Trabzonspor, Avrupa macerasına erken veda etmenin ardından çıktığı Amedspor deplasmanında da ağır bir darbe aldı. Salah’ın golüyle öne geçen bordo-mavililer, önce Atilla Karaoğlan’ın verdiği penaltı, ardından 90’da gelen Orban golüyle sahadan mağlubiyetle ayrıldı.

Evet, Trabzonspor ikinci deplasmanından da eli boş dönüyor.

Ama asıl mesele skor değil.

Asıl mesele, sahada yine bildiğimiz Trabzonspor’un olması.

Kaliteli ayaklar var, yıldız oyuncular var, milyonluk transferler var… Ama bu takımın ne oynadığını bilen var mı?

Ben söyleyeyim:

Yok!

Geçen sezonun önemli isimlerinden Muci’nin düşüşü artık görmezden gelinemeyecek noktaya geldi. Çevre kontrolü yok, basit top kayıpları var, ikili mücadelelerde yeterli direnç yok. Sahada var mı, yok mu belli değil.

Onuachu ile bu lig uzun süre gitmez. Bunu görmek için futbol profesörü olmaya gerek yok. Trabzonspor’un transfer bitmeden acilen gerçek bir santrfora ihtiyacı var. Ceza sahasında rakibi tehdit edecek, savunmayı geriye koşturacak, gerektiğinde tek başına pozisyon üretecek bir golcü şart.

Ama sorun yalnızca santrfor değil.

Daha büyük bir problem var. Bazı futbolcular topsuz oyunda resmen ortadan kayboluyor.

Sorumluluk almayan, mücadele etmeyen, rakibe basmayan, tabiri caizse sahada kaçak güreşen oyuncular var.

Trabzonspor formasını giyiyorsanız kaçamazsınız!

Bu forma mücadele ister. Sorumluluk ister. Karakter ister. Rakip kim olursa olsun… Hele ki hedefiniz zirveyse! Onana’nın performansına ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Trabzonspor’un kalecisi, yaptığı kurtarışlarla takımını ayakta tutmaya çalıştı. Ama onun gereksiz yere kullandığı uzun toplar da ciddi bir sorun. Amedspor baskı yaptığında Trabzonspor topu geriden çıkaramıyor. Savunmadan çıkan uzun topların neredeyse tamamı rakibe gidiyor. Peki sonra ne oluyor? Trabzonspor yeniden savunmasına gömülüyor. Sonra bir daha… Bu takım baskı altında ne yapacağını hâlâ bilmiyor. Geriye oynuyor, yana oynuyor, uzun vuruyor ama ileriye nasıl gideceğini bir türlü çözemiyor. Sezon başladı. Haftalar geçiyor. Ama Trabzonspor’un hâlâ net bir oyun planı yok. Kim nerede duracak? Top kimden çıkacak? Orta saha nasıl organize olacak? Hücum hangi plan üzerinden gelişecek? Rakip baskı yaptığında hangi çözüm üretilecek? Hiçbirinin cevabı sahada yok. Amedspor’un zaman zaman Trabzonspor ceza sahasına kadar bu kadar rahat gelmesi bile başlı başına alarm zili. Bu kadar kaliteli futbolcunuz olacak… Bu kadar transfer yapacaksınız… Yıldız ayaklarınız olacak… Ama sahada takım görüntüsü vermeyeceksiniz. Ayıp beyler, ayıp! Gerçekten hiç yakışmıyor. Çünkü mesele artık bir maç kaybetmek değil. Mesele, Trabzonspor’un nasıl bir futbol oynadığının hâlâ belli olmaması. Gelelim Atilla Karaoğlan’a… Hakeme dair söylenecek çok şey var. İlk yarıda Amedsporlu futbolcuların sert müdahalelerinde kartlarına başvurmayan Karaoğlan’ın, Trabzonsporlu futbolculara aynı toleransı göstermemesi dikkat çekti. İkinci yarıda Amedsporlu oyuncuya çıkan kart ise adeta göstermelikti. Fakat gecenin en tartışmalı kararı penaltı oldu. Diagne’nin vuruşundan önce Sor’un ceza sahasına girdiği görüntülerde açıkça görülürken oyunun devam etmesi ve penaltı sonucunda yaşananlar tartışmayı daha da büyüttü. Onana penaltıyı kurtardı. Ama dönen top ağlara gitti. Burada sadece penaltıyı değil, penaltıdan önceki ihlalin neden görmezden gelindiğini konuşmak gerekiyor. Hakemlik, gözünün önündeki pozisyonu görmemek değildir. Hele böyle kritik bir anda, böyle önemli bir maçta yapılan ihlali yok saymak kabul edilemez. Ancak Trabzonspor açısından bir gerçeği de kimse görmezden gelmesin: Hakeme kızmak kolay. Peki kendi futbolcunu ne yapacağız? Trabzonspor’un artık bahanesi kalmadı. Avrupa gitti. Ligde puanlar gidiyor. Oyun hâlâ ortada yok. Kaliteli ayaklar var. Yetenek var. Potansiyel var. Ama oyun yok. Mücadele deseniz eksik. Saha içi disiplin deseniz yetersiz. Takım savunması deseniz alarm veriyor. Hücum organizasyonu deseniz Allah’a emanet. Şimdi soruyorum: Trabzonspor böyle oynayarak kimi yenecek? Rakip kim olursa olsun aynı sorunlar tekrar ediyorsa, artık buna “kötü gün” diyemezsiniz. Bu bir sistem problemidir. Ve teknik heyetin artık bahaneden önce çözüm üretmesi gerekiyor. Çünkü Trabzonspor’un kredisi sonsuz değil. Avrupa’dan erken elenmenin ardından lige de böyle bir futbol anlayışıyla devam edilirse, sezon daha başlamadan büyük hedefler birer birer çöpe gider. Trabzonspor’un yıldız oyuncuları olabilir. Ama yıldızları aynı formayı giydi diye takım olunmuyor. Takım olmak için oyun gerekir. Mücadele gerekir. Disiplin gerekir. Ve en önemlisi, sahaya çıktığınızda “Biz bugün ne oynayacağız?” sorusunun cevabı belli olmalıdır. Trabzonspor’da şu anda o cevap yok. Asıl ayıp da tam olarak burada.