Önce Türk Dil Kurumu verilerinden anlamlarına bakalım. ENFORMASYON; “Ham verilerek işlenerek anlamlı hale getirilip, bilginin iletişim kanalları aracılığı ile kamuoyuna aktarılmasıdır.” DEZENFORMASYON ise; “Yanlış veya doğru olmayan bilgilerin kasıtlı ve bilerek üretilerek yayılmasıdır.”

Anlamları itibariyle, yani tarifte ve teoride sıkıntı yok.

Ama pratikte, kullanımda, yani amelde sıkıntı çok!

Ham de, amaç-araç ikileminde…

Nasıl mı?

TDK sözlüğündeki amacına yönelik olması gereken Enformasyon ile Dezenformasyon, maalesef seçilen çıkarcı hedeflere yönelik amaçlar için kullanılıyor.

Yani; “İşine gelen bilgiler ve haberler ENFORMASYON, işine gelmeyenler ise DEZENFORMASYON sayılıyor.”

Var mı; “Yanlış” diyen! Ya da; “İtiraz eden!”

GAZETECİ, KAMUOYU OLUŞTURMAZ…

O ki, “Formasyonlardan” açtık, oradan devam edelim.

Hem de, bunların en önemli kullanım araçları olan, ben diyeyim “Gazetecilik”, siz söyleyin “Basın”, birileri desin “Medya”, bugünküler ilave etsin, “İletişim” üzerinden…

Zaten, ne zaman ki meslek gazetecilikten uzaklaştırılıp, iletişim diye adlandırılmaya, zikredilmeye başlandı, “Dananın kuyruğu da zaten ondan sonra kopmaya başladı!”,

Nasıl mı?

Bizler, Burhan Felek, Abdi İpekçi, Ahmet Kabaklı, Yavuz Donat, Hasan Cemal kuşağından devraldığımız gazeteciliği, (ille de haberciliği) mesleğin ustalarından rahmetli Nezih Demirkent’in yaptığı tarif üzerinden icra ederdik, etmeye de devam ediyoruz.

O tarif de bugünkünün tam tersi (istisnalar hariç) “Gazeteci kamuoyu oluşturmaz, oluşan kamuoyunu aktarır” idi.

Oysa bugün nasıl?

Kendini gazeteci diye lanse eden, ama meslek ilkeleri ile uzaktan yakından ilgisi bulunmayanlar eli ile “Kamuoyu oluşturulmaya” çalışılmıyor mu?

Hem de, “at gözlüğü taktırılarak”, ya da “kayıtsız şartsız biat ettirilerek!”

Veya sosyal, siyasal ve ekonomik çıkarlar hesabına, “Kendi doğrusundan başka doğru kabul etmeyen yobazlık” derecesinde…

Haksız mıyım?

GAZETECİLİK, MUHALİF OLMAKTIR!

O ki, “Haksız mıyım?” diye sorduk, özellikle de sürekli “muhalif” yazılar vesilesi ile “Haksızsın” yakıştırması da alabileceğimizi belirterek bir gerçeği, bin kez hesabına bir daha tekrarlayıp, hatırlatalım:

“Gazetecilik muhalifliktir.”

Amma, bu muhaliflik, “iktidara muhalif olmak” demek değildir.

“Muhalefete bile muhalif olmaktır.”

Yani, kamu adına eksik olanları, yanlış yapılanları dile getirip, giderilmelerini sağlamak içindir muhaliflik.

Hatta kendi doğrularına, kendi fikirlerine bile yeri geldiğinde, kamu adına icraat gerektiğinde muhalif olmaktır.

Bugün için gerçeği mi soruyorsunuz?

Bırakın muhalif olmayı, nerede ise tam kadro halinde, “muhalefetsizlik” yapılıyor.

Tabii her daim olduğu gibi, “İstisnalar hariç” diyoruz.

Zaten, onlar da genel tarif de “Kaideyi bozmazlar!”

5N-1K, SADECE HERKES İÇİNDİR…

Hadi bir kez daha; “O ki” diyerek devam edelim.

Doğru haber, doğru bilgi, sonuç itibariyle de adil olma ve adalet için de gerekli olan bir formül “5N-1K” denilerek basın için tarif edilir.

Oysa açılımı, “NE? NEREDE? NE ZAMAN? NASIL? NEDEN? Ve KİM?” sorularını içeren “5N-1K” başta Yasama ve Yürütme mekanizması olmak üzere herkesim ve herkes için, cevabı gerçeklere yönelik alınarak hareket edilmesi gereken bir yaşam tarzıdır.

10’UN KÖYDE…

O ki, “5N-1K, hak, hukuk, adalet, yani gerçek ve doğru içindir” diyoruz, o zaman da “Doğruyu söyleyeni 9 köyden kovarlar” sözünü hatırlamayacak mıyız?

Hatırlayınca ne yapacağız?

“10’uncu köy var ya” diyenler olacaktır.

Ama sanırım, kovula kovula 9 köyü gezmeye bu dünya da insan ömrü yetmez!

İşte o zaman “10’uncu Köy” sıraya girer ki, o da sanırım “Ahiret” olarak adlandırılan öteki dünyadadır!

KİMDEN YANASIN?

O ki, kendini kamuoyu oluşturma vasıtası sayanlardan söz eyledik, karşı tarafa istediğini zikrettirmek için çaba gösteren böylesi meslek erbabından bir kıssa ile devam edelim:

*

Basıncı, Afrika'da aslan avına çıkan ünlü bir avcıyla röportaj yapmaktadır:
—"Sayın Avcı, çalılıkların arasından aniden kükreyerek bir aslan çıksa ne yaparsınız?"
— "Tüfeğimi doğrultur, ateş ederim."
— "Peki, tüfeğiniz tutukluk yaparsa?"
— "Hemen yanımdaki büyük av bıçağını çeker, aslanın üzerine atlarım."
— "Peki, bıçağınız da düşerse ne yaparsınız?"
Avcı en sonunda sinirlenir ve medyacıya döner:
— "Yahu arkadaş, sen benden yana mısın yoksa aslandan yana mı?"