Bütün suç Hollandalı Gerardus Mercator'un.
Denizcilerin yön bulması için bundan 457 yıl önce bir harita hazırlıyor.
Ve haritaya göre ortaya bir “yanılsama” çıkıyormuş.
Yani!
Aslında Afrika daha büyükmüş de bu teknik, küçük gösteriyormuş koca kıtayı.
Dünya, küre şeklinde ya...
Ekvator'dan uzaklaştıkça alanlar büyütülerek aktarılmış haritalara.
Olanlar da Afrika’ya olmuş.
Zaten köle ticaretinin de merkezi durumunda...
Küçülttükçe küçültmüşler.
Afrika'yı, gerçekte 14 kat büyük olduğu Grönland kadar gösteren haritalar da bu şekilde ortaya çıkmış.
***
Bir Batı Afrika ülkesi olan Togo’nun, BM Genel Kuruluna “Haritayı Düzelt” başlıklı önerge sunmasıyla sorun masaya yatırılmış.
“Afrika başta olmak üzere kıtaların gerçek boyutlarıyla haritalarda yer alması” konusundaki önerge 164 oyla kabul edilmiş.
Gecikmeli de olsa hayırlı uğurlu olsun.
***
BM kararının ardından...
“Adil bir dünya, adil bir haritayla başlar” demiş, Togo Dışişleri Bakanı Robert Dussey. Amaçlarının “gerçek oranların korunması” olduğunu belirtmiş.
Afrikalılar kadar tüm insanlığın sorunu olan “yansıma”dan doğan “yanılsama” böylece ortadan kaldırılmış gibi...
Bundan böyle Afrikalı çocukların, “görsel orantısızlık” yüzünden kendi coğrafyalarına ve dünyaya bakışları da mutlaka değişecektir.
“Beyaz adamın bir kalesi daha düştü.”
***
İyi de...
“Teklif niçin Togo’dan gelmiş?”
“En çok canı yanan topraklara sahip olduğu için.”
Yaklaşık üç asır süren insan kaçakçılığının merkezi çünkü.
Togo ve Benin toprakları “Köle Sahili” olarak adlandırılmış.
Portekizli, Fransız, İngiliz ve Hollandalı tüccarlar, yerel şefler ve krallarla dost(!) olmuşlar. Kıyılara limanlar, kaleler kurmuşlar.
Venedik yapımı göz kamaştıran boncuklar, kumaş ve silah getirmişler.
Kabileleri birbirleriyle savaştırırken milyonlarca insanı da pamuk, şeker kamışı ve tütün tarlalarında çalıştırmak üzere yeni kıtaya taşımışlar.
Avrupa, zenginleşmesini ve ‘Sanayi Devrimi’ni bu köle ticaretine borçludur.
***
Afrika, Batı’nın elinde bir oyuncak gibi görünse de...
O kadar da küçük değil artık.
Tam da Yemen’deki Husilerin Babülmendep Boğazı’na yani “Gözyaşı Kapısı”na doğru ilerledikleri günlere denk geldi bu yazı...
Bir de ‘Sağ’ın ve ‘Sol’un üstünden silindir gibi geçen ‘12 Eylül’e...
Dünyanın en talihsiz kıtası, çevresiyle birlikte yeniden test edilirken...
O kadar küçük olmadığını göstermeye, dünyalığını almaya çalışıyor.
Hürmüz’den ve Gözyaşı Kapısı’ndan geçemeyenlere yıllar öncesinin unutulmuş yolları gözüküyor galiba.
Yine Köle Sahili’nden geçecek gibi gemiler.
Bu kez yükleri petrol.
Afrika’yı daha büyük gösteren haritalar yüzünden maliyetler de artacak!
Olan da bizim gibi petrole bağımlı ülkelere olacak.