Bazı futbol maçları 90 dakikada biter. Bazıları ise maç bittikten sonra başlar. Trabzonspor ile Amedspor karşılaşması da işte böyle bir maçtı. Bir tarafta Türk futbolunun köklü kulüplerinden Trabzonspor…

Diğer tarafta Diyarbakır’ın Amedspor’u…

Sahaya çıkan iki takımın üzerinde yalnızca formaları yoktu. Türkiye’nin yıllardır taşıdığı önyargılar, siyasi tartışmalar ve birbirimizi etiketleme alışkanlığımız da tribünlerin gölgesindeydi.

Ve futbol yine bize çok basit bir gerçeği hatırlattı:

Aynı sahada rakip olmak, aynı ülkede düşman olmak değildir.

Trabzonspor maça golle başladı.

Amedspor geri düştü ama oyundan kopmadı.

Mücadele etti, beraberliği yakaladı ve son dakikada bulduğu golle 2-1 kazandı.

Skor belli.

Ama benim için gecenin asıl meselesi skor değildi.

Asıl mesele, birbirimize hangi gözle baktığımızdı.

Çünkü dün gece çok basit ama çok önemli bir şey oldu:

Trabzonspor ile Amedspor aynı sahada karşılaştı.

Dünya yıkılmadı.

Kimse kimliğini kaybetmedi.

Kimse şehrinden vazgeçmedi.

Kimse diğerine benzemek zorunda kalmadı.

Sadece biri kazandı, diğeri kaybetti.

Trabzonspor kaybetti diye Trabzon küçülmedi.

Amedspor kazandı diye Diyarbakır başka bir ülke olmadı.

Mesele, rakibimizi düşmanlaştırmadan rekabet edebilmek

Bir futbol maçının memleket meselesine dönüştürmek, siyaseti sandıklardan alıp sahalara indirmek demek…

Ülkenin beka sorununu futbol takımı seçerek değil partileri seçerek çözebilir vatan konusundaki hassasiyetinizi sandıkta gösterebilirsiniz…

Bu ülke artık sürekli birbirine "sen kimsin?" diye soran insanların ülkesi olmamalı.

Birbirimize şunu söyleyebilmeliyiz:

"Sen farklısın. Ama sen de bu ülkenin parçasısın."

Birbirimizi yenmek değil, birbirimizi anlamak.

Trabzonspor başka…

Amedspor başka…

Trabzon başka…

Diyarbakır başka…

Ama Türkiye hepimizin…

Bu ülkenin Karadeniz'i de bizim, Güneydoğusu da.

Futbolun bize öğrettiği çok başka bir şey daha var:

Rakibin varsa oyun vardır.

Düşmanın varsa oyun biter.

Futbolun içine siyaset sokarak futbolu kirletmeyelim.

Ama futboldan topluma çıkabilecek mesajları da görmezden gelmeyelim.

Trabzonspor'un bu mağlubiyetten çıkaracağı ders yalnızca taktik veya futbolcu performansı olmamalı.

Amedspor'un kazanacağı ders de yalnızca üç puanla sınırlı kalmamalı.

Çünkü büyük takımlar sadece kazandıklarında değil, kaybettiklerinde de büyüklüklerini gösterir.

Büyük taraftar da yalnızca kendi takımını alkışladığında değil, rakibinin mücadelesine saygı duyduğunda büyüktür.

Trabzonspor'un büyüklüğü, sadece kazandığı kupaların sayısıyla ölçülmez.

Kaybettiği gün gösterdiği asaletle de ölçülür.

Amedspor'un büyüklüğü de yalnızca aldığı galibiyetle değil, bu galibiyeti nasıl taşıdığıyla ölçülecek.

Çünkü kazanmak kolaydır.

Kazanırken büyüklük göstermek zordur.

Bugün sosyal medyada yine hakaretler, provokasyonlar, öfkeli cümleler dolaşabilir.

Ama biz bu provokasyonlara gelmeyecek, maçı konuşacağız, futbolu konuşacağız, oyuncuları hakemleri konuşup taktiği tartışacağız.

Ama birbirimizin kimliğine tartışmayacağız…

Şehrine hakaret etmeden…

İnsanı takımından ibaret görmeden…

Bugün tabelada Amedspor 2, Trabzonspor 1 yazdı.

Ama benim için gerçek skor var:

Nefret 0 – Rekabet 1.

Çünkü Türkiye'nin en büyük problemi futbol değil…

Görüşmek üzere…