Bu maçın taktiğini, presini, pasını yazmayacağım. Çünkü mesele sahada değil, tribünde kaynıyor. Ali Yılmaz denen hakem, Kasımpaşa maçını öyle bir yönetti ki sinir uçlarımızla oynadı.
Onuachu girdi, golünü attı. Ardından gelen beraberlik golü… Dakikalar ilerledi galibiyet golü gelmesi için adeta tetikte bekleniyordu. Zubkov akıl dolu bir vuruşla galibiyet golünü attı. Tribünler rahat bir nefes aldı..
Maç nasıl oldu, neler oldu, yazmayacağım.
Hakem zaten anlatacak bir şey bırakmadı.
Ama asıl mesele bu da değil.
Trabzonspor ligde bu galibiyetle puanını 41'e çıkarttı. Üçüncü sırada
Galatasaray’la 2, Fenerbahçe’yle bir puan fark var.
Şampiyonluk hayal değil, ama tribün hayalet.
Kasımpaşa maçını, kombineleri saymazsak 4 bin kişi izledi.
Dört bin!
Kırk binlik statta yankılanan tek şey boş koltukların sessizliğiydi.
Sonra ne oluyor?
Maça gelmeyen taraftar, sosyal medyada aslan kesiliyor.
“Niye transfer yok?”
“Oyuncu niye satılıyor?”
“Oulai’ye 40 milyon euro biçildi mi Galatasaray’a satılmasın!”
Kusura bakma kardeşim…
Sen yoksan, para da yok.
Sen tribünde değilsen, değirmenin suyu dönmez.
Bu işler klavyeyle olmaz.
Bir bardakta fırtına koparmakla hiç olmaz.
Önce kapıyı kapatacaksın, atkıyı takacaksın,
Takımının yanında olacaksın.
O stadı dolduracaksın.
Kırk bin kişiyle hesap sorarsın.
Dört bin kişiyle sadece sitem edersin.
Trabzonspor’un yıllardır kanayan yarası hakem değil, rakip değil…
İlgisizliktir.
Tedavi de belli:
Tribün dolacak.
Sonra herkes haddini bilecek.
Gerisi laf-ı güzaf.