Trabzonspor yeniden şampiyon olabilir mi?

Elbette olabilir...

Yeni bir futbol devrimi inşa edebilir mi?

İşte o biraz zor...

Bunun sadece sportif gerekçeleri yok... Toplumsal nitelikleri de mevcut... Konu Ziraat Türkiye Kupası’nın kazanılıp kazanılmasından çok ileri bir mesele...

Mesela bu kulübün, “Futbolcu Trabzon'a gelir mi gelmez mi söylemlerine katılmıyorum. Parasını fazlasıyla verdikten sonra her futbolcu her yere gelir." diyen bir başkanı varsa zaten konuşmaya gerek yok... Ama bu bile günlük bir yaklaşım...

Bugünkü yönetimin ve teknik heyetin sportif bakışları zaten bir devrimi imkansız kılıyor...

Peki ya toplumsal zemin!?..

Trabzon, o eski Trabzon mu?

Kentin dinamikleri, hassasiyetleri, öncelikleri, ekabirleri devrim yıllarına benziyor mu?

Geçen bir sohbette söylendiği gibi, şehir, şehir olmaktan çıkmış sadece  “ikamet alanı” olarak varlığını sürdürmeye başlamış.. Yine çok değerli  kadim bir dosttan    anektod; “Takımın kötü olur sorun yok ama bu kadar para harcayarak böyle bir rezillik yaşanması kabul edilemez”... Doğru söze ne denir?...

*        *        *

Gördüğünüz gibi bu endişeyi yaşayan sağduyulu birileri de yok değil ama ne kadar etkili olabiliyorlar, tartışılır?...

Kulüp, takım, şehir, birey tamam ya ülke?

Bugün ülkede herhangi bir olumsuzluğa karşı reaksiyon gösterebilecek  “toplumsal duruş” mümkün mü? Trabzonspor böyle bir başkaldırının sembolüydü...

Kitap konusu olan, “fırtına, ihtilal, efsane” bu atmosferin ürünüydü...

Yerli malı”, “üretim”, “yerel güç”, gerektiğinde “direniş” 70’li yılların ayakta kalma unsurlarıyrdı.. Para bugünkü gibi ahlaksızlığı satın almıyordu...

Futbolda “İstanbul Hegemonyası”’na son veren “Trabzonspor İhtilali” Anadolu’nun bu yöndeki geri bırakılmışlığının da sesiydi..

Bugün kimlerle, ne için, hangi yolla, nasıl bir felsefeyle yeni “futbol devrimi” inşa edeceksiniz?

Yenisine gerek yok, eskisini nasıl geri getireceksiniz?

Bunları düşününce, insan “boşa mı kürek çekiyoruz?” diye sormadan edemese de boş veremiyor...

*        *        *

Sonuca gelirsek; Trabzonspor'da yeniden bir devrim yaşanması, sadece sportif başarıdan öte, toplumsal değişimi de gerektiriyor. Bu değişimin temelinde ise “sağlam felsefe” ve “buna inanan bir camia” yatıyor.

Bugünler aslında Trabzonspor'un geleceği için önemli birer dönüm noktası. Yukarıdaki sorulara verilecek cevaplar, kulübün önümüzdeki yıllardaki kaderini belirleyecek.

Görünürde yeniden devrim inşa etmek kolay olmayacak. Sadece futbol sahasında değil, camianın her kademesinde ve toplumda da bir uyanış yaşanması şart...

Zorluklar olsa da, imkansız değil.

Trabzonspor'un tarihi ve potansiyeli, bu devrimi gerçekleştirmek için gerekli zemini hazırlıyor. Önemli olan, doğru adımları atmak ve bütünlükle hareket etmek.

Unutulmamalıdır ki, Trabzonspor sadece bir futbol kulübü değildir. O, Karadeniz'in gururu, Anadolu'nun sesi ve milyonlarca insanın umududur. Bu umudu diri tutmak ve Trabzonspor'u hak ettiği zirveye taşımak, hertesin görevidir...

Özkan Sümer’in söylediği gibi; Trabzonspor, "dalgaların sesi, yaylaların sisi, ormanların gizi, kemençenin sözü, yaşlıların öyküsü, gençlerin tutkusudur...”

İşin sırrı ise Ahmet Suat Özyazıcı’nın “HAMSİ” şifresidir...

Hırs

Azim

Mücadele

Savaş

İnanç!..