Yaşım itibari ile Trabzon Valilerini az çok tanırım. Üzerimdeki Ziya Çoker ile başlayan “Vali” konumu ne yazık ki son günlerde “vali” konumuna düştü.
94’de mahalleme Muhtar seçildiğimde Trabzon Valisi Alaattin Yüksel’di. 2 sene çok hızlı bir görev yapmıştım, muhteşem iletişim kurmuştu hem benimle hem diğer Muhtar arkadaşlarla.

96’da Trabzon Valiliğinden Emniyet Genel Müdürü olmuştu. Konutunda uğurlamaya gitmiştim, “Ya Sayın Valim, size tam alışmıştık tayininiz çıktı. Biz şimdi gelen Valiye nasıl alışacağız? Öksüz kaldık” demiştim. Oturduğu koltuktan şöyle bir geriye yaslandı ve “Bak Muhtar” dedi “Biz Mülkiyeliler için Türkiye’de 3 büyük hedef kent vardır. Biri İstanbul, biri Bursa ve diğeri Trabzon’dur. Bu kentler jeopolitik durumu dolayısı ile görev alanlarında en üst 3 kenttir. Buralara sıradan Vali tayin etmezler. Ben İstanbul Vali Yardımcılığı’ndan buraya geldim ama İstanbul’un (o kadar Vali Yardımcısına rağmen) sorumluluğu için bana görev veren biri vardı. O da İstanbul Valisi. Onun için Trabzon şanslıdır. Buraya her zaman seçilmiş, tecrübeli ve kaliteli Vali atarlar…” demişti.
O gitti, İsmet Gürbüz Civelek geldi. Peşi sıra Adil Yazar, Aslan Yıldırım, Hüseyin Yavuzdemir ve Nuri Okutan ile çalıştık.
Şimdi bakıyorum dönemin Valilerine. Ya sabah hangi camide namaz kıldığını paylaşıyor Valilik basın bürosu ya da Vali hangi cemaat derneğini, vakfını ziyaret ederse onu paylaşıyor!
Eeeee… Dönem böyle dostlar.
Ben sana Vali olamazsın demedim…
SELAM ÇAAAKKK…
Valla abiye kızdım biraz, sözlü selam çakabilirdi ama o fiili duruşta bulundu.
Reisi bile bir gülme aldı…
Bülent Ersoy’a sunucu soruyor “sizi en çok ne mutlu eder?” diye, “para” diyor Diva.
Hani diyorum ki, bizde parayı bastırsak acaba başkomutan falan olabiliyor muyuz?
Ben bu yaşıma geldim böyle bir yağ çekme töreni görmedim desem yalan olmaz, abi nasıl bir kürek atımı öyle şaşırdım valla. Bunları seyredince insan içine nasıl çıkıyorlar, ailelerinden de utanmıyorlar ya da seçildiğin seçmenden de mi utanmıyorlar diye düşünüyor insan. Tamam, geçtin ampule bir şey diyesimiz yok ama arkadaş bu kadar yağ çekmeye gerek var mı?

Başkomutanlık bu kadar ucuz mu ayrıca? Hiç savaşa girmeden ve ordu yönetmeden kulları tarafından hop başkumandan… Adamı seyredince şuna karar verdim, bu arkadaş adaptasyon, konsantrasyon, motivasyon gibi konuların hepsinde bizim Fildişili Oulai’den çok ilerde. Aziz Nesin bunların karakterini yazmış, Kemal Sunal’da oynamıştı.
Sadece bu amcaya şunu hatırlatmak isterim, o parmaklar bitişik olacak amcacığım, bir de kepsiz selam verilmez. Sağa dön, marş…
Bir adım sonra peygamber ilan edenlere de rastlarsak şaşırmam ben, valla…
CHP’NİN ADAY BELİRLEMEDEKİ ÇIKMAZI…
Hazır vekil transferi var gündemde, bende şu CHP’nin en kötü olduğu konuya değineyim.
Mesela milletvekili adaylarını belirlemeyi soruyorsun İl Başkanına “anket yaptık” diyor. Saçma sapan anketlerle aday belirlenemeyeceğini aslında onlarda biliyor. Mülakatlar zaten başlı başına rezalet. Partide resmen kimin cebi dolu ise o bir adım önde giriyor mülakata. Hele de mülakata girdiğin parti büyüğüne ulaşmışsan değme keyfine. Ya arkadaş zaten vekillerin yarısından çoğu önceki dönem vekilleri en azından yeni vekil olacakları kaliteli, düzgün karakterli adamlardan seçin. Adaylar mesleki yeterlilik sahibi olmayanlardan, siyasi oyunlarla ve parayla pulla alakası olmayanlardan seçin, yok arkadaş sen duy sen işit Reşit…

Sadece vekil seçimimi, elbette hayır diyorum. Hem belediye başkanı adayı belirlerken hem de meclis üyeleri seçilirken aynı sıkıntı devam ediyor.
Ben iddia ediyorum ki, Ortahisar Belediye meclis üyelerinden en az 3-5 kişi eğer denge olsa AKP’ye geçer. Ben kendi dönemimden bir örnek vereyim. 2004-2009 arası AKP’den meclis üyesi ve 5 sene belediyenin İmar Komisyonu Başkanlığını yapan İsmail Sağlam, 2009 seçimlerinde CHP’den 2 ci sıraya yazan kimdi? Sayın Sağlam CHP’den seçildikten sonra şak diye istifa etmedi mi? Niye? Çünkü belediye AKP’ye geçti. O zamanın İl Başkanı ve İlçe Başkanının yüzü hiç kızardı mı? Asla. Hatta şimdi biri Ortahisar meclis üyesi…
Benim önerim şu, aday belirleme derhal profesyonel ellere bırakılmalı.
Önerim dikkate alınır mı, cevap vereceğimde gülmemden diyemiyorum…
7 DOLARLIK ET TÜRKİYE’DE 20 DOLAR…
Yüz yirminci kez Trabzon Kasaplar Odası Başkanı seçilen bizim Temel kızacak ama ne yapalım arkadaş o da bilmiyorsa öğrensin.
Evet, dünyada et 7 dolar ama Türkiye’de 20 dolar.
Bunun sebebi elbette günümüzün hükümeti. El birliği ile bilinçli bir biçimde hayvancılık yok edildi. Dolayısı ile et yurtta azaldı ardından et ithalatının yolu açıldı. Bu arada hemen belirteyim, et ithalatında gümrük vergisi sıfır, KDV ise sadece yüzde 1.
Et ithalatı açılınca eti ithal etme yetkisi malum 3 işadamına verildi. Onlarda yurt dışından maksimum 7 dolara (taşıma bedeli de dâhil) getirdikleri eti Türk halkına 20 dolara yediriyorlar. Bu üç seçilmiş firmanın dışında da asla başka kimse et ithal edemiyormuş…

Yok, ben şuna inanıyorum dostlar mevcut iktidar bizim et yememizi istemiyor. Protein giderse beynimiz falan çalışır, kafamız basar bazı şeylere alimallah…
Bir arkadaş mesaj attı, meclis 2 dolara yiyor diyor eti.
Neyse ben size bol etli günler diliyorum ve çorba içmeye gidiyorum kent lokantasına.
Hadi bana eyvallah…
ŞAL DAĞITTI, ISINDIK…
AKP’nin Ortahisar İlçe Başkanı semt pazarını gezmiş, pazarda bulunan kadın emekçilere (!) soğuktan korunmaları için kalın şallar dağıtmış. Böyle duygusal konular olunca ağlayamıyorum, gözüme şov kaçıyor arkadaşlar…
Hani diyeceksiniz ki, fiyatlara baktı mı? Bilmiyorum, bakmamıştır niye baksın tuzu kuru!

Ben resmen bu arkadaşın derin takipçisiyim, hamsi buğulaması muhteşemdi. En azından memleket için çalışıyor, hamsi tarifi olsun, şal dağıtımı olsun hepsi gönlümüze taht kuruyor.
Aslında şal benim içinde güven veren bir olgudur. Kundakta olunan günler falan gelir aklıma. Eskiler bilir, eskiden genellikle sanatçılar takardı şalı. Şimdi bir dandik kafede bile oturup üşüsen şal istiyorsun.
Tebrik ediyorum başkanı.
Ben merakla kalkan buğulama tarifi bekliyorum, malum emekli maaşı ile ancak onu yiyebiliyoruz sayelerinde…
BAYBURT GERİLEMİŞ, SORUMLU SUS PUS…

Türkiye’de ihracatta liste açıklanmış, Trabzon gerilere düşmüş. En geri Bayburt.
Birinci İstanbul, ikinci Kocaeli, 24.cü sıra Trabzon. (Geçen sene Trabzon Türkiye 19.cusu idi.) Son sıra Bayburt!
Bakıyorum da Sinop ve Bayburt illerinden sınırlı-sorumlu eski AKP Ortahisar İlçe Başkanı sevgili Çebi’den ses yok. Çıtı çıkmıyor.
Sen git 2 milyonu aşmış Mersin’e bile havaalanı yapma ama 83 binlik Bayburt’a havaalanı yap sonrada ihracatta son sırayı bul! (gerçi Mersin referandum da yüzde 64 hayır, Bayburt yüzde 81 evet vermişti ama olsun)
2017 de yapılan havaalanına verilen para 300 milyon, bu güne (2025 fiyatlarına) dönüştürülürse 2 milyar 822 milyon ediyor.
O parayı Bayburtlulara bölüştürseniz şimdi hepsi abat olmuştu. Bayburt; ayrıca en fazla işsizi olan kent, esnafının tamamı icralık, Bayburt’ta uçak parasını verebilecek kimse yok ama Bayburt komple AKP’ye oy veriyor!
Havaalanı içinde 2 milyon yolcu garanti vermiş AKP hükümeti!
Hangi yandaş nemalansın diye Bayburt’a o parayı aktardı iseniz şimdi Bayburt’un son sırada olmasına bakın da azıcık yüzünüz kızarsın diyeceğim.
En çok oradan sınırlı-sorumlu olanlar…
Haksız mıyım?
KARADENİZ’E YOL YAPIP, KAZALARI ÖNLEYECEĞİZ DİYENLER
Zil takıp oynuyordu, halay çekiyordu tüm Doğu Karadeniz. Arabamız ile 3 saatte Samsun-Trabzon yapacaktık ve otobüs işletmecileri bayram ediyordu.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün açıkladığı rakamlara göre 2025 yılı içerisinde bu yolda 13 bin 374 trafik kazası olmuş, 70 kişi hayatını kaybetmiş 8 bin 851 kişi yaralı. (bu rakamlara kaza sonrası ölen veya sakat kalanlar dâhil değil)

Yıllarca anlattık, aklı başında konuyla ilgili uzmanlığı olan herkes de anlattı. Bu proje bu mantıkla olmaz, olmaz arkadaş. Bizim Karayolları mantığında her bir konunun bedeli hesap edilir ama “insan bedeli” asla ölçülmez. Koy bir cetvel, çiz git.
Deniz kenarına yol yapıyorsunuz ama bu deniz çılgın dalgalara sahip bir deniz. Ve asla kendinden alınana tahammül etmez, er geç kendinden alınanı geri alır. Tabiat parti marti de dinlemez, bu işin AKP’lisi, CHP’lisi, MHP’lisi yok yani.
Hadi demiryolu komünist işidir, o mantığınızı anlıyoruz da abi ülkenin üç bir yanı deniz sizin nedir bu yol yapıp üzerinde petrole dayalı hevesleriniz?
Alttan deniz geliyor üstten sel ve heyelan ama sizde yol hevesi…
Şimdi bakın o kaza sonuçlarına da kafanızı yastığa huzurla koyun.
Ey Mesut Yılmaz ve türevleri, sizin yatacak yeriniz yoktur bilesiniz…