Trabzonspor ile Fenerbahçe karşı karşıya geliyorsa, o maç takvimde sıradan bir tarih değildir. Bu şehirde elektrik direklerinden kıvılcım düşer; tribünlerden yükselen ses yalnızca tezahürat değil, bir meydan okumadır. İlk yarı tam da böyle oynandı: tansiyon yüksek, nabız zirvede.
Trabzonspor maça cesur başladı. Topa basan, oyunu isteyen, risk alan taraftı. Ve sahneye Muci çıktı… Klas oyuncu farkını yine gösterdi; top ayağına her geldiğinde kalite aktı. Attığı golle bordo-mavilileri 1-0 öne geçirirken Papara Park ayağa kalktı. O an şunu gördük: Bu takım istediğinde oynuyor. Hem de iyi oynuyor.
Ama mesele tam da burada başlıyor.
Golün ardından geri çekilmek… Özgüveni bir kenara koyup “skoru koruma” refleksine sığınmak… Büyük maçta cesaretin dozunu düşürmek pahalıya patlar. Daha önde kalsan, daha dik dursan belki o iki golü kalende görmezsin. Futbol korkuyu affetmez; hele derbiler hiç affetmez.
Yine de 2-2 ile soyunma odasına gitmek moral açısından kıymetliydi. Oyun git-gel yaşarken Trabzonspor ayakta kalmayı bildi. İlk yarı bize şunu gösterdi: Trabzonspor oynarsa kazanır, korkarsa kaybeder.
İkinci yarının başında korkak oynayan taraf yine Trabzonspor’du. Fenerbahçe’nin üç pasla kaleye indiği, Asensio’nun golü bulduğu pozisyon orta sahanın alarm verdiği andı. Pina rakibin on metre gerisinde, geç reaksiyonlar… Onana’da son haftalardaki düşüşün devamı… Augusto sahada var mı yok mu belli değil. Santrforsuz oynayan bir rakip üç gol buluyorsa, teknik heyetin bunu masaya yatırması şart. Fatih hoca bu tabloyu iyi analiz etmeli; çünkü büyük maçlar bahaneyi değil çözümü kabul eder.
Gelelim maçın kara lekesine…İsmail Yüksek’in Talisca’ya attırdığı gol öncesi pozisyon… Topun elle temas ettiği görüntüler bu kadar netken “devam” demek, görmemekle açıklanamaz. Görmek istememek başka bir şeydir. Büyük maçta küçük tereddütler adaleti yaralar.Ve düdük çalan isim: Halil Umut Meler…Yakanda FIFA kokartı olabilir ama büyük maç yönetmek yalnızca kokartla olmaz. İlk yarının uzatmalarında Falcorelli’ye yapılan müdahaleyi uyarıyla geçiştirmek, oyunun sertliğini doğru okuyamamak… Büyük maç cesaret ister, adalet ister. Hakem oyunun önüne geçmemeli; ama en çok konuşulan isim hakem oluyorsa, orada bir problem vardır.
Buradan başkan Ertuğrul Doğan’a da bir çağrı:Bu camia sustukça aynı filmleri izler. Gereken tepkiyi koymak yönetimin görevidir. Bordo-mavili taraftar ayrıcalık değil, adalet istiyor.