“İşiniz benimle, bırakın diğerlerini teker teker gelin. 4 defa yendim sizi, yine yenerim…” diyor Ekrem İmamoğlu Silivri’de yargılandığı mahkemede.

Haklısın hemşerim de iş o sandığa kalsa…

Adamlar kendilerini her seçimde açık ara yenebilen rakibi elinde bulundurduğu yargı sopası ile devre dışı bırakıyor biz hala gelecek seçimleri düşünüyoruz.

Bence artık seçim falan yok arkadaşlar, Trump gibi bir manyak Amerika’nın başında olduğu sürece Türkiye’de seçim meçim yok.

Bakın, görün dava uzatıldıkça uzatılacak, “duydum, kulağıma geldi” gibi iftiracılarla bir yere yazın. İmamoğlu’nu ellerinden geldiği kadar, karar açıklanmadan, oyaladıkları kadar oyalayacaklar. Akın Gürlek’in muhalefetten sorumlu bakan olarak atanması da bunun en güzel kanıtı.

Çünkü büyük güç ABD öyle istiyor, bu kadar net…

KAZIK PEŞİNDE KOŞAN PROF…

İktidar cenahı küfür kıyamet Osman Hocaya yükleniyor ama Hoca bir gram adım geri atmıyor. Prof. Dr. Osman Bektaş hoca uzun zamandır konuyu dile getiriyor ve yeni inşa edilen Şehir Hastanesinin ve hatta yanı başındaki AK’Kazık Stadyumunun denize doğru kaydığını iddia ediyor. “Uydu verilerine göre hastanenin 4 bloğu ve stadın 4 tribünü aynı hızla kaymıyor! Özellikle kuzey blokları dolgunun daha kalın olduğu kesimde denize doğru daha hızlı (2-3 cm/ yıl) süzülüyor” diyor bilimsel açıklamasında.

Ben bilim insanına saygı duyarım, hele de veri ile konuşursa.

Hocam demek istiyor ki; arkadaşlar, AK’Kazık zaten başlı başına bir kazık Trabzon için. Lakin hemen yanındaki dere yatağına dolgu üzerine kondurulan Hastane en büyük kazık! İkisi de kayıyor denize doğru, bilimsel olarak. Hastane dolgusu ve inşaatı daha fazla!

Bizim işbirlikçi medya da telaşta, susturun şu Hocayı diyor. Biliyor çünkü AK’Kazık stadyumu yapılırken fore kazıkların eksik olduğunu söyleyen oda başkanının bir gecede nasıl işkolik (!) olduğunu…

Yanı başındaki 2 tünelle ilgili de eski bir Karayolları kökenli Belediye Başkan Yardımcısı bağırıyordu, tünellerin olduğu yerden kaynak suyu problemi var diye. Alttan su geliyor, bunun acil drenaj edilmesi gerekir diye. Birden sustu Başkan!

Bizde tarihe not düşelim bunları, ilerde hatırlatırız atılan kazıkları…

KADIN ŞOFÖRLER…

Giresun’dan bir haber okudum, bölgedeki zorlu coğrafya içinde sağlık hizmetlerinde ambulans ve arazi tipi araç kullanan ekibin 439 personelinden 237’i kadınmış. Kadınlar; ambulans, arazi tipi ambulans ve UMKE’nin arazi tipi araçlarını kullanıyorlarmış.

Tebrik ediyorum…

Bizim dönemde (2004-2009) belediye otobüslerini yeniliyoruz, 10 tane yeni araç için 10 şoför almak istedik. Başkanımız Volkan Bey talimat verdi, hepsini kadın şoför yapalım. İnanır mısınız, yüksek sınıf ehliyeti olan 1 kişi bulabilmiştik.

Evet, yazı ile Trabzon’da bir kişi çıktı!

Gelinen ve gelişen hayat şartlarında kadınların ağır iş kollarında uzmanlaştıklarını görünce seviniyorum. Bu açıdan Giresunlu kadınları tebrik ediyorum…

MAARİF DİYE TUTTURDU GİDİYORLAR…

Son zamanlarda biliyorsunuz bir “Maarif” hayranlığı var, tavan yapıyor mübarek.

Milli Eğitim Bakanlığı bir attı ortaya “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”, bütün eğitim camiası maarifle oturuyor maarifle kalkıyor. Maarif Lisesinden tutunda Maarif Korosuna kadar ne arasan var artık…

Ey gidi, biz eskiler sadece Saatli Maarif Takvimi diye bir şey bilirdik. O da araya kaynadı gitti.

Bir de çok ünlü bir Maarif Vakfı var. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden her sene muazzam bir cukka sağlanıyor bu vakfa. 2024 yılı rakamlarına göre bu vakfa aktarılan para tam 5,7 milyar lira. 2025’de 6,7 milyar lira! Güya yumuşak güç elde edeceğiz diye bu vakıf aracılığı ile Afrika ve Ortadoğu’nun bataklığına milyonları gömme operasyonu. Düşünebiliyor musunuz, bu vakıf aracılığı ile Sudan gibi Somali gibi bin yıl geçse Türkiye’ye zerre faydası olmayacak coğrafyadaki ülkelere sabah akşam Türkçe öğreteceğiz, satranç öğreteceğiz ayağı ile para aktarıyoruz. Muhtemelen bal tutan birileri de parmaklarını yalıyor.

He, he maarif, oyalanın siz!

Korosu da pek güzel olur!

HALEP’E AKIN VAR, AKIN…

Bizim Ahmet Başkan, Halep’te kumanya dağıtmış iftar yemeği vermiş.

Hayırlara vesile olsun.

Elbette Reis izin vermiş, Ahmet Başkan da şak diye emre itaat etmiş.

Tabii yardımın gizlisi saklısı makbuldür derler ama AKP olunca gizli saklı olmuyor bu işler. Milletin gözüne soka soka. Onlar daha iyi bilir, yardımın bu kadar aşikâr olanını. İlk kuruldukları yıldan beri bu işleri böyle şov ile yapıyorlar. Geçenlerde bir yazımda da belirtmiştim, AKP kadın kolları bir vatandaşın evine yardım kolisi getiriyor kameraya alıyor diğeri. Kapıyı çalıyorlar, yardım kolisi kaldırımın üstünde. Kapıyı açan kadıncağız bilmiyor, eli ile işaret ediyor AKP’li ev sahibi koşup koliyi alıyor ve AKP’li kadının yüz ifadesi ile video çekimi sonlandırılıyor. Bunlar hayatın gerçekleri, iyi yapıyor AKP bunu. Ahmet Başkan da İmam Hatiplidir, iyi bilir Arapçayı. Gitti Halep semalarında yardım kolisi dağıttı, yemekler verdi ecdadımızın ruhlarına istinaden…

Halep deyip geçmeyin, şu an tamamen işleyiş Türklere ait bir kent. Nerede ise tüm sağlık hizmetleri Kızılay tarafından yapılıyor, çok sayıda Türk inşaat firması binalar dikiyor, belediyecilik ve bayındırlık hizmetlerinin nerede ise tümü Türkler sayesinde dönüyor. Halep Kalesi, Abdülhamit Saat Kulesi gibi önemli noktaların restorasyonlarını bile Türkler yapıyor.

İster misiniz ilerdeki günlerde Halep Valisini biz gönderelim, belki Ahmet Başkan olur.

Olur mu olur, tüm dış temsilcilikler AKP kadroları ile dolduruldu niye bu da olmasın?

YANDAŞ BASINA BİLGİ AKTARIMI

Dava başladığında gördünüz sizde sanırım, mahkeme davayı açtı ama gerginlik doğduğu için duruşmaya öğleden sonraya ertelendi.

Duruşmanın ertelenmesine neden neydi?

Mahkeme heyetinin avukatlara bile vermediği liste bir gün önce Yeni Şafak’ta yayınlandı! Bu durum avukatlar tarafından mahkeme heyetine sorulduğunda işler karıştı. Düşünsenize, İBB Başkanı ve bürokratlarını hatta avukatları dahil bir sene hapiste tutuyorsun, iddianameyi 9.cu ayda yazıyorsun, 1 sene tutukluluktan sonra sanıkların ilk duruşması başlıyor ama sanıkların konuşma listesi avukatlara verilmiyor. Çat diye bir bakıyoruz liste Yeni Şafak’ta…

Müthiş bir siyasi duruşma benim açımdan, tam 2 bin 352 sene isteniyor Apo’yu salıp iktidarlarına tehdit olarak gördükleri İmamoğlu için! Adam öldürenler 1-2 yıl yatıp çıkıyor, kadının adı neydi unuttum adamı ezdi öldürdü hiç hapis cezası almadı ama İmamoğlu’na iki bin üç yüz elli iki sene ceza!

İmamoğlu ne dedi mahkeme de duydunuz mu?

“Siz hepiniz, ben tek” dedi hemşerim.

Bakın size söyleyeyim Trabzonlu kini diye bir şey vardır. Asla unutmaz! O göbeğini polis korumalarının önünde sallaya sallaya dolananlar dâhil her bir suça ve adaletsizliğe bulaşanlar şimdiden kaçacakları yerin krokisini erken yapsınlar derim ben. Benden söylemesi…

Hatta bakın buradan başka bir şey daha söyleyeyim iktidar sahiplerine, böyle giderse bunun sonu Çankaya Köşkü’nde sonlanacak haberiniz olsun.

Her şey çok güzel olacak…

TRAFİK CEZALARI GÜMBÜR GÜMBÜR

Tamam devlete para lazım ama arkadaş bu kadar basit mi bu işler?

Hatta ben arabadan inme, makas, kavga, yaya geçidi, kırmızı ışık gibi desteklediğim pek çok ceza başlığı var ama arkadaş bazı cezalar var düşünüyorum hakikaten çok fazla diyorum. Sokakta son ses açıp milletin kafasını silkeleyenlere bas cezayı hatta 50 ay ver arabayı bağla, resmen memnun olurum ama adam arabasına keyifli bir müzik, kimseyi rahatsız etmeden bir müzik sistemi koydurmuş ve kullanıyorsa neden ceza kesiyorsun?

Devlete para kadar önümüzdeki seçimleri düşünerek de oy falan da lazım, değil mi şeker kardeşim? Değil kardeşim anladık, mevcut iktidarın oy falan kaygısı yok!

Çünkü ben size söyleyeyim önümüzde seçim falan da yok!

Bakın görün İran Savaşı derler, dereyi geçerken at değiştirilmez derler devam ederler.

Resmen durumumuz hani bir filimde kafası otomobilin camına kıstırılan Müjde Ar’ın durumu vardı ya resmen ondan daha kötü…

SAVAŞ BİTTİ, DİYOR EVANGELİST…

Birkaç gün önce toplamış gazetecileri “savaş nerede ise bitti” diyor ABD Başkanı Trump.

Geçenlerde makam masasında Evangelist bir ayini tüm dünyaya servis ettiler biliyorsunuz. Evangelist nedir biliyor musunuz? Hristiyanlığın bir kolu Evangelist. Zamanında Martin Luther Vatikan’a karşı çıkıp kendi dini reformları ile kendi kilisesini kurmuştu. Evangelistler Protestanlığı en önde giden önderleridir. Mesela Katolik kiliseye göre faiz yasak iken, yeni reformlarla Protestan kilisesine göre gayet doğal bir hale gelmiştir. En çok Yahudiliği savunurlar, Evangelistler İsa’nın Ortadoğu’ya geleceğine ve dünyayı yeniden kötülerin elinden alıp iyilere vereceğine inanırlar. Evangelistler Yahudi ırkını seçilmiş bir ırk görürler. Şaka falan değil şu an dünyada Hristiyan nüfusun nerede ise yarısı bu görüştedir. ABD Başkanlarının Evangelistlerden oluşması bu yüzdendir. İsrail ile ortak paydada buluşurlar. ABD seçimlerinde de görüldüğü gibi IQ’su yerlerde dolaşan Bush gibi Trump gibi sırf dini söylemlerle koltuğu kapan ABD Başkanlarını görüyoruz.

Şimdi bu Trump manyağı çıkıyor savaş bitti diyor. Bitmedi Trump efendi, bitmedi.

Persler öyle bildiğin gibi uysal boyun eğen birileri değillerdir.

Hesapta üç günde İran’ın içinden geçeriz zannettiler, Tahran merkez camiini kiliseye çevirip ayin yaparız diye düşündüler ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Ayetullah her gün pilav yemedi…

Merakla izliyoruz, ben İran’ı tutuyorum…