Gençlerbirliği galibiyeti üç puandan fazlasıdır,böyle ifade etmeyi uygun görürüm.Bazı skorlar sadece tabelayı değil, bir takımın kimliğini anlatır.Pazar gecesi Papara Park’ta 5-0 yazıyordu. Ama aslında tabelada bundan çok daha büyük bir ifade vardı. Trabzonspor’un kalibresi,oluşturulan takım budur. Ne fazlası,ne eksiği…

Gençlerbirliği karşısında sahaya çıkan takım; daha diri, daha cesur, daha önde oynayan, rakibin üzerine giden ve topu ayağında tutmaktan çok oyunun hükmünü eline almak isteyen bir Trabzonspor’du. Farklı sonuç da bu anlayışın doğal karşılığı oldu.Çünkü Trabzonspor’un yıldızları vardır.Ama yıldızların gerçek değeri, isimlerinin büyüklüğünde değil, aynı takımın içinde ne kadar parladıklarında ortaya çıkar.Pazar gecesi bunu gördük.

Onuachu’nun iki golü, Muhammed Salah, Muçi ve Franculino Dju’nun golleri sadece skoru büyütmedi; takımın hücumdaki özgüvenini de gösterdi.Hüseyin Çimşir'in farkı sadece bu maçta futbolculara dokunmaktı.Hüseyin Çimşir’in yaptığı belki mucize değildi.Sihirli değnek ile hokus pokus yapmadı.Zaten kendisi de maç sonunda sihirli değnek olmadığını, oyuncuların reaksiyon gösterdiğini söyledi.Ama futbol biraz da şudur.Doğru zamanda doğru düğmeye basabilmek.Çimşir’in ilk dokunuşu, oyuncuların üzerindeki ağırlığı kaldırmak,onlara yeniden cesaret vermek ve güven aşılamak oldu.

Daha agresif.Daha dikine.Daha fazla hücum.Daha fazla mücadele.Daha az korku.Daha çok Trabzonspor.Futbolcu kendisini özgür hissettiğinde, yetenek de ortaya çıkar.Belki Fatih Tekke’nin de asıl mesele buydu.Trabzonspor böyle oynamalı.Trabzonspor’un problemi hiçbir zaman yalnızca futbolcu kalitesi olmadı.Futbol yüzde yüz uyum sorunsuzluğu,aynı birliktelik,zihinsel performans hedefiyle bir takımı zirveye çıkarır.Buna şüphe yok.Mesele,teknik direktörün kaliteli yıldızları aynı gökyüzünde buluşturabilmesi esas iştir.Futbolda mesafeler açılırsa kalite kaybolur.Orta saha geriye düşerse hücum yalnızlaşır.Forvet yalnız kalırsa yıldız bile sıradanlaşır.Ama takım birbirine yaklaşırsa,pas hızlanır.Koşu çoğalır.Mücadele büyür.Özgüven yükselir.Futbol yeniden kolektif bir akla dönüşür.Pazar akşamı Trabzonspor'un en güzel tarafı buydu.Sadece beş gol atması değil;beş golü atabilecek bir ruhla oynamasıydı.Hatta yedi sıfır,sekiz sıfırda maç bitebilirdi..

Benim görüşüme göre bu skor bir uyarı olmalı,fark atarken bile.Şimdi kimse farklı skor’un rehavetine kapılmasın.Çünkü bu maçın en önemli sonucu skor değil, ölçüdür.Trabzonspor kendisini hangi seviyede görmek istiyorsa, dün gece o seviyenin kapısını araladı.Bu takım;korkarak değil cesaretle,bekleyerek değil üreterek,dağınık değil birbirine yakın,ruhsuz değil mücadele ederek,yıldız isimlerle değil takım olarak oynamalı.

Trabzonspor'un forması sıradan bir formayı ret eder.Trabzonspor forması, sahaya çıktığında oyuncusundan sadece yetenek istemez.Karakter ister.Mücadele ister.Zihinsel performans ister.Fatih Tekke dönemi geride kaldı.Hocamıza çok teşekkür ederiz.Yaptıklarıyla ve yaşattıklarıyla.O camianın evladı.Hüseyin Çimşir ise şimdilik bu takımın başında bir nefes, bir geçiş ve belki de önemli bir hatırlatma oldu.

Hatırlatma şuydu;Trabzonspor'un problemi kalitesiz olmak değil; sahip olduğu kaliteyi sahaya ne kadar yansıtabildiğidir.Pazar akşamı kalite sahadaydı.Yıldızlar parladı.Takım birleşti.Papara Park yeniden ayağa kalktı.Trabzonspor bize bir kez daha Gençlerbirliği maçında şunu haykırdı. Benim gerçek kalibrem 5-0 değil; 5-0'ı doğuran futbol aklı, cesaret, mücadele ve inançtır.İşte Trabzonspor budur.Böyle oynamalı.Böyle mücadele etmeli.Böyle kazanmalı.Futbol aklı olmalı.Çünkü bordo-mavinin renklerin gerçek hikâyesi, skor tabelasında değil; sahaya bıraktığı izde görülür.Pazar akşamı sahaya yansıttığı gibi…