Fındığa sadece fiyatı üzerinden bakıp da ben diyeyim “beklenti yaratılmasının”, siz söyleyin “vaatte bulunulmasının” köylüye-üreticiye yaşattıkları ahval ile ilgili yoruma gerek duydurtmayan gerçeğin tam ortasından bir haberi paylaşmamak, eksiklik olur.
İşte Ordu’daki önceki gün bir gazetede çıkan ve Eylül’den bugüne kadar olan sürecin gerçekleşen fiyat halini özetleyen o haber:
“Fındık piyasasında yaşanan sert fiyat gerilemesi üreticinin tepkisini artırıyor. Sezon başından bu yana dalgalı bir seyir izleyen fındık fiyatları, beklentilerin aksine yeniden düşüşe geçti. Sektör temsilcilerinin "15 Ocak'tan sonra fiyatlar yükselecek" yönündeki açıklamaları karşılık bulmazken, serbest piyasada fındık fiyatı 250 TL seviyesine kadar geriledi.

Sezona 220 TL seviyesinden başlayan fındık, kısa sürede yükselerek 360 TL'ye kadar çıkmıştı. Ancak bu yükseliş kalıcı olmadı. Fiyatlar önce 230 TL'ye, ardından kısa süreli toparlanmayla 280 TL seviyesine çıktı. Son günlerde ise yeniden düşüşe geçen fındık, 250 TL'ye kadar geriledi.
Ordu'da sektör temsilcileri, Ocak ayının ortasından itibaren fındık fiyatlarında artış yaşanacağını savunmuştu. Ancak aradan geçen sürede beklenen yükseliş gerçekleşmedi. Aksine fiyatlar her geçen gün biraz daha düşerek üreticinin umudunu kırdı.”
TARAFTAR OLMAK İÇİN!

BİR; Kulübe üye olup, zamanında aidatını ödemek.
İKİ; Lisanslı ürünlerden kullanmak.
ÜÇ; Kombine ve loca almak.
DÖRT; Formalı gelip, tribünleri doldurarak 90 dakika tezahürat yapmak.
BEŞ; Hiçbirini yapmamak!
Söz konusu Trabzonspor olduğunda bu BEŞ şıktan en fazla hangisi tercih ediliyor sizce?
YAZ, PROVOKASYONA GİTSİN!
Bulunmuş işin içinden çıkma kolaylığı!
Nusaybin’de Türk Bayrağı’na yeni bir saldırı daha yapılıyor, yine “Yaz provokasyonculara gitsin” deniliyor!

Benzerleri yarım asırdan beri yüzlerce, binlerce kez yapıldığı gibi!
Bunlar göz ardı edilerek, neden mi yanlış yere bile bile yazılıyor?
Çünkü içerideki sinsiler ile dışarıdaki saldırganların gerçek niyetlerinin hep aynı olduğunu görüp kabul ederek ona göre karşı saf tutulup, hareket edilir ise sahnelenen tiyatro oyunu bozulur da onun için!
Yani yeni bir oyuna kadar, “Provokasyon” yine sahnede kalmalı ve aynı telden DEM vurmaya devam edilmeli!
KERİM’İN FUTBOL HAFIZASI…
Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Sami Karaman’ın ufaklığı Kerim, şimdiden deyim yerinde ise tam bir “Futbol Hafızası” olma yolunda hızla ilerliyor.
Şimdilerde “Tam Hafıza” diyebileceğim TRT’den meslektaşlarımız Barış Yurduseven ve İbrahim Kırkayak gibi!

Kerim, hafızasına Türkiye ve Dünya ligleri, takımlar ve futbolcuları arşivlemede bire bir! Trabzonspor’u ise adeta “cıcığına kadar irdeliyor, didik didik ediyor!” Yani biliyor!
Geçen gün bir resmi boyadığını görüp de dikkat kesildiğimde, kullandığı renklerin bile bordo-mavi ağırlıklı olduğunu fark ettim.
“Neden genelde bu renkler?” diye sorunca, “Farkında bile değilim” demesi yok mu? Bilinçaltına bile Trabzonspor’u öylesine yatırmış ki!
YOMRA İÇİN KANKALAR!
Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkan Yardımcısı Selçuk İskender ile Trabzon Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Eyyüp Ergan, şu sıralar tam kankalar!
Diyeceksiniz ki, “İkisi de Yomralı. Zaten kankalar!”

Yok! Ondan daha fazla kankalar!
Aynı zamanda MEKAP’ın sahibi olan Selçuk İskender ile Birlik Fındık’ın ortaklarından olan Eyyüp Ergan, ilçelerinde inşaatı devam eden Anadolu Lisesi binası inşaatını bitirmek için gece gündüz beraberler.
Tabir yerinde ise “Elleri ceplerinden çıkmıyor!”
Ama yine de, “Destek olmak isteyenlere kasamız açık” demiyorlar ancak destek olmak gerekiyor.
UĞUR MUMCU
Mesleğimizin ustalarından, özellikle araştırmacı gazeteciliğin öncülerinden olan ve 24 Ocak 1993’de Ankara’da arabasına konan C-4 plastik bombanın patlatılması ile suikaste kurban giden UĞUR MUMCU’yu kaybedişimizin üzerinden 33 yıl geçmiş.
“Kulağın duyduğunun hiçbirine, gözün gördüğünün ise yarısına inanma” şekliyle kamuoyu adına mesleğin yapılabileceğini bizlere öğreten biri idi.
Bu ülkeye, özellikle siyaset mecrasında en çok sıkıntı çektirenleri, çok konuşanları “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olanlar” diye tarif ederdi. Uğur Mumcu’yu 1998’de Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı’nı yürüttüğümüz zaman diliminde anmıştık. Şimdilerde o da yapılmıyor.
Ruhu şad olsun.
1.500 LİRA İLE…
10 yıl önce, 24 Ocak 2016 da kaleme aldığımız yazıdaki harcama listesi.
*
Merhum, söz yazarı, bestekâr, şarkıcı Yıldırım Gürses;
"Unutulmuş birer birer, eski dostlar eski dostlar" diyerek Türk Sanat Müziği tarihinin eşsizleri arasına soktuğu Eski Dostlar şarkısını çok severim.
Ama rahmetliye nazire yaparcasına; "Unutulmaz hiç bir zaman, eski dostlar, eski dostlar" diye terennüm edilenler hafızamda da, gönlümde daha çok yer ederler!
Tıpkı eski anılarım, kitaplarım gibi.
1975-1979 yıllara arasını kapsayan Ege Üniversitesi Hukuk Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu'ndaki eğitim dönemimde devletten 3 ayda bir 1.500 lira öğrenim kredisi alırdık.
O paranın 500 lirası ile kitap alır.
500 lirası ile Fuar alanındaki gazinolarda Bülent Ersoy, Gönül Yazar, Müzeyyen Senar, Behiye Aksoy gibi Türk Sanat Müziği'nin deha seslerini dinler. Geri kalan 500 lirayı da babamızın kıt kanaat gönderdiklerine ilave edip, yer, içer giyinirdik.