TRABZONSPOR’DA FUTBOLCULAR AYNI DUYGUYU PAYLAŞMIYOR!
Kendi sahasında Fenerbahçe’ye hakem kararıyla 1-0 mağlup edilerek şampiyonluk yarışında önü kesilen Trabzonspor, Alanyaspor’dan sonra Erzurumspor’a da puanlar vererek zirveden uzaklaştı. Bordo-Mavili takımda hiçbir şey yolunda gitmiyor. Teknik Direktör Abdullah Avcı ilk geldiği günden bu yana oynayan oynamayan oyuncularla tek tek ilgileniyor. Bu ilgi alakaya rağmen sahada gamsız ruhsuz bir oyuncu profili var. Her hafta futbolu geri gidiyor. Geçen hafta demiştim ‘rahatlık bahtı’ diye. Gerçekten öyle ya kapasiteleri bu kadar ya da bazı oyuncular sezon sonunda takımdan ayrılmak istiyorlar.

Trabzonspor amaçsız bir takım ve ekip olamamış. Futbolcusuyla, hocasıyla, teknik kadrosu ile yönetimi ile taraftarı ve medyasıyla da. Trabzonspor’un iyi bir ekip olabilmesi için sahadaki ile ekran başındaki ayni duyguyu paslaşmalı ki başarıya birlikte sevin sinler ve başarısızlığa birlikte üzülsünler. Gerçek şu. Bu yöneticiler bu taraftarlar, bu basın ne zaman anlarlarsa ki. Başarı için çok özel oyunculara değil. Aynı duyguyu taşıyan oyunculardan oluşmuş bir ekibe ihtiyaç var, futbolcuları eleştirirken yönetimde sütten çıkmış ak kaşık değil. Yönetim içerisindeki çatlak hala devam ediyor. Onun için aile bir çatı altında kenetlenmeli, çatlak sesler kesilmeli. Herkes Trabzonspor etrafında toplanmalı, bu dediklerim olursa işte o zaman ancak başarıya yaklaşabiliriz. Yoksa sadece paralar uçar, borçlar da artar. Olan Trabzonspor’a olur. Kimseye değil…
PENALTIYI KURTARIRSAN NEZARET YOLU GÖZÜKÜR
Trabzon İl Emniyet Müdürü Metin Alper gösterdiği sevgi, takdir ve en iyiye layık görme her şeyin üzerinde. Müdür Alper’i Görevini hakkıyla yapmanın yanı sıra insan olmanın da hakkını fazlasıyla veren biri. Ayrıca Allah vergisi bir diyalog kurma yeteneğine sahip adam. Sporu, sporcuyu, gençleri önemseyen Alper sergilediği performansın fazlasını Trabzon’da tüm ülkeye yansıtıyor... Trabzon’da duruşuyla, şehre kattığı pozitif enerjisiyle, görev aşkıyla çok seviliyor Müdür Alper. Adamda öyle bir enerji var ki Trabzon’da göreve başladığı günden bu yana gitmediği ziyaret etmediği mahalle kalmadı.

Trabzon Emniyet Müdürü Alper geçenlerde Faroz Mahallesi’ne giderek Yalıspor kulübünü ziyaret etti. Sohbet çay faslı derken müdür Alper sahayı görünce dayanamayarak penaltı atışı yapmak istediğini kaleci yok mu demesi üzerine de hazır kıta halde bekleyen Gara hemen kaleye geçer. Penaltı atışları için Alper müdür topun başına gelir. Alper müdür topa vurur Gara gole izin vermez. Alper Müdür ikinci penaltıyı çeker kalesinde devleşen Gara topu yine çıkartır. Üçüncü penaltı direkte patlar. Dördüncü penaltıya sıra gelince Emniyet Müdürü Metin Alper, Gara’ya bu penaltıyı çıkarttığında nezaret yolu gözükür diyerek şaka yapar. Müdür Alper penaltıyı kullanır Gara hamlesini yapar ancak top parmaklarına vurur gol olur. Gara nezarete girmekten kurtulur.
BİR FUTBOL BİLGİNİ GEÇTİ BU DÜNYADAN
Mesleğimizin duayeni, rahmetli Mehmet Tan, yine mesleğimizin abilerinden Osman Çavuşoğlu ile bir gün Uzun Sokak’tan gidiyorlar... Aralarında meslekle ilgili sohbet devam ederken karşıdan kentimizin yetiştirdiği futbol bilgini, rahmetli Özkan Sümer elinde şık ve güzel bir bastonla geliyordu... O günler bir süre önce Trabzonspor'daki görevine son verildiği zamanlardı.

Karşıdan gelirken tam yanlarından geçerken hocayla göz göze gelen duayenimiz Osman abim, Sümer'e hitaben “Sevgili hocam hayırdır baston ne iş”. O da her zamanki nüktedan ve hazır cevap tarzıyla “Artık daha dayanacak dostum kalmadı. Bastona dayanıyorum.” diyerek bir yerlere adeta mesaj veriyordu. Çok kısa bir zaman önce kaybettiğimiz ve asla yeri doldurulamayacak olan Özkan Sümer hocamızın bilge kişiliğini çok arayacağız... Erken zamanda kaybettik... Trabzonspor'u yönetenler, onun fikirlerini özümsesinler ve söylemlerine sahip çıkacak davranışları göstersinler...
AMCA SAHALARA DÖNDÜ
Uzun zamandır amcamız İdris Hardaloğlu ile ilgili yazı yazmıyorduk. Covit 19 yüzünden amca ile bir araya gelemiyorduk. Geçenlerde amca mahalleye gelerek karmakcılık yaptığı dönemlerden top oynadığı yıllara kadar tüm anılarını anlatarak bizleri güldürdü. Bu anılarını zaman zaman yazacağım.

Amcanın zamanı Faroz ile İncirlik Mahalleleri arasında mekik dokuyarak geçer. Faroz limanında damı var. Amcanın beş dam ilerisinde Trabzonspor eski futbolcusu ve şu anki yardımcı antrenörü Egemen Korkmaz'ın da damı var. Faroz’daki damına gelen Egemen, amcayı görünce başlar sohbet etmeye, amca Egemen’i yakalamış daha durumu başlar. Ona denizde nasıl mangal yaptığını anlatır.
Mezgit'e ağa kurduktan sonra Amcanın karnı acıkır. Mangalla birlikte denize atlar. Suyun dibine iner. Palamut balığı hiç sesisin çıkartmadan amcanın yanına gelir. Amca palamutu yakalar temizleyip mangala serer güzel pişirip afiyetle yiyip karnını doyurduğunu ifade eder. Tam bu esnada Egemen söze girer, ‘Amca bizi yeme, yalan olurda bu kadarı olamaz. Kepçen çok bol. Ufak atta civcivler yesin, fazla atma ve yeme bizi’ diyerek gülmeler başlar...
YOMRA'DA NELER OLUYOR?
Başlığa bakıp da olumsuz şeyler yazacağımı düşünmeyin. Evet, biz gazeteciler genelde bardağın boş tarafına bakarız. Olumlu işlerden ziyade, olumsuzlukları daha sık kaleme alırız. Zira gazetecilik tam olarak budur. Lakin halkın memnun olduğu işleri de herkese örnek olması için gündeme getiririz, öne çıkarırız. Çünkü biz gazeteciler, halk adına kamu görevi yapan insanlarız... Yerel seçimlerde Yomra Belediyesi, AK Parti'den İYİ Parti'ye geçti. Seçim gecesi Trabzon bu sonucu konuştu. Nedenleri ile ilgili olarak bir sürü şeyler söylendi, yazıldı, çizildi. Sonra da gözler yeni Başkan'ın neler yapacağına döndü. Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık, Yomra'da sokak belediyeciliği yapmayı vaat etti. 'İlçeyi güzelleştireceğim, Yomra'ya hakkı olan güzellikleri kazandıracağım’dedi.

Seçimlerin üzerinden 2 yıl geçti. Gördük ki Başkan Bıyık gerçekten de bu amaçla çalışıyor. Elbette her ilçenin olduğu gibi Yomra'nın da eksiği çok. Ve yine elbette ki bu sorunlar sadece iki yılda çözülecek değil. Lakin Yomra iki yıl evveline göre çok daha modern bir hal aldı. Sahilde yapılmakta olan yürüyüş ve bisiklet yolu Yomra'yı adeta cazibe merkezi haline getiriyor. Daha inşaat aşamasında olmasına rağmen insanlar havalar sıcak olduğunda buraya akın ediyor. Yomra bu tür hizmetleri ne kadar da özlemiş. Başkan Bıyık, bu yürüyüş ve bisiklet yolunun üzerine 3 ayrı figür koydurdu. Öyle heykel falan değil. Yomra yazısı, Trabzonspor amblemi ve kemençe çalan elma figürü. Yomra, ismini elmadan alan bir ilçe. Bu elma Yomra'dan başka yerde yetişmez. Olgunlaştığında çekirdekleri eriyerek tamamen yok olur. Ve maalesef bu elmadan Yomra'da neredeyse hiç yoktur.
Başkan Bıyık önce bu elmayı yetiştirme işine koyulmuş. 2 bin elma fidanı aşılamış. Bu fidanların hepsini halka dağıtacakmış. Bu arada Yomra dışında olanlar bu fidanlardan istemesin bence. Zira Yomra dışında yetişmiyormuş bu elma. Ziyan olmasın... Başkan Bıyık, elma yetiştiriciliğinin ardından Ankara'ya gidip Yomra elmasının coğrafi işaret tescilini almış. Böylece Yomra elmasının sadece Yomra'ya özgü bir meyve olduğu tüm dünyaya ilan edilmiş. Şimdi de sahile kemençe çalan elma figürünü kondurmuş. İnsanlar bu gelişmelerden çok memnun. Yıllardır böyle şeyleri arzuluyoruz. Yerel unsurların öne çıkmasını istiyoruz.
Şehrimize dışarıdan gelen insanlara göstereceğimiz özelliklerimiz olmalı sokaklarda. Turist, sadece betona gelmez. Yomra geçtiğimiz yıllarda konut doldu. Buralarda yaşayan insanların hava alacağı yerler, gezip fotoğraf çekilebileceği alanlar olmalıydı elbet. Başkan Bıyık bu eksikleri çok iyi tespit etmiş ve gerekeni yapıyor. Bu arada Yomra elması ile ilgili bir şey daha öğrendim. Başkan Bıyık, sahile koydurduğu kemençe çalan elma figürünün yanı sıra, ilçe merkezi için büyük bir Yomra elması görseli hazırlatıyormuş. Birkaç ay içinde yerine koyulacakmış. Trabzon, böyle işlere hasret. Trabzon, yerel zenginliklerini kaybetme noktasına geldi. Bu nedenle bu tür işler çok beğeniliyor. Başlıkta sordum ya, "Yomra'da neler oluyor?" diye. Yomra'da güzel şeyler oluyor.
MAKARALI İPLE TAPUYU ALDIM
İncirlik Camii tuvaletini işleten Abdullah Çakır’ı Mahallede herkes onu balıkçı Abdullah olarak tanır yıllarca tezgahlarda balık sattıktan sonra emekli olup İncirlik Vamii tuvaletini işletmeye başlar. Sabah erken saatlerde işinin başına gelen Abdullah, akşam saatlerinde evinin yolunu tutar. Camii altında herkes onun arkadaşıdır.

En iyi arkadaşı boyacı Ömer’dir. Boyacı Ömer her gün onunla şakalaşıp baba aşağıya baba yukarı diye takılır. Rahmetli Babası ile yaşadığı bir anısını anlattı. Abdullah babasıyla arasında geçen diyalogda, ‘Rahmetli Babamdan bir türlü evin tapusunu alamıyorum. Babam zamanı geldi mi vereceğim diyor, başka bir şey demiyor. Evin dış cephesi inşaat halinde sıva yapılıyor. Eskiden harç yoğurma makinesi yoktu. Kürekle harcı yoğurup ipli makarayla yoğrulan çimentonun harcı insan gücü ile yukarı çekerlerdi. Ben de babamı bu makaralı ipin üzerindeki tahtaya oturtup bir aşağıya bir yukarı çekiyorum. Rahmetli babam sonunda bana isyan ederek tapuyu vermek zorunda kaldı. Evin tapusunu üzerime aldım.