Trabzonspor,Konyaspor karşısında çözemediğimiz bir futbol sergiledi.Oyun mücade gerektiriyordu. Mücadele,Hırs evlere şenlikti! Futbol bazen doksan dakikalık bir oyun değildir. Bazen yalnızca ilk iki dakikadır.Konyaspor karşısında Trabzonspor daha oyunun hikâyesini yazmaya başlamadan, İkinci dakikada Toth’un golüyle kendi hikâyesinin dışına itildi.Asıl mesele gol yemek değildi.

Asıl mesele, Trabzonspor golden sonra ne yaptığıydı.Çünkü büyük takımların farkı hiç gol yememeleri değildir.Büyük takımların farkı, gol yediklerinde oyunun aklını yeniden kurabilmeleridir.Trabzonspor bunu yapamadı.Gard bozuldu, akıl dağıldı! İlk gol Trabzonspor’un sadece skorunu değil, psikolojisini de değiştirdi. Konyaspor golü bulduktan sonra daha diri, daha cesur ve daha istekliydi. Trabzonspor ise oyunun kontrolünü eline almak yerine rakibin direncine teslim oldu. Burada çok önemli bir futbol gerçeği ortaya çıkıyor. Bir takımın karakteri, işler yolundayken değil; işler tersine döndüğünde ortaya çıkar. Trabzonspor’un problemi tam da burada. Öne geçtiğinde oyunu oynamak başka, geriye düştüğünde oyunu değiştirmek başka.Trabzonspor ikinciyi henüz yeterince beceremiyor.Hatta hiç beceremiyor.Konyaspor'un direnci, Trabzonspor'un reaksiyon eksikliğini gösterdi.Konyaspor maç boyunca daha diri görüntü verdi.İlk yarıda Trabzonspor’a,önemli fırsatlar vermediği gibi geçişlerde de tehlikeler oluşturdu.

Deniz Türüç ve Melih İbrahimoğlu üzerinden gelen pozisyonlar, Trabzonspor savunmasının ve geçiş organizasyonunun zaman zaman ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.Trabzonspor ise rakibin savunma duvarına çarptıkça aynı şeyleri tekrar etti.Top dolaştı.Ama oyun değişmedi.Oyuncular yer değiştirdi.Ama rakibin dengesi bozulmadı.Orta yapıldı.Ama ceza sahasında yeterli çoğalma sağlanamadı.Şut atıldı…Ama oyunun psikolojik üstünlüğü alınamadı.İşte futbolun matematiği burada felsefeye dönüştü.

Aynı şeyi daha fazla yapmak, farklı sonuç üretmez.Dirençli rakibe karşı B planı şart.Trabzonspor'un artık çok ciddi biçimde düşünmesi gereken konu budur.Rakip sana alan vermediğinde ne yapacaksın?Ön alan baskısı yapan takıma karşı ne yapacaksın?Savunmasını geriye yaslayan takıma karşı ne yapacaksın?İlk golü yiyip oyunun bütün dengelerini kaybettiğinde hangi futbolu oynayacaksın?Bunlar şampiyonluk hedefleyen bir takımın lüks soruları değildir.Bunlar zorunlu sorularıdır.Çünkü Süper Lig'de herkes Trabzonspor'u seyrediyor.Trabzonspor'un nasıl oynadığını, nereden çıktığını, nerede zorlandığını, hangi bölgelerde sabırsızlaştığını rakip teknik adamlar da görüyor.Özellikle analiz ediyor.Göztepe maçında ön alan baskısında yaşanan sıkıntılar konuşuldu.Konyaspor'da ise başka bir problem ortaya çıktı.Dirençli rakip karşısında oyunu değiştirememe.Demek ki artık mesele yalnızca sistem değil.

Sistemden sisteme geçebilme zekâsı.Ama futbol yalnızca Ben nasıl oynarım? sorusundan ibaret değildir.Bir teknik adamın ikinci sorusu şudur;Rakip benim oyunumu bozduğunda ben ne yaparım?İşte Konyaspor karşılaşması bu açıdan önemli bir uyarıdır.Çünkü bazen rakip senden daha iyi oynamaz.Sadece senin oynamana izin vermez.İşte o anda teknik akıl devreye girmelidir.Oyunun yönü değişmeli…Tempo değişmeli…Oyuncuların pozisyonları değişmeli…Rakibin savunma dengesi başka yollarla bozulmalı.Trabzonspor bunu daha hızlı ve daha cesur yapabilmeli.Bu maç bir yenilgiden fazlasıdır.Konyaspor mağlubiyeti yalnızca üç puanın kaybı değildir.Bence daha önemli bir mesaj taşımaktadır.Trabzonspor dirençli takımlara karşı reaksiyon vermeyi öğrenmek zorunda.Çünkü şampiyonluk yolu yalnızca iyi oynanan maçlardan geçmez.Şampiyonluk;kötü başladığın maçı çevirebilmekten,rakibin oyununu bozabilmekten,gol yediğinde ayağa kalkabilmekten,baskı altında doğru karar verebilmekten geçer.Futbolun en güzel tarafı da budur.Her zaman istediğin şartlarda oynayamazsın.Bazen rakip seni sıkıştırır.Bazen hakem düdüğü istediğin gibi çalmaz.

Bazen tribünler susar.Bazen ilk dakikada gol yersin.Trabzonspor karakteri tam da o anda devreye girmesi gerekir.Trabzonspor'un artık öğrenmesi gereken cümle şudur.Oyunum bozulduysa, yeniden oyun kurarım ve yeniden varyasyonlar geliştiririm.Konyaspor maçında bu cümleyi sahada yeterince göremedik.Trabzonspor'un daha güçlü bir takım olması yetmez.Daha kaliteli oyunculara sahip olmak yetmez.Yıldızların sahada bulunması yetmez.Yıldızların oyunun kaderine dokunması gerekir.Çünkü Trabzonspor'un hedefi yalnızca güzel futbol oynamak değil.Zor futbolu da kazanabilmek olmalı.

Konyaspor maçı bize bunu hatırlattı.Bir gol Trabzonspor'un gardını düşürdü.Konyaspor'un direnci ise Trabzonspor'un eksiklerini görünür hale getirdi.Şimdi yapılması gereken üzülmek değil.Ders çıkarmak.Çünkü şampiyonluk yolunda bazen kazanılan maçlar değil, kaybedilen maçların bıraktığı dersler büyütür takımı. Trabzonspor'un bu maçtan çıkaracağı en büyük ders şudur;Rakip seni durdurduğunda durmayacaksın.Oyunun durduysa oyunu yeniden kuracaksın.Çünkü büyük takım, kendi oyununu oynayan değil;Oyun bozulduğunda bile çözüm üretebilen takımdır.

Trabzonspor’un şimdi ihtiyacı olan şey yalnızca daha iyi futbol değil; daha güçlü bir reaksiyon karakteridir.Buna ilave olarak; Kaliteli ayakların Üstün top tekniği.Mücadele gücü.Top çevirme hızı,Final pas isabeti…

Trabzonspor o zaman diri ve güçlü takım olur…