Trabzonspor, Başakşehir karşısında ilk yarıyı istediği futbolu oynayamadan kapattı. Ama maçın ikinci yarısında sahneye öyle biri çıktı ki, bordo-mavili takımın hücumdaki görüntüsü bir anda değişti: Muhammed Salah!
İlk 45 dakikada futbol kadar hakem kararları da konuşuldu. Salah’ın golünün geçerli olup olmadığını VAR’ın yaklaşık beş dakika incelemesi anlaşılır gibi değildi. Topun tamamı çizgiyi geçmişti. Şansalan görmeyebilir. Peki çizgi hakemi orada ne iş yapıyor?
Nwaiwu’nun Shomurodov’a gol izni vermedi. Başakşehir’in golünün başlangıcındaki penaltı pozisyonu da öyle... Trabzonspor lehine verilen penaltıda ise Şansalan’ın uzun bekleyişi dikkat çekti. Onuachu’nun belinden sarılarak yere düşürülmesinde VAR’ın oyunu durdurmaması ise başka bir soru işaretiydi.
Trabzonspor’un orta sahasında da sorun vardı. Malinovkyi ne yapıyorsa Melih de onu yapıyor: Topu alıp geriye oynamak… Aynı işi yapan iki oyuncuyla hücum üretmek kolay değil.
Sonra ikinci yarı başladı.
Ve Salah sahneye çıktı.
Muci-Salah organizasyonu, Trabzonspor’un hücum kalitesini bir anda yukarı taşıdı. Dünya yıldızı, bordo-mavili formayla Başakşehir filelerini buldu. Tribünler ayağa kalktı. Trabzonspor nefes aldı.
Aral’ın milimetrik pası Cabral’ı kaleciyle karşı karşıya bıraktı. O top gol olsaydı, gece çok daha farklı bitebilirdi.
Ama Onuachu o eski Onuachu değil.
Geçen sezonki Onuachu olsaydı, o pozisyonu affetmezdi.
Trabzonspor’un Salah’a ihtiyacı vardı.
İyi ki Salah alındı.
Fakat bir gerçek daha var: Salah tek başına bu takımı taşıyamaz. Onun kalitesine ayak uyduracak bir Trabzonspor kurulmalı.
Çünkü yıldız geldi. Şimdi sıra, yıldızın etrafına gerçek bir takım koymakta.