Bu işler niye böyle oluyor? Ya da, Niye böyle yapılıyor? Veya tüm bu olup bitenleri nasıl ve neden görmüyorlar? Ünlü Moğol imparatoru Cengiz Han’ın tahtı, at üstünde göçebe yaşayan Türklerin saldırıları ile sallanıyor, devlet zaafa uğruyor, orduları yenilgi üzerine yenilgi alıyordu.
Cengiz Han, akıl danesi danışmanlarını topluyor ve; "Neden bu işler kötü gidiyor? Niye yeniliyoruz?" diye soruyor ve “Kaygılanıyorum” diyor.
Danışmanlardan her kafadan bir ses çıkıyor. “Asker öyle yapıyor, atlar böyle koşuyor” diyerek komutanlar birbirini suçluyorlar.
Cengiz Han, hışımla ayağa kalkıyor ve “Yeteeer” diye bağırıp haykırıyor:
"Ben size neden olduğunu söyleyeyim?

Hele şimdiki halinizi gördükten sonra çok daha iyi anladım.
Ben, seçim yaparken, bilemedim.
Büyük işlerin başına küçük adamları, küçük işlerin başına da büyük adamları getirdim.
Büyük adamlar, küçük işleri önemsemediler.
Gereğini yapmaya tenezzül etmediler.
Büyük işlerin başına getirdiğim küçük adamlarda, onların üstesinden gelemediler.
Altında ezildiler. Koskoca devlet bu yüzden yeniliyor, yıkılıyor."
MEKKE ANLAŞMASI’NA KATILMAMA ÇAĞRISI…
Gerçek adı, “Mekke Savunma Antlaşması” olan, ancak bazı çevreler tarafından “Mekke İttifakı” olarak da adlandırılan Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki birlikteliğin tartışılması sürüyor.
Son olarak Milli Çözüm Dergisi tarafından geniş bir araştırma ile “İttifakın Gerçek Yüzü” denilerek ortaya konan birliktelik ile ilgili yapılan çağrı aynen şu şekilde:
“Başta Türkiye’miz, diğer bazı ABD güdümlü İslâm ülkeleriyle komşumuz ve D-8 ortağımız İran ve Yemen’deki yandaşlarını savaştırmayı amaçlayan Mekke Anlaşması tuzağına kapılmayın. Bunun büyük günahına ve korkunç sonuçlarına ortak olmayın! Dört yıldır, Kutsal Kudüs’te, Filistin’de, Gazze’de yüzbinlerce masum insana soykırım uygulayan ve taş üstünde taş bırakmayan Katil İsrail’e yönelik ciddi ve caydırıcı adımlar atmayanların, şimdi “Hicaz’daki kutsal beldelerimize saldırı var” bahanesiyle sonuçta Siyonizm’e ve emperyalizme yarayacak ve bizi Husiler üzerinden İran ile kapıştıracak yanlış kararlara katılmayın.”
BİRİ DİREK (HARAMİ)
DİĞERİ ENDİREK (HARAMHOR)
AMA İKİSİ DE AYNI…
“Yol kesen, hırsızlık yapan veya dağlarda eşkıyalık” edenleri tarif eden HARAMİ’ler ile,
“Dini veya ahlaki olarak yasak olan kazançları, rüşveti ya da başkasının hakkını yiyen” kimseleri tanımlamak için kullanılan HARAMHOR’lar arasındaki fark var mıdır?
Pek fark yoktur!
Kısa ve öz: Haramiler “DİREK”, Haramhorlar ise “ENDİREK” yoldan hak yerler o kadar!
FINDIK SEKTÖRÜ İÇİN ÖZET ÖNERİ MİLLETVEKİLİ SUİÇMEZ’DEN…
Fındıkta her aşamada gidişat iyi değil.
İyi değil de yapılması gerekenler için gerçekçi adımlar atılıyor mu?
Ne gezer!

Önceki hafta Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez’in TBMM’ye sunduğu araştırma önergesinin son bölümü yapılması gerekenlerin büyük kısmını bir bölüm halinde özetleyerek toparlamış.
İşte yapılması gerekenleri global olarak belirten o bölüm:
“Fındığın gerçek üretim maliyeti belirlensin. TMO politikalarının ve piyasa yapısı incelensin. Hastalık ve zararlılarla etkin mücadele yöntemleri geliştirilsin. Tarımsal destek ve sigorta sistemi gözden geçirilsin. Yaşlı bahçelerin yenilenmesi, lisanslı depoculuğun yaygınlaştırılması ve uzun vadeli fındık milli fındık politikası oluşturulsun.”
DÜNDEN BUGÜNE
Bizim (olmayan) borsada
Dünya rekoru!
O ki şu günlerde gündemi borsanın ahvali meşgul ediyor, çok değil bundan 18 yıl önce 17 Ekim 2008’de mevcut durum ile ilgili şunları yazmışız:
*
Bizim (olmayan) İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Dünya rekoruna dün imza attı.
27 Temmuz 2008 genel seçimleri nedeniyle endeksi 54 bine çıkarılan (!) borsa, oylar sandığa atıldıktan sonra başlattığı düşüş yürüyüşün de dün tarihi rekora imza atarak o günden bu yana yüzde 50’lik düşüşe ulaştı.
Bu oran aynı zamanda borsalar arasında Dünya Rekoru’nu da oluşturdu.
Çünkü dünyada hiçbir borsa Temmuz 2007’den sonra bu oranda bir düşüş kaydetmedi.
Aslında sorun yüzde 50’lik düşüş değil, borsa 27 Temmuz seçimleri öncesinde ne olmuştu da 2 ay içinde 30 bin den 54 bine yüksel(til)mişti?
Onu da, siyaset-sermaye-medya üçgeninde düşünmesini becerebilenler bulsunlar!
EKONOMİ 3K ÜZERİNE KURULMUŞ GİBİ…
3K, yani “Kazanamayan-Kazanan-Kaybeden.”
Kazanamayan-ÜRETİCİ.
Kazanan-ARACI
Kazıklanan-TÜKETİCİ
KISSADAN HİSSE
Her kafadan çıkan sese kulak verip de, her söyleneni de kaale almak başarıdan çok, kayba yol açar.
Nasıl mı?
Kıssadan hisse:
*
Bir gün kurbağalar arasında bir yarış düzenlenir.
Amaç bir tepenin en üst noktasında bulunan kuleye tırmanmaktır. Seyretmeye gelenler kurbağaların asla tepeye tırmanamayacaklarını düşünmektedirler.
“Yazık, asla oraya ulaşamazsınız” diyerek laf atmaktadırlar. Kurbağalar izleyicilerin bu tutumu karşısında teker teker pes etmeye başlarlar.
Ama içlerinde bir tanesi hâlâ yarışa devam etmektedir; “Yazık, o da pes edecek, oraya ulaşması mümkün değil!” diye söylenirler.
Ne var ki o kurbağa, büyük bir gayretle tepedeki kuleye ulaşmayı başarır. Diğerleri nasıl başardığını merak eder ve yanına gidip sormak isterler. Ama fark ederler ki o kurbağa sağırdır…