Bir tuhaflık var bu işte. Öyle ya... Emekli ve memur zamları yeni belirlenmiş... Pazarla, mutfakla, geçimle ilgili haberler beklenirken... Kanalları dolaşıyorum ki ne göreyim?
"Mehmet Amca ses ver!
Dağ keçilerinin yiyecek bulma çabası...
Köpeğini gezdiriyordu kurt saldırdı.
Sobadan çıkan yangın evi sardı.
Hediye küçük, mutluluk büyük...
Alkollü sürücüden garip savunma...”
***
Hani aylardan Şubat olsa, Mart olsa...
Zamların üzerinden aylar geçmiş...
Ana haberlerde bu başlıklar normal karşılanabilir.
Fakat büyük büyük kanallar...
Memur ve emekli maaşları yeni belirlenmişken...
Hem de emekliler için en zor mevsimde...
Karda kışta şüphesiz bu haberlerden bazıları da gider.
İyi de hiç mi aklınıza gelmez bir dar gelirlinin akşam sofrasına oturmak!
Kahvaltısına konuk olmak!
Buzdolabına, derin dondurucusuna kamera tutmak!
Vatandaşın samimi düşüncesini yansıtmak!
Gerçek habercilik bu değil midir?
***
Şüphesiz kaybolan Mehmet Amca da haberdir.
Fakat sosyal medyadan en renkli alıntılarla ekranları doldurmak da neyin nesi?
Sabah kuşağı programlarında zaten abandone olan insanımız hiç değilse akşamları gerçek haberleri hak etmiyor mu?
Yeni yılın ilk günlerinde en öncelikli meseleye tercüman olmak gerekmiyor mu?
***
Bir haber dikkatimi çekti.
Ben olsaydım bunu da ana haber bültenine koymazdım!
"Dağ keçilerinin yiyecek bulma çabası..."
Sen, karda kışta kameraları dağ keçilerine çeviriyorsun...
Hayatta kalma adına ne denli zor bir süreçten geçtiklerini anlatmaya çalışıyorsun!
Allah aşkına! Asıl konuya da bi dokunsana!
Emekli Mehmet Amcaya, Ayşe Teyzeye…
***
Ülke olarak çok zor bir coğrafyada yaşıyoruz.
Üstüne üstlük büyük bir sorunumuz daha var...
Halkının ve sanatçılarının dalgasını geçtiği dünya delisi bir Trump'la karşı karşıyayız.
Her demeci ayrı bir çılgınlık!
Emlak Kralı'ndan ABD Başkanı olursa her yere “arazi” gözüyle bakar doğal olarak.
İstanbul Mecidiyeköy'deki Trump Tower inşaat alanına uğrayıp menemene ekmek bandıran adam gitmiş...
Dünyanın çanına ot tıkayan bir çılgın gelmiş.
Bir dediği diğerini tutmuyor.
Tüm liderlere havuç ve sopa gösterebiliyor.
***
Bu zor günler de geçecek inşallah.
İşçi, memur ve emekli bağrına taş basar, 2010'lardaki refah seviyesini yeniden yakalayabilir.
Bu millet nice badireler atlattı, bunu da atlatacağından eminiz.
Fakat çok çok büyük bir endişeyle yaşıyoruz.
"Dünyanın En Genç Profesörü" ünvanının sahibi Oktay Sinanoğlu'nun dediği gibi "HEDEF TÜRKİYE"dir. Etrafımız sürekli ateş çemberi...
Şöyle bir dört mevsim, dört bir yanımız barış içinde olmuyor olamıyor.
Yüz yıllık, bin yıllık nefretle yeniden çizilmeye çalışılıyor sınırlar.
Böyle günlerde şüphesiz "önce vatan" duygusu her şeyin önüne geçiyor.
Çünkü "BAŞKA TÜRKİYE YOK".
***
İşte tam da böyle günlerde...
Cilalı söylemlerle halkın karşısına çıkılması doğru mu?
Fabrika ayarlarıyla sürekli oynamak, kime ne kazandıracak?
En çok da şöyle cümleler yaralıyor bizi!
"Bak, bu değişikliği yaptık da ne oldu?
“Ülke mi yıkıldı?"
Ve daha neler neler?
***
Ben yine de ümitliyim.
"Türk Devlet Aklı"na güveniyorum.
Tüm bu yaşananların kılı kırk yararcasına yönetildiğine inanmak istiyorum.
Trump da gider bir gün, yeni bir dünya kurulur mutlaka...
"Ve daha güçlü bir Türkiye orada yerini alır."
İşte o an Mehmet Amca da ses verir, Ayşe Teyze de.