Bizim Trabzon vekili Mustafa Şen, geçerken Akçaabat’a uğramış. Akçaabat Belediyesi Sanat Akademisi’ni ziyaret edip öğrencilere saz çalmış.
Biliyorsunuz, Büyük Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe, durmadan yürüyeceğine ant içen bir Trabzon AKP vekili Mustafa Şen. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi ayrıca, pek maharetlidir Kürt konularında. Bir ara gitti bizim Bayburtlu İhsan Aktaş ile “Kürt’üm Ben de Doğruyum!” kitabında başyazar oldu. (Bu Bayburtlu iktidarın anketçisinin İstanbul Belediyesi Aziz İhsan Aktaş çetesi ile alakası yoktur. Bu Aktaş, Yenişafak’ta yazar, Sabah’ta yazar, Genar Araştırma Şirketi var…)
Şimdi diyeceksiniz ki, bu bizim Mustafa Şen niye Kürtlüğe kafa sardı? Kitaplar yazıyor, komisyonlarda taklalar atıyor?

Ben söyleyeyim, Mustafa Şen iyi şelpe yapar!
“Şelpe” ne diyebilirsiniz, şelpe bağlamada mızrap kullanmadan parmakların tellere vurması, çekmesi ve şaklatması ile bağlama icra etme tekniğidir.

Bizim vekil de Reisinin “şelpe”sini çekiyor her daim, o istiyor bizimki çalıyor.
Vuruyor, çekiyor, şaklatıyor.
MOTORCULARDAN İLLALLAH DEDİK…
Abi yok böyle bir memleket, resmen Hindistan’a döndük. Araba kullanamıyoruz artık, sağdan soldan her yerden dalıyorlar. Patır patır da kaza yapıyorlar ama gene de akıllanmıyor bu arkadaşlar. Arabaya biniyorsunuz, trafiğe çıktığınızda tek hedefiniz bunlardan birini altınıza almamak oluyor.
Aziz vatanımda herkes motosiklete sardı.
Sıkışık trafik mi var, aralardan kaça kaça giderim. Tek şerit var, yolda gidemiyor muyum? Kaldırıma çıkarım, yaya falan da takmam sürer üstlerine giderim diyorlar…
Bir motorcular birde kediler, resmen her yerdeler. (Kediler de bu sokak köpekleri toplanmasından sonra bayağı şımardılar. Ayrı bir gün bunları da yazacağım, cılkını çıkardılar)
Geçen havaalanı tarafından yavaş yavaş araba sürüyorum, araya bir motor daldı. Bir sağ, bir sol yatıp duruyor soytarı. Kask falan da yok. Sağda bir polis otosu var, yanaşıp “gördünüz mü?” dedim. “Yolu tıkama devam et…” diye birde fırça yedim. Hayırdır arkadaş, motor satışları bu ara sekteye uğradı da iktidar aman “motorculara ceza kesmeyin” diye talimat mı verdi?

Bu arada bahsettiğim motorcular ile karıştırılmaması gereken ayrı bir motosiklet tutkunları vardır. Onları ayrı tutuyorum konudan. Onlar gerçek motorcu olgunluğuyla, aklı başında hareketleriyle, kalender duruşları ile dikkatleri ve saygıları ile kalplerimizde, benden hep saygı görürler. Efendi gibi sürenler lütfen üstüne alınmasın.
Ama bu son zamanlarda mantar gibi türeyen arkadaşlar, kuryeler cidden büyük problem. Bu işe devletin mutlaka bir çeki düzen vermesi lazım.
Bu adamların can güvenliği de yok, bununda düzenlenmesi gerek.
Yeminle illallah dedik…
SİYASETTE BEL ALTI VURMAK…
Geçen hafta içinde bir ülkenin başkentinde çeyrek asırlık Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan AKP’li biz zat Melih, X hesabından Ekrem Başkan’ın eşinin tatil fotoğraflarını paylaşmış. Gelen tepkilerden sonra da utanmadan paylaşımını silmiş!
Ya Melih sen hakikaten utanma duygularının da ötesinde bir varlık oldun çıktın arkadaş.
Ayrıca hayret ediyorum bu ülkede bu arkadaşım varlığına dokunabilecek bir kanun, yasa yok mu? Yazılmadı gibi bir durum yarattı mevcut iktidar devamlı sağır kulağının üstüne yatıyor!

Çıktı AKP’nin 3 önemli kurucusundan biri (Bülent Arınç) bu şahsa “Ankara’yı parsel parsel pazarladın Fetö’ya” demedi mi? Dedi ama yasa masa hak getire. O dinazorlara milyon dolarları gömmedi mi? Gömdü, soruşturma izni bile verilmiyor, yasa masa hak getire. Siyasetten kovuldu, elinde bir Twetter dünyası kaldı, orada da ne buldu ise yayımlayıp adını unutturmamaya çalışıyor. Garibanlarda uğraşıp duruyor, maaşını Bank Asya’dan alanlar mı ararsın, yargılanıp beraat edip işe dönemeyen öğretmenler mi ararsın Fetö belasından yaşamlarında ağır travmalar mevcut herkes bedelini ödüyor ama bu Melih oturduğu yerden ahkam kesiyor, siyaset yaptığını düşünüp bir partinin Cumhurbaşkanı adayının eşinin deniz fotoğraflarını utanmadan yayımlıyor.
Bu arkadaşın Türkçe Olimpiyatları sahnesinde açık açık isim vererek Fethullah Gülen Hoca efendisine şükranlarını sunduğu, kanıtlı videoları hala her yerde ayan beyan dolanmıyor mu?
Neyse, ağzım su dolu…
Şimdi kalkmış Trabzonlu Ekrem İmamoğlu’nun eşinin mayolu tatil görüntülerini paylaşıyor.
Arkadaş, bu ülkede hakikaten yasa falan yok mu?
Savaşta bile çocuklara ve kadınlara dokunulmaz.
Bunun bu yaptığı nedir arkadaş?
Ne söyleyeyim, ağzımı çok bozmak istemiyorum. (içimden söylediklerimi siz anladınız)
Elbet bir gün ananızdan emdiğiniz sütler burnunuzdan fitil fitil gelir…
Benim bildiğim, tanıdığım Trabzonlu Ekrem bunu senin yanına bırakmaz Melih…
OLASI İSRAİL SAVAŞI…
Bu Netanyahu hakikaten kaşınıyor.
27 Ekim’de yapılacak genel seçime yatırım yapıyor. Kendi halkına Türkiye büyük bir tehlike, İsrail’i ancak ben korurum mesajları atıyor, biliyoruz.
Bizim içimizde de fazla NATO’cular var, okuyorum her gün bu akıllıları. Arkamızda NATO falan var diyorlar. Arkadaşım hiç merak etme mevzu İsrail olunca, NATO da olmayan İsrail, NATO da olan Türkiye’den daha çok NATO’dur. ABD den bile fazladır. On sene önce Rus uçağını düşürdüğünde arkanda olmayan NATO, İsrail’e mi karşı seni savunacak?
İsrail’de direk Türkiye’yi hedef almaz, Mavi Vatan ile alakalı söylemleri sıklaştırdığımız bu zamanda mevzuyu Kıbrıs’a getirebilir. Uyanık olmak gerek.

Gerçi durumumuzda hiç iyi değil, NATO olmasa İran’dan füzeyi yiyorduk, Ankara’ya seyir füzesi düşüverdi, İzmit’te köylüler drone buldu. Gök kubbe hikâyeleri falan ne için anlamıyorum. Uçakların zaten 40 senelik, tankları 2.ci dünya savaşından kalma. Soruyoruz neyimiz var arkadaş, “testte” diyorlar. Ne sorsak testte zaten…
Ayrıca Kasım’da da ABD de seçim var, Trump da zorda.
İkisi de giderse sen seyreyle bizim düğünü, pardon seçimi.
Bizim olası seçimde pek zevkli geçer, durum böyle olursa.
Yani demem o ki, Netanyahu’nun herifliği iç siyasete dönüktür, sakin olalım.
Değilse tek çare: Allah korusun…
GANİTA AKŞAMLARI VE BÜYÜKŞEHİR…
Geçen hafta sonu (Cuma akşamı) sahile indim, bir hareketlenme var.
Etkinlik alanında bizim Kaptan (Yılmaz) konser veriyor. Gittim seyrettim sonuna kadar. Her zaman ki gibi Kaptan Yılmaz sanatını konuşturdu.
Repertuvarını da genişletmiş, Volkan Konak parçaları onun icrası ile daha da güzel olmuş.

Kaptan’ı tebrik ediyoruz, etmesine de asıl tebrik bence Trabzon Büyükşehir Kültür Dairesine. Hiç birini tanımam, hiç biri ile iletişimim yok ama şunu demek istiyorum koltuklarının haklarını veriyorlar. Ses düzeni de eski kablolu düzenden çıkarak çok ilerlemişler. Hem yormuyor hem de daha estetik görülüyor.
Kaptan’ın tekne ile sahneye çıkması ve kol bastı ekibinin eşlik etmesi mükemmeldi. Kim düşünmüş ise, güzel olmuş.
Önce Büyükşehir Kültür Dairesi çalışanlarını ve konseri kusursuzca icra eden Kaptan Yılmaz’ı tebrik ediyorum.

Bakanlığın yaptığı Kültür Yolu Festivallerinde yerel sanatçılara değil de taşıma sanatçılar ile milyarlar dökmesine en büyük tokadı Kaptan ve daha nice yöre sanatçıları vurmuştur.
Anlatabildim mi?