Bazı sofralar vardır, sadece karın doyurmaz.
Gönül doyurur.
Bazı buluşmalar vardır, sadece insanlar bir araya gelmez.
Geçmiş, bugün ve gelecek aynı sofrada buluşur.
İş insanı Alaattin İlyas Saral’ın düzenlediği büyük buluşma da işte böyle bir anlam taşıyordu.
Tam 3 bin 300 kişi.
Dile kolay…
Türkiye'nin dört bir yanından, hatta yurt dışından gelen binlerce insan aynı sofranın etrafında buluştu.
Kimi akrabasıyla kucaklaştı, kimi yıllardır görmediği dostuyla hasret giderdi.
Ama herkesin ortak bir duygusu vardı,
Birlikte olmak.
Bugün hayat çok hızlı akıyor.
İnsanlar aynı şehirde yaşayıp birbirini göremiyor.
Akrabalıklar zayıflıyor, dostluklar telefon ekranlarına sıkışıyor.
Herkesin işi, gücü, telaşı var.
İşte böyle bir zamanda binlerce insanı aynı sofrada buluşturmak, sıradan bir yemek organizasyonu değildir.
Bu, “Biz birbirimizi unutmuyoruz” demektir.
Mesele yemek değil.
Mesele gönül.
Mesele vefa.
Mesele akrabalık bağlarını, dostlukları ve geçmişten gelen hatıraları yaşatmaktır.
Memişağa Konağı ile Baştımar Aile Müzesi'nin tarihi atmosferinde kurulan o sofraya bakınca sadece kalabalığı görmüyorsunuz.
Bir aile hikâyesini görüyorsunuz.
Yılların dostluğunu görüyorsunuz.
Çocukluk hatıralarını, eski arkadaşlıkları, akrabalık bağlarını görüyorsunuz.
Belki yıllardır görüşmeyen iki dost yeniden sarıldı.
Belki bir başka masada kuzenler çocukluk günlerini konuştu.
Belki de yaşlı bir anne-baba, yıllardır görmediği evladının elini tuttu.
Hayat aslında biraz da budur.
İnsan yaş aldıkça daha iyi anlıyor,
Malın, mülkün, makamın bir yere kadar değeri vardır
Günün sonunda insanın yanında kalan yine insandır.
Bir dostun omzuna yaslanabilmek,
Bir akrabanın kapısını çalabilmek,
Aynı sofrada yan yana oturabilmek,
Bazen dünyanın bütün zenginliklerinden daha kıymetlidir.
Bu büyük buluşmanın arkasında Alaaddin İlyas Saral'ın imzası var.
Binlerce kişiyi bir araya getirmek kolay değil.
Ama daha önemlisi, insanlarda “Ben de orada olmalıyım” duygusunu oluşturabilmektir.
Türkiye'nin farklı şehirlerinden ve yurt dışından insanların kalkıp gelmesi, bunun sıradan bir organizasyon olmadığını gösteriyor.
Bu bir gönül buluşmasıydı.
Ve umarım devamı gelir.
Çünkü dostluk paylaşıldıkça büyür.
Akrabalık hatırlandıkça güçlenir.
Vefa yaşatıldıkça anlam kazanır.
Bugün toplum olarak belki de en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri budur.
Birbirimize zaman ayırmak.
Birbirimizi dinlemek.
Aynı sofrada oturabilmek.
Farklı düşünsek bile aynı masada konuşabilmek.
Küçük hesapları bırakıp büyük gönüllerde buluşabilmek.
Saral ailesinin buluşması bana yine aynı gerçeği hatırlattı.
İnsanın gerçek zenginliği çevresindeki insanlardır.
Ne kadar paranız olduğu değil,
Kaç insanın gönlünde yeriniz olduğu önemlidir.
Ne kadar makamınız olduğu değil,
Kaç insanın sizi gördüğünde yüzünün güldüğü önemlidir.
Çünkü hayat kısa.
Sofralar kurulur, yemekler yenir, insanlar dağılır.
Ama geriye hatıralar kalır.
Bir fotoğraf,
Bir sarılma,
Bir dost sözü,
Bir güzel gün.
İşte 3 bin 300 kişinin buluştuğu o sofradan geriye de bunlar kaldı.
Dostluk kaldı.
Muhabbet kaldı.
Vefa kaldı.
Ve belki de en güzeli,
Binlerce insanın gönlünde güzel bir hatıra kaldı.
Çünkü bazı sofralar toplanır.
Ama bazı sofraların muhabbeti ve vefası hiç bitmez.