Bazen bir insanın yaptığı işi anlatmak için uzun uzun cümlelere gerek kalmaz.
Ortaya koyduğu eserler zaten her şeyi anlatır.
TOKİ Başkanı, Trabzonlu hemşehrimiz Mustafa Levent Sungur da bugün böyle bir başarı hikâyesinin başında bulunuyor.
Trabzon ve Türkiye üzerine uzun uzadıya sohbet ettik kendisiyle.
Sohbetimiz sırasında hem Türkiye genelinde yürütülen çalışmaları hem de Trabzon’da devam eden ve önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek projeleri konuştuk.
Sungur’un anlattıklarını dinlerken bir kez daha gördüm ki TOKİ artık sadece konut yapan bir kurum değildir.
Türkiye’nin şehirlerini yeniden şekillendiren, vatandaşın yaşam alanını değiştiren dev bir yapı haline gelmiş.
Bir yıl içerisinde yüz binlerce konutun üretildiği bir sistemden söz ediyoruz.
Depremlerle birlikte ortaya çıkan büyük konut ihtiyacına rağmen TOKİ’nin ortaya koyduğu üretim kapasitesi, Türkiye’nin yapılaşma tarihinde önemli bir örnek oluşturuyor.
450 bin konutluk üretim hedefi ve gerçekleştirilen çalışmaların uluslararası ölçekte de dikkat çekmesi bunun en somut göstergelerinden biridir.
Burada elbette büyük bir ekip çalışması var.
Ama o büyük organizasyonun başında bir Trabzonlu hemşehrimizin bulunması bizim için ayrıca gurur verici bir durumdur.
Mustafa Levent Sungur, bugün Türkiye’nin yeniden imarında sorumluluk üstlenen isimlerden biridir.
Sohbetimiz sırasında Sungur’un bir cümlesi özellikle dikkatimi çekti.
“Cumhurbaşkanımız bize emir verir, biz yaparız.”
Ardından daha açık ifade etti. “Reis ne emrederse biz onu yaparız. Yap der, yaparız. Asla mazeret yok.”
Bu sözün arkasında aslında bir çalışma anlayışı yatıyor.
Görevin sorumluluğunu üstlenmek,
Verilen hedefi yerine getirmek,
Mazeret üretmek yerine çözüm üretmek.
TOKİ gibi milyonlarca insanın hayatına dokunan büyük bir kurumun başında bulunan bir yönetici için bu anlayışın sahadaki karşılığı elbette çok önemlidir.
Çünkü vatandaşın beklediği de çoğu zaman budur.
Söz değil, sonuç.
Temel atılması değil, binanın tamamlanması.
Proje açıklanması değil, vatandaşın anahtarını teslim alması.
Sohbetimizin benim açımdan en önemli bölümü ise Trabzon oldu.
Çünkü insan nerede görev yaparsa yapsın, doğduğu toprakları yüreğinde taşır.
Mustafa Levent Sungur da Trabzon’u yakından takip ediyor.
Kentte devam eden TOKİ projeleriyle birlikte önümüzdeki dönemde yapılabilecek çalışmaları da konuştuk.
Sungur’un özellikle üzerinde durduğu konulardan biri ise yalnızca konut üretmek değil, Trabzonluların daha fazla yararlanabileceği kamusal alanların oluşturulmasıdır.
Bu yaklaşım son derece önemlidir.
Çünkü modern şehircilik sadece bina yapmak değildir.
İnsanların nefes alabileceği alanlar oluşturmaktır.
Sosyal yaşamı güçlendirmek,
Şehri denizle buluşturmaktır.
Çocukların, gençlerin, ailelerin kullanabileceği yaşam alanları oluşturmaktır.
Bütün bunlar şehirleşmenin ayrılmaz parçalarıdır.
İşte bu noktada Uzunkum Yaşam Alanı öne çıkıyor.
Trabzon’un denizle ilişkisini güçlendirecek, vatandaşın kullanımına açık yeni bir yaşam alanı oluşturacak bu tür projeler, kentin geleceği açısından ayrı bir anlam taşıyor.
Bence bugün TOKİ’ye sadece “konut yapan kurum” gözüyle bakmak eksik olur.
TOKİ; konut yapıyor, sosyal alanlar oluşturuyor, şehirlerin dönüşümüne katkı sağlıyor, deprem bölgelerinde yaraları sarıyor, insanları güvenli yapılara kavuşturuyor.
Ve bütün bunları Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştiriyor.
Bir ülkenin yeniden inşası sadece betonla yapılmaz.
Güven inşa edilir.
Huzur inşa edilir.
Gelecek inşa edilir.
İşte TOKİ’nin yaptığı çalışmaları bu açıdan değerlendirmek gerekiyor.
Özellikle büyük deprem felaketlerinin ardından ortaya çıkan konut ihtiyacının karşılanması, Türkiye açısından yalnızca bir inşaat faaliyeti değil, aynı zamanda büyük bir toplumsal sorumluluk meselesiydi.
Bu sorumluluğun başındaki isimlerden birinin Trabzonlu olması ise bizim için ayrı bir gurur vesilesidir.
Mustafa Levent Sungur’la yaptığımız sohbetten bende kalan en önemli izlenim şu oldu.
İşini bilen, sorumluluğunun farkında ve hedef odaklı bir yönetici.
Trabzon’u konuşurken gözlerindeki heyecanı görmek de ayrıca güzeldi.
Çünkü insan doğduğu şehri unutmaz.
Hele ki Türkiye’nin dört bir yanında böylesine büyük bir sorumluluk taşırken kendi memleketinin ihtiyaçlarını da gündeminde tutabiliyorsa, bunun kıymetini bilmek gerekir.
Trabzon’un daha fazla sosyal ve kamusal alana ihtiyacı var.
Şehrin denizle daha fazla buluşmaya ihtiyacı var.
İnsanların aileleriyle birlikte vakit geçirebileceği, çocukların oynayabileceği, gençlerin nefes alabileceği alanlara ihtiyacı var.
Uzunkum Yaşam Alanı işte bu anlayışın önemli örneklerinden biridir.
Trabzon’un geleceği için herkesin üzerine düşen bir sorumluluk var.
Siyasetçinin görevi başka, bürokratın başka, belediye başkanının başka, iş insanının başkadır.
Ama ortak hedef aynı olmalı.
Trabzon’u daha yaşanabilir bir şehir haline getirmek.
Mustafa Levent Sungur’un TOKİ’nin başında bulunması, bu anlamda Trabzon için önemli bir fırsattır.
Türkiye’nin yeniden imar edildiği bir dönemde böylesine büyük bir kurumun başında Trabzonlu bir hemşehrimizin bulunması bizim için gurur kaynağıdır.
Biz hemşehrilerimizin başarılarıyla gurur duyarız.
Ama daha önemlisi, onların başarılarının memlekete de yansımasını isteriz.
Ve şunu özellikle belirtmek gerekiyor,
Türkiye’nin dört bir yanında yükselen TOKİ konutlarında sadece binalar değil, insanların umutları da yükseliyor.
O evlerin kapıları açıldığında bir aile yeni bir hayata başlıyor.
Bir çocuk daha güvenli bir odada büyüyor.
Bir anne-baba yıllardır kurduğu “kendi evim olsun” hayaline kavuşuyor.
Bunun adı yalnızca konut üretimi değildir.
Bunun adı hayatlara dokunmaktır.
Mustafa Levent Sungur’un öncülüğündeki TOKİ’nin ortaya koyduğu tabloya bu pencereden bakmak gerekiyor.
Türkiye yeniden inşa edilirken Trabzonlu bir hemşehrimizin bu büyük organizasyonun başında olması da bizim için ayrı bir gururdur.
Yolunuz açık olsun Sayın Başkan.
Türkiye için yaptığınız hizmetlerin Trabzon’a da daha fazla yansımasını diliyoruz.
Çünkü Trabzon’un evlatları nerede görev yaparsa yapsın, biz onların başarılarını kendi başarımız kabul ederiz.