Karadeniz'de kadın olmak biraz da dağların yükünü sırtında taşımaktır. Sabahı herkesten önce karşılamak, yağmurun altında ıslanmak, sobanın başında bekleyen çocuğu, sofraya yetişmesi gereken ekmeği düşünmektir.
Burada dağlar dik, yollar yokuş, iklimler inatçıdır. "Yoruldum" demek ayıp sayılır buralarda. Sızlanmak ise zayıflık.
Karadeniz kadını koşulları zor bir hayatın içine doğar. Önce babasının kızı olur. Sonra bir evin gelini. Ardından çocuklarının annesi.
Hasılı, herkesin yükünü omuzlamak için gelmiştir adeta dünyaya.
Aynaya baktığında, yüzünde, zorluklarla geçmiş yılların yorgunluğunun yanında ertelenmiş cümlelerini de görür. Çünkü hayatları boyunca ne isteyecekleri değil, ne istenecekleri öğretilmiştir onlara.
Karadeniz’in kadınları yamaçlarla konuşur, sislerle susar; yalnız yamaçlar dinler yüreklerinde kopan fırtınaları.
Kırılmak mı?
Sızlanmak mı?
Asla...
Kırıldığı yerlere aldırmadan ayağa kalkmak gibi bir görevleri vardır.
Belki de Karadeniz kadınının asıl hikâyesi burada başlar.
Onu güçlü yapan zorluklarla baş etmeyi daha yürümeyi öğrenir öğrenmez öğrenmeleridir.
Gözyaşını yağmura, özlemini hırçın denizinin uzaklığına bırakmak gibi bir mecburiyetleri vardır çünkü.
Bazen güçlü olmak istemezler; bir gün olsun kimsenin yükünü taşımadan oturmak,
"sen nasılsın" sorusuna gerçekten cevap vermek isterler.
Dinlenmeye, anlaşılmaya, kendi hayatının öznesi olmaya hakkı vardır Karadeniz kadınının;
Tıpkı diğer tüm kadınlar gibi.
Karadeniz’in sert coğrafyası biraz bakışlarına, biraz da düşüncelerine sirayet eder de, kimsenin görmediği derinliği, kimsenin bilmediği hayalleri vardır.
Belki de Karadeniz’de kadın olmak, hayatta kalma mücadelesinin vücut bulmuş hâlidir.
Dağın yamacına tutunan bir ev gibi; Karadeniz kadınının gücü biraz da buradan gelir; taşın sertliğinden değil, taşıdığı onca ağırlığın altında hâlâ şefkatini kaybetmemesinden.
Ve belki bir gün, denizin kıyısında durup dalgaların sesine karışan sesini duyacaktır;
"Ben de varım" diyebilecektir.
İşte o an dağların ardında başka bir hayat yaşanmaya başlayacaktır, kim bilir?
Saygı ve Muhabbetle