Mesela çok merak ediyorum, bu Fatma Betül Hanım niye tutuklanmaz? Ucu nereye dokunursa dokunsun dediniz değil mi? Mesela ucu nereye gidiyor da bu hanımefendiye dokunamıyorsunuz?

Yok, böyle bir turup vakası, böyle bir durum yaşanmadı canım vatanımda ama nedense cerrah hassasiyeti ile operasyonlar yürütülüyor. Lakin belediyelerde kim varsa topluyordular farkında iseniz, hatta hala topluyorlar ciminin cimini.

Bak buradan yazıyorum, AKP bu kadını koruyarak bence ayağına sıkıyor. Benim tanıdığım bütün AKP’liler bu duruma kızgın bilesiniz. En azından şu kadın tutuklansa idi hiç değilse piyasalardaki çalkantının en azından yarısı çoktan bitmişti.

Gerçi, bir aydan beri zaten tutuklu diyenleriniz de var, bir ömür bu utanç ona yeter, bundan büyük tutukluluk mu olur diyenler var. Haklısınız, ben fakirlik içinde özgürce dolaşıyorum sokaklarda arkadaş, kul hakkı yemeden, ah almadan, harama el uzatmadan, küfür yemeden…

Birde bu haramzade hepinizi yakarım modunda, onunda farkındayız yani. O yüzden kardeşini şak diye büyükelçi yaptılar, ne kadar fon hisse haberi yapan gazeteci varsa içeri tıktılar. Ama bir tek FBSK tutuklanmıyor, acaba neden?

Ayrıca bu kadın güya ifade vermeye gitmişti hatırlarsanız, ne bir video ne bir görüntüsü var! Adliyeye giriş çıkış yapıyor hem de İstanbul’un orta yerinde ne bir görüntü var, ne bir savcılık açıklaması var, şu yüzden çağırdık, aldık yolladık falan hak getire. Ama Cumhurbaşkanına hakaretten adamı al ters kelepçe tak, görüntüsü iyi çıkmadı diye tekrar tekrar yürüt koridorda, yok bu olmadı gülüyor tekrar tekrar. Ama bu kadının bırak kelepçeyi adliyeye bir giriş çıkış görüntüsü yok!

Bu acı veriyor bana arkadaşlar, size de veriyordur kesin…

Şimdi bu yalaka basın da tutturmuş bir ‘Reis çok sinirli’ imiş havalarını. Çok sinirli çok, sonuna kadar gidilecekmiş, aşırı sinirli imiş, öyle böyle değil herkesi fırçalıyormuş, hatta sinirden kriz geçiriyormuş, o kadar sinirli imiş ki hırsızları bile tutuklatmıyormuş…

Ey Allah’ım ya, siz bu milleti enayi mi zannettiniz?

Öyle bir düzen kurdular ki dostlar, biri düşse hepsini düşürecek gibi.

Devir utanma değil, arlanma değil, AK’lanma devri ama halk bu işin ucunu bırakmayacak bilesiniz sonuna kadar yetimin hakkını arayacak…

Ucu nereye giderse gitsin…

SALAH YAYLASINI ÇÖPE BOĞMAK…

Aslında kötü bir şey de yaptık gibi, yüzlerce yıllık yaylanın ismini bir ziyaret ile değiştirdik.

Doğrusu şu, Kurtdere Yaylası Salah’ın bir taşın üzerinden fotoğraf vermesi ile vatandaşın akımına uğramış ve ne yazık ki geriye çöp yığınları kalmış!

Bizim Büyükşehir gitti oraya seyir bankı koymuştu hatırlarsanız, bu kalemde kendilerini bir külliye yapmaya çağırmıştı. Tuvalet falan da yapın oraya hatta bir de zabıta merkezi demiştim, lakin çöpleri unutmuşuz özür.

Haberi yapan medyanın yorumlarını okudum, bir vatandaş “Yüzlerce yıllık yaylanın ismini bir ziyaretle değiştiremezsiniz, haberin başlığı yanlış. Çöplerden oradaki vatandaşlar da şikâyetçi. Geçen yıl bir inek bırakılan çöpleri yerken plastik poşet nedeniyle boğuldu maalesef. İnsanımız bilinçsiz, gelip piknik yapıp giderken çöplerini bırakıyorlar ve güzelim doğayı çöplüğe çeviriyorlar. Bu yaylanın korunabilmesi için orada görevli belediye görevlileri bulunmalı ve gelenler çöp bırakıp bırakmamama yönünden denetlemeli…” diye bir yorum bırakmış vatandaş habere…

Bizde yerlere gelişigüzel çöp bırakma, atma içgüdüsü vardır. Milletçe okullarda bile okuttuk ama bunu bir türlü kafamıza yerleştiremedik. Geçmiş dönemlerde bir yabancı misafirimizi Sümela’ya götürmüştüm. Yerde bir plastik su şişesi gördü koştu gitti aldı, sonra baktı ilerde bir tane daha var, onu da aldı. Baktı devam ediyor yol kenarları pet şişe rezaleti bıraktı kız.

Irmağın akışına öl, etrafına çöp bırak zihniyeti…

Zor bir ülkede yaşıyoruz, Salah yaylası da nasibini almış…

SABAHATTİN ALİ…

Ortahisar Belediyesi üç gün (23-24-25 Ekim) Sabahattin Ali anısına şair ve yazar buluşması düzenlemiş. 59 yazar ve şair buraya davet edilmiş. Ben kitapsız (!) olduğumdan davetliler arasında değilim elbette.

Oflu bir babanın ve Bandırmalı bir annenin çocuğu, Gümülcine doğumlu Sabahattin Ali. Türk yazının en önemli isimlerinden, 48’de katledilmiş bir aydın.

Hıfzı Topuz’un “Eski Dostlar” diye bir kitabı vardı, orada bir anısını paylaşmıştı muhteremin. Aydın Ortaokulunda Almanca öğretmeni Sabahattin Ali. İstanbul’da oturuyor ailesi. Bir dönüşünde trenden iniyor bakıyor istasyonda sivil polisler kendisini izliyor, elinde de iki ağır valiz var. Hava da sıcak mı sıcak, polisler peşinden geliyor. Ali biraz yürüdükten sonra duruyor ve polis memuruna “Nasıl olsa eve kadar peşimden geleceksin. Hava da sıcak, bari şu valizin birini de sen taşıyıver” diyor. Polis bir anda şaşırıyor, duraklıyor ve “Pekâlâ, insanlık öldü mü?” diyerek bavulun birini yükleniyor ve iki eski dost gibi ahbaplık ede ede eve kadar gidiyorlar.

Sinop’ta kaldığı hapishanede yazmıştı “Aldırma gönül, aldırma” şiirini Sabahattin Ali.

Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna onun eseridir. Madonna’yı duyunca “Aaaa kürk mantolu Madonna, Madonna’nın kitabını mı yazmış?” diyebilirsiniz ama o dönem 30’lar, 40’lar. Şimdinin Madonna’sı ile alakası yok. 36 yaşında (1943’de) yazmış bu romanı Ali.

2 Nisan 1948’de Bulgaristan sınırını geçmeye çalışırken kılavuzu tarafından öldürüldüğü rivayet edilir.

Babasının Oflu olmasının yanında Trabzon’la tek alakası olmayan Sabahattin Ali anısına yazarlar buluşması düzenleyen Ortahisar Belediyesini kutluyorum…

RİZE’NİN BULDUKLARI GİRESUN’A ÖRNEK OLSUN…

Giresun’da idrarda kanama şikâyeti ile Devlet Hastanesi’ne yatan bir vatandaşın yapılan tetkiklerinde çok nadir görülen bir durum tespit edilmiş.

Ameliyata alınmış ama doktorlar böbreğini bulamamış, zar zor leğen kemik içinde bulunan mesanede bir tane olması gereken atardamar 4 tane, 3 tane de toplardamarı bulunmuş!

Türkiye’de yok böyle bir vaka demiş doktorları, hatta dünyayı karşılaştırmışlar dünyada bile sadece literatürde 3 tane olduğunu belirlemişler.

Buna hemen bir isim bulmalı Giresun’lu hocalar derim ben, günün anlam ve önemine binaen.

Geçmiş dönemlerde 3 yeni sazan türü bulmuştu Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nin değerli hocaları. Sene 2014 ve Fakülte Dekanı Doç. Dr. Davut Turan, Prof. Dr. F. Güler Ekmekçi, Araştırma Görevlisi Cüneyt Kara ve Esra Doğan’dan oluşan “ilmi ekip” bugüne kadar dünya bilim literatürüne girmemiş bu 3 sazan türüne isim vermişlerdi. (Unvanları şimdi değişmiştir bu hocaların, ben o zamankileri yazdım)

Bu ilmi araştırma ekibince bulunan 3 sazan türüne “Alburnoides Emineae, Alburnoides Velioglui ve Alburniodes Recepi” isimlerini vermiştilerdi, Allah selametlerini versinler.

Şimdi ben bu yöremizin değerli ilmî bilim adamlarından esinlenerek Giresun’daki doktor arkadaşlara da seslenmek istiyorum. Mutlaka bu buluşunuza isim verin, bulun.

Bulamazsanız ben size önereyim, Pelvis (Leğen Kemiği) Bilalitis Os Coxae…

Bakın türküsü bile var; “Sabunu koydum leğene, Bah başıma ne gele/ Ben canımı verirem, Gadir gıymet bilene…” Siirt dolaylarından…

AZERBAYCAN’IN İSTENMEYEN İNSANLARI…

Liste yayımlamış, 31 Türk vatandaşına giriş yasağı koymuşlar. İçlerinde Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Hüda Par Genel Başkan Yardımcısı Yahya Uğraş, eski Ayasofya imamı Mehmet Boynukalın, gazeteci yazar Yusuf Kaplan, eski milletvekili Ahmet Çakar (eski hakemle alakası yok) gibi isimler var.

Listeye baktım, çok kaliteli bir liste! İkna olsam bende Azerbaycan da yaşarım musaf çarpsın.

Azerbaycan’ın egemenliği ve anayasal düzenine yönelik tehdit olarak görmüş bu arkadaşları. Çoğuna bakıyorum, çoğu Arap hayranı bunların. Çoğu bize 6.cı yüzyıl hayatını teşvik edip 20 milyonluk süper araçlarla tur atan tipler, hepsini banlamışlar. Helal olsun diyorum ama baktım mesela çok tepki koydukları bizim Oktay Saral yok, diplomatik kriz çıkmasın diye mi nedir?

Bende şahsen bu 31 kişiye karşıyım, Azerbaycan kapıları kapattı ama geriye 300 ülke daha var, na’apacaz bunları?

Hatta ben liste güzel ama eksik diyorum, Azerbaycan beni bul listeyi tamamlayalım.

Yetmez ama evet…

NUTUK DAĞITILACAKMIŞ!

AKP Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu’nun verdiği habere göre Reis onaylamış ve yatırım programına alınan hedefe göre Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün NUTUK kitabı Kazakça, Türkmence dâhil 8 dilde metin, ses ve görüntü içerikleri ile dijital platformlarda hazırlanıp erişime açılacakmış…

2023’de Lozan bitecek diye bekleyiş şokunu atlatamayan AKP tabanı bir de bu Nutuk projesi ile allak bullak oldu, desek yanlış söylememiş oluruz.

Valla bakın buradan söylüyorum, bugüne kadar Erdoğan’ın en beğendiğim projesi olacak bu. Destekliyorum…

Gerçi Türkçesi bile kale alınmıyor ama yine de olumlu bir adım Reis.

Ey güzel vatanım görüyor musun güzelliği, geçmişte ayyaş dediklerinin bugün kitabını dağıtıyorlar.

“Saltanat ve hilâfet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şansını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta…” diye devam eden dizeleri ile NUTUK’un şimdi bile geçerliliğini koruduğunun bir ispatı.

İster misiniz, Reis önümüzdeki seçimde çay diye Nutuk dağıtsın?

Helal Reis, aldın benden bu sefer bir aferin…