Varlığı bir dert, yokluğu yara Üç şey demiş Napolyon: “Para, para, para” İnsanlar öldürülür onun uğruna Servetin ulaşsa da yüz milyonlara Kefenin cebine sığmaz bir tek lira
Para parra parrra
Söz ve müziği Şanar Yurdatapan’a ait.
1975’te ilk seslendiren ve sevdiren de Rüçhan Çamay.
Yani şöyle olmuş.
Şarkı patladıktan sonra Rüçhan Çamay’ın kızı Melike Demirağ ile Şanar Yurdatapan 1976’da evlenmişler.
Biraz eskilere gidince…
Türkiye’nin ilk uçak fabrikasını kuran, demiryolları yapan Nuri Demirağ ve kardeşi
Abdurrrahman Naci Demirağ’la karşılaşıyorsunuz.
Melike Demirağ’ın babası film yapımcısı ve yönetmen Turgut Demirağ, Abdurrahman Naci Demirağ’ın oğlu.
Nuri Demirağ da Melike Demirağ’ın büyük amcası oluyor.
***
Konu “Para Para Para” olunca şöyle bir baktım.
Şanar Yurdatapan, “Para Para Para”yı 1975’te hazırlamış ve kayınvalidesine söyletmiş.
O yıllarda yabancı şarkılara Türkçe sözler yazmak moda olduğundan…
“Acaba” diyorsunuz!
ABBA tarafından 1976’da söylenen “Money Money Money” şarkısıyla bir yakınlık var mı?
Tamamen farklı bestelere ve yapılara sahip iki şarkı…
Eğer bir esinlenme varsa ABBA, bizimkinden esinlenmiş diyebiliriz.
***
İki şarkıyı yeniden dinledim de konu aynı aslında.
Para bulma, zengin olma hayali…
Aradan tamı tamına elli yıl geçiyor; araçlar değişiyor, durum değişmiyor.
“Paraya ulaşmak.”
Biz Türkler, yeni yeni parayla oynuyoruz.
Yüz yıl öncesinde böyle miydi?
Cep delik cepken delik…
Özellikle son çeyrekte paraya para demiyoruz.
Kripto para trafiğinde varız, borsada…
Manipülasyonu da öğrendik bu arada…
***
Büyük paraların kazanılıp kaybedildiği yerdir Borsa.
Hayallerin alınıp, gerçeklerin satıldığı…
Sabırsızların, sabredenlere para kazandırdığı…
Giden trene binilemediği bir yer.
***
Ne olursa olsun, ders olsun hepimize.
Edebiyatla uğraşan bir tarihçiden hiç kimse finansal piyasa hakkında analiz, strateji ve kişisel tahmin beklemesin.
Son birkaç gün içinde 4 ya da 5 milyar doların buharlaştığından bahsediliyor ya…
Bunun, insanımızın mutfağına, ulaşımına, sağlığına nasıl yansıyacağı bizleri ilgilendiriyor.
Birbirimizi kandırmamıza gerek yok.
Çalınan para bizim değil, torunlarımızın parası.
Şarkılar bekliyor, emekli kahveleri, dost meclisleri.
Yoksa “para parra parrra” der ve geçeriz.