanının görevi memleketini yabancılara teklif etmekten ziyade halkının toprağına, suyuna, kültürüne ve geleceğine sahip çıkmaktır.

Benden 10 üzerinden, otur 0 aldın Çebi Başkan…

(Bıçak seti hediye eden Sürmene Belediye Başkanını da başka bir gün yazarım, Salah ‘ben nereye geldim’ diyordur içinden…)

BEŞİKDÜZÜ CEZAEVİ SORULUR MU?

Bu hafta (Perşembe sanırım) Adalet Bakanı Trabzon’da.

Ağustos ayı başlarında bir rapor gözüme çarpmıştı, DEM Parti Karadeniz’de cezaevlerini incelemişler ve gözlem raporu yayımlamışlardı. Heyet 8-12 Haziran 2026 tarihleri arasında Karadeniz Bölgesi’nde bulunan 6 cezaevinde incelemeler yapmış. Tokat T Tipi, Samsun Kavak S Tipi, Samsun Bafra T Tipi, Samsun Çarşamba S Tipi, Giresun Espiye L Tipi ve Trabzon Beşikdüzü T Tipi Kapalı Cezaevlerini ziyaret etmişler. Ziyaret sonrası hazırladıkları raporda; sağlık hakkına erişimin engellendiğini, ağız içi arama dayatması, tecrit ve sosyal izolasyonun uygulandığına dikkat çekilmiş. Raporda, İdare ve Gözlem Kurullarının keyfi uygulamalara başvurduğu, haber alma hakkına yönelik kısıtlamalar olduğu, sosyal ve kültürel faaliyetlere erişim hakkının engellendiği, aileden uzak tutma ve sevk sorunu ile kötü muamelelerin yaşandığı belirtilmiş.

Diyorum ki, Adalet Bakanı Trabzon’da iken bizim yerel medyadan biri çıksa mesela bunları ona sorsa, sorar mı?

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanına, Trabzon’un sorunları değil de Trabzonspor’u soran gazeteciler olduğu sürece konuları ilişkili kişisinden uzaklaştırmayı en iyi bilen gazeteciler bizde türedi son zamanlarda.

Onun için Adalet Bakanı’na da bizim gazeteciler Salah’ı sorar, gülmeyin…

Beşikdüzü’nü soramazlar.

FINDIĞIN VAR MI, DERDİN VAR…

2002’de iktidara gelen AKP ilk iş olarak Fiskobirlik’i tasfiye etti, Zapsu ile musluğu kesti.

Üreticiden değil, patrondan yana oldular. Bunu öyle gizli falan da yapmadılar, her şey aşikâr.

Tam 25 senedir Ağustos geldiğinde toplu isyanlar başlar Karadeniz’de. Her sene Fiskobirlik açıklardı, şimdi o görev TMO’ya verildi. TMO’nun Ağustos başı açıkladığı fındık tavan-taban fiyatları için üretici yeri göğü inletir.

Sandıklar açılır bütün oylar AKP’ye…

Zerre tepki oyu koymaz Karadenizli sandık içine.

Geçen sene 200 lira olan fındık alım fiyatı bu sene 250 olarak açıklanmış. Üretici elbette kükrüyor, ot biçme, dip filiz aldırma, artan gübre ve toplatma maliyetlerini bu fiyat karşılamaz diyorlar. Haklılar mı, haklılar.

Peki, onların sesini duyan var mı?

Cılız bir iki muhalefet vekilleri mecliste dillendirir, unutulur gider.

Seçim zamanı yine ezanlar susmasın, bayrak inmesin…

GÖZLERİ TRABZON SANATEVİ’N DE…

Trabzon’a bir Amasya Valisi tayin etmişti mevcut iktidar.

Bizim gazete TAKA’yı da ziyarette bulunmuş, sohbet etmiş fikirlerini öğrenmiştik. O gittikten sonra bir yazı kaleme alıp “bunun Trabzon gibi kadim bir kente üç numara küçük gelebileceğini” söylemiştim. Geldiği Amasya’da Cumhuriyet Bayramını Mado dondurma salonunda kutlayan birinden de çok fazla bir şey beklemek olmazdı bizim için.

Neyse, bu şahsı ziyaret etmiştik Sanatevi yönetimi olarak. (O dönem bende yönetim kurundayım) Bize direk “kendinize yer bulun, ben orayı başka bir STK’ya söz verdim” demişti. Araştırdık biraz, Ensar ve İlim Yayma başta olmak üzere pek çok iştahı kabaran cemiyetler mevcuttu. O dönem Faruk Özak Bey ve siyasiler engel oldular.

Üç-beş sene önce bir dosya hazırlamıştı Sanatevi yönetimi, onarım için. Vali Beye sundular. Bir müddet sonra Valilik programa aldı ve Trabzon Sanatevi tadilata girdi. Baktılar tadilat sona yaklaşıyor ama Valiliğin Sanatevine tahsisi gecikiyor, çıktılar yine Vali’ye. O zamanlar Covit dönemi. Bu seferki Vali yine Sanatevi yönetimine “size başka bir yer tahsisi yapalım, burayı artık unutun” mealinde bir şeyler söylemişti.

Geldik 2026’ya yine aynı nakarat başladı, Sanatevi sanatçılara mı tahsis edilecek yoksa yararlı (!) cemiyetlere mi?

Kentin Valisi de başladı kekelemeye…

İştah hiç bitmiyor, doymuyorlar da mübarek!

MEKKE İTTİFAKI…

Suudi Arabistan’a “para sizden teknoloji ve üretim bizden” demişiz, Pakistan’a da “Bi’ sıkıntı çıkarsa atomlar senden kanka” demişiz ve altına basmışız imzayı…

Düşünebiliyor musunuz, Suudiler ya Suudilerle anlaşma yapmışız. Adamlar senin egemen toprağında, uçakla gelip çatır çatır siyanürle adam kestiler, hatta ziyarete geldiğinde lütfedip senin kurucu liderine saygı göstermiyor ama gidip bu heriflerle parası var diye ittifak kuruyorsun!

Ne yani, bir asır önce bizi satanlar artık satmayacak mı?

Bizim siyasiler de İslamic Nato diye bayram ediyor. Göreceksiniz bak, bu anlaşma ile ABD İran’ı çok daha kolay işgal edebilecek hatta İsrail bile rahat rahat Filistin’de Lübnan’da soykırım işleyebilecek. He gülüm he, İslamic Nato. Bak buraya yazıyorum, bu üç ülke (Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye) ABD “yapabilirsin” demeden havaya kurusıkı silahla bile mermi atamaz.

Uyuyun aziz halkım uyuyun, siz böyle propagandalarla mışıl mışıl uyutulurken Azerbaycan petrolünü Türkiye üzerinden İsrail’e satmaya devam ediyor. Siz uyumaya devam, zaten seviyorsunuz uyumayı.

Ya Allah’ım ya, zamanında Suudi Arabistan’ın 15 Temmuz’un destekçilerinden biri olduğunu bas bas bağıran siz değil miydiniz?

Tuhafsınız, tuhaf…

AKREP İLE KURBAĞA…

Bir gün Akrep nehrin karşısına geçmek istiyor ama yüzme bilmiyor.

Kıyıda bir kurbağa görüyor ve ondan kendisini sırtına alıp karşıya geçirmesini rica ediyor. Kurbağa korkuyor ve “seni sırtıma alırsam beni sokarsın, ölürüm” diyor. Akrep mantıklı bir ses tonuyla cevap veriyor; “Seni sokarsam ben de suya düşer ve boğulurum. Mantıklı ol! Seni neden sokayım?”

Bu söz bizim Kurbağa ’ya mantıklı geliyor, Akrebi sırtına alıp suya giriyor.

Nehrin tam ortasına geldiklerinde Akrep keskin iğnesini Kurbağanın sırtına batırıyor.

Zehir tüm vücuduna yayılırken ve suya yavaşça batmaya başlayan Kurbağa son bir gücü ile soruyor; “Neden yaptın? Şimdi ikimiz de öleceğiz!”

Akrep batarken şöyle diyor; “Kusura bakma, elimde değil. Benim doğamda bu var”

Yazarın Notu: Bu kıssadan hissenin TBMM de olan “Çerçeve Yasa” ile uzaktan yakından alakası yoktur.