Hafta başı LGBT bireylerine ve derneklerine karşı operasyon çekmişler ve adını da “Ailem Güvende” koymuşlar, bunların sosyal medya hesaplarını bile erişime kapatmışlar…

Teröristlere özgürlük ve bebek katiline villaların konuşulduğu bu dönemde bu operasyon çok anlamlı, hedef saptırmayı görüyor musunuz?

Benim aklıma Ensar Vakfındaki masum çocuklar geldi birden, iyi halden salınan caniler, ölmek istemiyorum diye feryat ederek devlete sığınmaya çalışırken ölen kadınlar geliyor. Hakikaten Türkiye’m de ailem acayip güvende, emeği geçenlere selam olsun. Mika Raun’un hesabını kapattınız, Zenne Arif gözaltında ailelerimiz kurtuldu, teşekkürler elinize sağlık.

Ey Allah’ım ya…

Hakikaten şimdi aklıma geldi, Yenidoğan Çetesi ne oldu?

Bülent Ersoy’u iftar masalarında külliyede ağırlayan siz değil misiniz?

Neyse arkadaş, sinir uçlarımızla oynuyor duruyorlar. Bu ülkenin taşıyıcı kolonlarına cemaat, tarikat, aşiret, mafya, patron düzeneği koydular ve bu herhangi bir kolonun çökmesi tüm taşıyıcı sistemi birlikte yıkacağı düşünülerek asla taşıyıcı kolonlara dokunulmuyor ama bütün dert, tercihi değişik vatandaşlar!

Bir de bu yurtdışından fon aktarılıyor, balonu var. Kardeşim siz eğer bir sivil toplum kuruluşu iseniz AB’nin sivil toplumu ilgilendiren fonlarına bir proje ile başvurup bu fonları kullanabilirsiniz, AKP’li belediyeleriniz bile bu fonları alıyorlar. Sen asıl şu kara parayı nasıl aklıyorlar asıl ona bak!

Millet aç, aç.

Ailenin güveni ekonomi ile sağlanır, bunlarla değil. Ben şahsen ekonomik nedenlerle dağılan pek çok aile gördüm son senelerde, hem de yığınla. Ama LGBT’den dağılan bir aileye rastlamadım.

Gidin bakın kardeşim, millet borç harç içinde ve bu milleti düşürdüğünüz açlıktan kimsenin derdi kim gay kim lezbiyen değil.

Gerçekler acıdır, üzgünüm…

ŞAKA MAKA: HER BELEDİYE BİR GÜN AKP’Lİ OLACAKTIR…

Bir Alamancı arkadaş yazmış, bende beğeni yaptım altına. Diyor ki, “Seçimlerin hiç yapılmaması lazım. Böylece kimsenin şehir değiştirip strese girmesine gerek yok. Türk ekonomisi de çok iyi, öyro 100 olması gerekirken hala 55 TL. adeta bedava yaşıyorsunuz kardeşler…”

Bu bir başarı diyorum siz başka şey diyebilirsiniz, Reis oy kaybettikçe hem belediye sayısı artıyor hem milletvekili sayısı yükseliyor. Tam bir başarı hikâyesi bu bence, yetmez ama evet diyorum, gülmeyin evet.

Seçimle alamadıkları yerleri başka türlü alıyor adamlar, işlerinde başarılı mı? Başarılılar…

Sorarlarsa Milli irade dersiniz, ileri demokrasi dersiniz. Güneydoğu’da DEM Partili belediyelere kayyım atayarak, batıda ise CHP’li belediyelere yolsuzluk operasyonları yaparak tüm belediyelerin AKP’ye geçmesine az kaldı, ileri demokrasi işte bu değerli kardeşim, gör.

Bu süreçte tek bir AKP’li belediyede dahi tek bir yolsuzluk olmaması sürecin haklılığını ispatlamıyor mu? Yerden göğe haklılar.

Sütte bile leke olabilir ama bunlarda asla.

Her belediye elbet bir gün AKP’li olacaktır…

SÜMELA’YI ERKEN İBADETE AÇTIK…

Hep içimde kızgınlıktır, keşke erken davranmasaydı bizi yönetenler. Biraz bekleselerdi…

Neyse Ayasofya da en azından denize bakıyor, manzarası güzel.

Sultan Fatih her ne kadar da Ayasofya için “Benim cami yaptığım bu mekânı kim camilikten çıkarırsa Allah’ın lâneti onun üzerine olsun” diye beddua etti ama belki Trabzon içinde söylemiştir diyerek iyi ki kapattık Trabzon’daki Ayasofya müzesini. Denize karşı bir de çay içersek yanı başındaki çay bahçesinden bizden iyi Müslüman yoktur şimdi. (Tarihçi Murat Bardakçı, vakfiyenin orijinal metninde ve hiçbir resmi belgede böyle bir ifadenin yer almadığını, bu sözün sonradan uydurulan bir efsane olduğunu belirtmektedir. Vakfiyedeki ağır lanet ifadeleri ise genel olarak vakıf malına zarar verenler veya gelirlerini haksız yere başka yere aktaranlar için İslâm hukuku geleneğine uygun olarak yazılmış standart bir metindir)

Olsun biz yine de sağlam gidelim diye, her ne kadar da Fatih’in 1461’de Trabzon’u fethettiğinde kapatmasa bile, Ayasofya Müzesi’ni kapattık AKP dönemimizde. Kiliseydi, müze yaptılar, bakın biz onu da cami yaptık, diye kurum kurum kurulduk!

Sonra da Valilikte toplantı yapıp turizm gelirlerimizi, kente gelen turist sayısını, havaalanına inan uçak sayısını tartışıyoruz.

En başta dedim ya, Sümela’da erken verdik ibadet iznini Hristiyanlara.

Yüksek rakımda efir efir esen rüzgârda Cuma günü rükûa gitmek güzel olurdu…

İYİ PARTİ’DEN “BAHÇELİ” VİLLA GÖNDERMESİ…

İYİ Parti müthiş bir video yapmış, seyretmedi iseniz seyredin müthiş olmuş. Bu işi aslında Saadet partili gençler, ya da Yeniden Refahlı gençler falan yapıyordu ama bu kez İYİ Parti iyi iş çıkardı.

Hemen Bahçeli cevap vermiş, villa değil 250 metre kare villacık! (mealen)

Tam bir körlük mevcut siyasi partilerde, Fetöcüler de böyle idi, hiç düşünmezlerdi devran döner mi diye. Şimdi gücü elinde tutanlarda aynen bu körlükte…

Yeminle terör örgütü liderine müstakil ev tahsis eden ülke statüsüne çıktık, tarihe geçeceğiz.

Eskiden “ölseydim de bugünleri görmeseydim” diyordum şimdi madem gördük “bu ihaneti yapanların yargılandığını görmeden ölmeyeyim yeter” diyorum. Nasıl buralara geldik arkadaş, nasıl? 1 Mart tezkeresini reddeden meclisten muhalefeti ve iktidarı ile topyekûn ulus devletten çıkışa geçiş sürecinin neredeyse son aşamasına getirdiler…

İçime dokunuyor arkadaş, yıllarca bu topraklarda dökülen kanın, ödenen ağır bedellerin ve kurulan Cumhuriyetin bu gibi ucuz siyasi pazarlıkların mezesi olmasını içime sığdıramıyorum.

50 bin kişinin katiline “Bahçeli” ev yapıyorsunuz, ölümünden sonra da bu evi müzeye ve turistik geziye açık hale getirirsiniz herhalde, unutmadan söyleyeyim.

Sonra da çıksın Büyükşehir Başkanı Gaziler Haftasında “Şehitlerimizin emanetine sahip çıkmaya devam edeceğiz” desin, bizde alkışlayalım…

Ben Müsavat Dervişoğlu’nun yerinde olsam meclisteki ilk oturumda üzeri fiyonklu paketlenmiş bir borcamı alır götürür MHP grubuna teslim eder sonra da “hayırlı olsun, sizin kankanız evini yapmış bitirmişsiniz, ev hayırlısına giderken eliniz boş gitmeyin diye getirdim” derim.

Planını çizen mimarın, kazısını yapan kepçenin, temelini atan pompanın, betonunu döken mikserin, demirini büken işçinin, kalıbını çakan ustanın, sıvasını çeken malanın, boyasını vuran fırçanın, hâsılı kelam emeği geçen cümlenin…

Sayaçları kim okuyacak, kim? Salınan PKK’lılarınız mı?

Çok ah aldınız, çok…

FİNANSAL İSTİKRAR KOMİTESİ TOPLANTISI…

Dün toplantı için tarih saat bildirmişler, komite toplanacakmış.

Hafta başından beri bir şeyler oluyor cânım Türkiye’m de, şimdi borsa büyük çöküyor onun için komiteyi acil topluyorlar.

Dandirik hisselerin balon gibi şişmelerine göz yumdular şimdi acil toplanıyorlarmış. Siz bu saatten sonra ancak çay içip kurabiye yer dağılırsınız beyler ben size söyleyeyim. Geçti Bor’un pazarı. 2025 Kasım ayında da Sör Şimşek çıkıp “durumun farkındayız” dememiş miydi? Niye o zaman tedbir almadınız, elinizi kolunuzu tutan mı vardı? Oturup seyrettiniz…

Aslında fazla acele de etmeyin derim ben, bunun burasında ne kaldı 2030 geldi zaten. Bu kadar hızlı toplanılır mı Sör Şimşek? Zam üstüne zam geliyor, mazot olmuş 100 liranın üstünde, borsa çöküyor, fon adı altında milleti çarpıyorlar, bizim Sör çıkıp Avrupa’ya gidin bakın 150 lira benzinin litresi diyor! Şimdi de finansal komiteyi acil topluyormuşlar, günaydın Paşam.

Bakın görün eski bir bankerler furyası vardı, aynen öyle bir duruma düşüyoruz.

Bu toplantıdan ne çıkar? Ben size söyleyeyim, dış güçler çıkar, milli beraberlik çıkar, güçlü Türkiye çıkar, bayrak ezan ne varsa çıkar. Ama yatırımcı lehine ve vatandaş lehine tek kelam çıkmaz. Niye?

Çünkü kasayı çaldırmış boşaltmışsın arkadaşım, cephanen yetersiz.

Topla komiteyi son kurşunu nereye sıkacağına sen karar ver Sör Şimşek.

Sakın tabana yaymaya çalışma, epeydir senin oradan görünmüyor ama biz tabansız kaldık…

YÜZDE 48,5 AZ OY DEĞİL, DEMİŞ BUTLAN KEMAL

“Bu oy sıradan değil, ülke nüfusunun yarısı neredeyse oy verdi. Kazanamamanın altında yatan neden Sayın Erdoğan’ın sahte videolar çıkarması ve beni Kandille suçlaması. Bu sahte haberleri AKP’ye yakın kanallar medyaya servis etti, yoksa kaybedişimiz Alevi Sünni olmaktan değil” demiş.

Rahat bir seçimi zora soktunuz Kılıçdaroğlu ve seçimi kaybettiniz. Üstelik kazanılması çok kolay bir seçimdi hatta rahat bir seçimdi, kaybettiniz. Artık sizi kimse umursamıyor Kılıçdaroğlu, görün bunu. Halkın gerçekleri farklı noktalarda artık…

Aslında kendine meşru bir zemin yaratmak istiyor Butlan Kemal, bakın ben yüzde 48,5 oy almıştım o yüzden tekrar bu koltuğa oturdum falan.

Nasıl bir mantık hiç anlamıyorum, iki kişi girmişsiniz sandığa sana yüzde 48,5 oy çıkmış. Bir de bununla övünüyor koltuğunun meşruluğunu savunuyorsun. Garip bir durum…

Hani yutuyoruz ama bir söz vardır;

“Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil”

Dede ne istiyorsun sen bu milletten, söyle de bilelim?

Biz sana ne kötülük ettik?