Son birkaç aydır medyada genç yaşta ani ölüm haberlerine çok sık rastlıyoruz. Sahada bayılan futbolcu, antrenmanda yere yığılan ve tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan kondisyoner, henüz ömrünün yarısını yeni geçmişken kaybedilen dizi oyuncusu haberleri ister istemez bu konuyu gündeme getirecekti.
Önce soruya cevap verelim: Evet, genç yaşta kalp krizleri artıyor. Nedenlerine ve yapılması gerekenlere geçmeden önce bir ayrımı vurgulamak gerekli. Ani ölümlerin önemli bir kısmı kalp ve damar hastalıklarıyla ilgili olsa da, hatta doğrudan kalple ilişkili olsa da, bunların her zaman kalp krizi olduğu düşüncesi doğru değil. Kalp krizi, yani kalbi besleyen damarlardan birinin tıkanması sonucu kalp dokusunun kaybı, genellikle 35 yaşından sonraki ani ölümlerin en sık nedenidir. Daha genç yaşlarda ise genetik ritim bozuklukları, kalp kasının belirgin şekilde kalınlaştığı hipertrofik kardiyomiyopati gibi kalp kası hastalıkları veya kalp damarlarının yanlış yerden köken alması gibi doğumsal anomaliler ani ölüme neden olur. Bu ayrım önemli çünkü bu hastalıkların tanısı, tedavisi ve koruyucu önlemleri birbirinden farklıdır.
Bu ayrımı yaptıktan sonra bir konuya açıklık getirmek gerekiyor. Bazılarımız sosyal medyanın gençlerde kalp krizlerini daha görünür kıldığını ileri sürüyor. Bu doğru ancak eksik bir değerlendirme. Konuyu yalnızca buna bağlarsak yaklaşmakta olan tehlikeyi hafife almış oluruz. Özellikle COVID pandemisi sonrası sağlık okuryazarlığımızın arttığını biliyoruz. Benim kişisel görüşüm bunun halk sağlığı açısından faydalı olduğudur. Sosyal medya algoritmalarının yanı sıra geleneksel basın-yayın organları da gençlerde görülen hastalıkların, yaşlı bireylerde görülen hastalıklara kıyasla daha fazla ilgi çektiğini fark ettiği için bu tip haberler kısa sürede viral hâle gelebiliyor. Bununla birlikte gelişen tanı yöntemleri ve troponin gibi testlerin daha sık kullanılması sayesinde daha fazla kalp krizi tanısı konulduğu da bir gerçektir. Böylece en hafif kalp krizleri bile erken dönemde fark edilebiliyor. Ancak daha önemli bir sorun ortada duruyor: Gençlerde kalp krizleri gerçekten artıyor. Peki neden ve daha önemlisi ne yapılabilir?
Ülkemizde birçok ilden hastanenin katıldığı bir çalışmada görüldü ki Türkiye’de kalp krizi geçirenler Avrupa’daki hastalara göre daha gençler. Ayrıca daha fazla sigara içiyorlar; kan basınçları ve kolesterol seviyeleri daha yüksek; özellikle kadınlarda belirgin olmak üzere daha fazla kilolular ve daha az hareket ediyorlar. Genç yaşta kalp krizleri yalnızca Türkiye’de artmıyor aslında; dünyadan da benzer veriler geliyor. Ancak biz, ülke olarak bu trendi çok erken yakalamış görünüyoruz. Uluslararası birçok çalışma, gençliğin kalpten koruduğu inancını yıktı. Çünkü modern hayat, gençler üzerine öyle bir yük bindiriyor ki, gençlerin yaşam tarzı kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlıyor.
Suçu yalnızca modern hayata atıp gençleri mağdur gibi göstermek de doğru değil. Ancak bu krize neden olan zemini de sorgulamak zorundayız. Öncelikle gençlerin geçmişe göre daha fazla sigara içtiğini bilmeliyiz. Daha da ilginci, elektronik sigara kullanımı gençlerde daha yaygın olduğu. Elektronik sigaraların tütünden daha az zararlı olduğu düşüncesi büyük bir yanılgı halbuki. Şehir hayatının getirdiği sürekli meşguliyet hâline rağmen hareketsiz kalmak; iş yerinde, okulda ve evde uzun süre oturmak, geçmiş yılların gençlerinde görmediğimiz metabolik bozukluklara neden oluyor. Bugün artık bir obezite salgınından söz ediyoruz ve gençlerimizde obezite, dünyanın geri kalanındaki akranlarına göre daha sık görülüyor. İnsülin direnci ve sonrasında gelişen şeker hastalığı, hazır gıda tüketimine bağlı yüksek kolesterol ve yüksek kan basıncı da benzer şekilde artıyor. Buna sosyoekonomik stresin getirdiği kronik stres, depresyon, madde kullanımı ve uyku bozuklukları gibi birçok risk faktörünü de eklemek gerekir.
Listeyi çok fazla uzatmanın bir anlamı yok. Bilmemiz gereken on yıl öncesine kadar yaşlılık hastalıkları dediğimiz birçok bozukluğun artık erken yaşlarda görülmesi sonucunda genç yaşta kalp krizlerinin arttığı ve bu durumun büyük bir halk sağlığı problemine dönüştüğüdür. Probleme bu şekilde yaklaşmaz, zihinlerimizi aşılarla ve çiplerle bulandırırsak gençliğimizi kaybederiz. Hepimiz gençlerin neden obez olduğunu, neden sigara içtiğini ve neden yeterince hareket edemediğini düşünmek zorundayız. Benim uzun zamandır gündeme getirmeye çalıştığım “futbolun eskiden sokak aralarında oynanan bir oyunken, bugün para verip ekrandan izlediğimiz ama oynamadığımız bir şova dönüşmesi”ni bir de bu açıdan değerlendirmek gerekir.
Bu konuyu birkaç hafta daha gündeme getireceğim. Böylece önce tehlikeyi göstermeyi, nedenlerini ortaya koymayı ve sonrasında nasıl önlemler alınabileceğini detaylandırmayı amaçlıyorum.
Prof. Dr. Mustafa Gökhan Vural
Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği
Ankara, 18.06.2026