Kıymetli sporseverler, şartlar ne olursa olsun Trabzonspor'un değişmez taraftarları... Bizler yöre insanı olarak duygularımıza sınır koyamayan, her duyguyu doyasıya yaşayan; haksızlık karşısında hiçbir şeyi görmeyen, doğru bildiğini her ortamda açıkça söyleyen ve bunu davranışlarımızla gösteren insanlarız.
Filmi kısaca geriye saralım: Trabzonspor, Avrupa sınavının ilk maçında kendi sahasında 1-0 yenildi. Bir hafta sonra oynanan ikinci ve son maçta ise kendi futbolcularının hataları ve hakem kararlarının da etkisiyle rakibine 4-0 yenilerek kupadan elendi. Kabul etmesek de bunlar futbolun içinde yaşanabilecek durumlardır.
Ne var ki bir spor insanı olarak asıl üzerinde durmam gereken nokta şudur: Kaybedilen Avrupa maçlarının ardından Teknik Direktör Fatih Tekke; yönetim, teknik heyet ve futbolcuların haberi olmadan, tek başına verdiği kararla istifa etmiştir. Bu istifanın takıma ilerleyen aşamalarda ne tür zararlar vereceğini düşünmeden alınan bu karar; son derece yersiz, zamansız ve anlamsızdır.
Önceki yazımda belirtmiştim: Kupadan elenmemiz takımda yaralar açacaktır ama bu durum Trabzonspor sevdasının asla önüne geçemez. Bir gecenin hayal kırıklığıyla hareket etmememiz gerektiğini, Trabzon çocuğunun her durumda takımına sahip çıkacağını söylemiştim. "Köprüyü geçerken at değiştirilmez" ve "En büyük zaferler karanlık gecenin sonunda doğar" demiştim.
Ancak son Diyarbakırspor maçından sonra bir kez daha gözden geçirdim: Taraftarlar olarak üzerimize düşeni eksiksiz yaptık. Durum bu aşamadan sonra yönetim, teknik direktör, teknik ekip ve futbolcuların bir bütün olarak oluşturduğu toksik bir duruma dönüşmüştür. Diyarbakırspor maçı, yeniden ayağa kalkışın ve dirilişin maçı olmamış, olamamıştır.
Bunlar her Trabzonlunun bildiği şeyler. Ben asıl, Avrupa maçından sonra yaşanan psikolojik travmalardan söz etmek istiyorum.
İki maçta toplam beş gol yiyen bir takım düşünün. Yönetim, emeklerinin karşılığını görememiş; teknik direktör kulübün tüm ana damarlarından habersiz "istifa ediyorum" demiştir. Kimsenin durumdan haberi yoktur.
Önce teknik direktörün psikolojisini düşünelim: Yenilgi ağırdır, moral ve motivasyon sıfırların altındadır ve bu durumda istifa... Bu tablo, teknik direktörün kriz veya krizleri yönetme yeteneğinin olmadığına ve takımı oluşturan ana damarlarla diyaloğunun bulunmadığına işaret eder.
Fatih Tekke'nin takım adına verdiği mesajlar da son derece düşündürücüdür. "Bu takım, bu kadro adam kovdurur" beyanıyla hem kendi güvensizliğini hem de takıma karşı yetersizliğini dile getirmiş olmuştur. Böyle bir durumda teknik ekibin ve futbolcuların neler düşünebileceğini varın siz düşünün. Bu, iletişim hatasıdır; iletişim zayıflığıdır. Toplumumuzda "Her doğru her yerde söylenmez" diye bir deyim vardır. Kırk kez düşünüp bir kez konuşacaksınız. Yoksa tarih asla affetmez, affetmemiştir.
Peki, yönetim bu durumda ne yapmıştır? Fatih Tekke'nin istifasını isteyerek ya da istemeyerek kabul etmiştir. Buna yorum getiremem.
Üçüncü ana damarı, yani teknik ekibi hiç düşündük mü? Peki ya en büyük damar olan futbolcular ne durumdadır, bir bileniniz var mı?
Tüm ana damarlarda moral ve motivasyon düşmüş; takım adeta rüzgârda amaçsızca yalpalayan bir yaprağa dönmüştür. Bu takımdan zafer beklemek adeta imkânsızlaşmıştır.
Bu durumun başat sorumlusu teknik direktördür. Böyle bir takımı çalıştırıyorsanız kriz anlarını çok iyi yönetmek zorundasınız. Ama bu olmamıştır.
İkinci sorumluluk, olayların oluş sırası düşünüldüğünde yönetimindir. Onlar da bu krizi yönetememiş; aksine istifayı kabul etmeyerek adeta ateşe benzin dökmüştür.
Demek ki bir takımda krizleri yönetebilecek yöneticiler ve teknik direktörler görev yapmalıdır. Aksi takdirde kulübün tüm damarları travma yaşar ve sonuçları çok acı olabilir. Trabzonspor'un içinde bulunduğu durum tam olarak budur. Elinizde çok yetenekli futbolcular olsa bile başarısızlıklar yaşayabilir, hayal kırıklıklarına uğrayabilirsiniz.
Bence Trabzonspor'un travmayı atlatıp düzlüğe çıkması için artık köprüyü geçerken yorgun ve yıpranmış atlardan vazgeçip yeni bir at almasında yarar vardır. Takımın tüm birimleriyle birlikte yeni bir teknik direktöre ihtiyacı olduğu açıktır. Yaşanan travmadan en erken çıkmanın ve rehabilite olmanın yolu, artık teknik direktör değişikliğinden geçmektedir.
Yönetimin Fatih Tekke'de ısrarı devam ederse, bu motivasyonsuzluk takımı daha da geriye götürebilir. Bazen ameliyat edilecek duruma gelmiş bir organı ameliyat etmek, tüm vücudun sağlığı için çok daha faydalıdır.
Sorarım size: Bütün bu gelişmelerden sonra yönetim, teknik ekip ve en önemlisi futbolcular, Fatih Tekke'ye nasıl güven duyup bunu maçlara yansıtabilecektir? İstifa kararından sonra teknik direktörün sistem içindeki inandırıcılığı hangi seviyededir? Bunların hepsi iyi hesaplanmalıdır.
Yönetimin tüm bu olumsuzlukları dikkate alacağına inanıyorum. Futbolcular değişmeyeceğine göre, değişecek tek organ teknik direktör ve teknik ekiptir. Bu konuda kararı verecek tek merci yönetimdir. Yönetim, Trabzonspor için en güzel, en akılcı ve en doğru kararı verecektir.
Öğr. Gör. Ed. Yılmaz ÇAKMAK