10 Mart Salı akşamı TRT TSR’de yapımcısı olduğum Bir Hekimden Dinledim programında sporcu kalbini ele aldım. Yaklaşık 45 dakika boyunca sporcu sağlığına ilişkin toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla, başta ani kalp ölümü olmak üzere, ciddi kalp ve damar hastalıklarının habercisi olabilecek birçok belirti ve bulguyu anlattım.

Toplum sağlığına bir katkı sunmuş olmanın huzuruyla programın ardından Ankara çevre yolundan evime doğru yola koyuldum.

Eve oldukça yaklaşmışken hem benim hem de diğer araçtaki kişiler için ölümcül olabilecek çok ciddi bir trafik kazasını kıl payı atlattım. O akşam evime ulaşabilmem belki de yalnızca yarım saniyelik bir fark sayesinde mümkün oldu. Hayatın ne kadar ince ne kadar kırılgan bir çizgi üzerinde ilerlediğini, son 20 yılını kardiyoloji biliminin içinde geçirmiş, yaşam ile ölüm arasındaki o hassas eşiği mesleği gereği sayısız kez düşünmüş biri olarak, o an bütün derinliğiyle hissettim. Kanım dondu. Hayatın bazen bir saniyenin içine sığabildiğine o gece kendi gözlerimle şahit oldum. Belki de o tek saniye sayesinde evime, aileme kavuşabildim ve bugün bu satırları yazabiliyorum.

Ölümle bu denli burun buruna gelmenin sarstığı herkes gibi ben de derin bir iç muhasebenin içine çekildim. İhmal ettiğim, ertelediğim, eksikliğini hissettiğim ve pişmanlık duyduğum ne varsa bir daha aynı ihmallere düşmemek için zihnimde yeniden sıralamaya başladım. O sırada televizyonda bir spor kanalı açıktı; akşam oynanacak maça dair yorumlar ve tahminler yapılıyordu. Derken son dakika haberiyle yayın akışı kesildi. Spiker üzgün bir ses tonuyla, Trabzonspor’un eski futbolcularından, bugünkü yardımcı antrenörlerinden biri olan Orhan Kaynak’ı kalp krizi nedeniyle kaybettiğimizi duyurdu.

Orhan Kaynak, bizim için sadece bir futbolcu değil, “Küçük Orhan”dır. Trabzonspor’daki serüveni çok uzun sürmemiş olsa da her Trabzonsporlunun hafızasında ve kalbinde silinmez bir yer edinmiştir. 1994’ün son aylarında, UEFA Kupası ikinci tur rövanşında Aston Villa filelerine bıraktığı o golü benim kuşağımın unutması mümkün değildir. TRT spikerinin, “O şans golü gelecek...” sözlerinin hemen ardından yükselen “Küçük Orhan!” çığlığı bugün bile kulaklarımda yankılanır. O golün ardından mutluluktan ağladığımı, annemle babamla birlikte arabaya atlayıp Bafra sokaklarında kornalarla ilerleyen konvoya karıştığımızı nasıl unutabilirim? Bayrakların sallandığı, sokakların sevince teslim olduğu o akşam, çocukluk hafızamda hâlâ bütün canlılığıyla duruyor. İnsan kırklı yaşlara geldikçe çocukluk anıları da zamanın içinde silikleşiyor. O günleri canlı tutan insanlar ise birer birer aramızdan çekiliyor. Her vedayla birlikte insan, yalnız bugünden değil, geçmişinden de biraz eksiliyor. Benim kuşağımın çocukluğundan Küçük Orhan’la birlikte bir parça daha koptu o akşam.

Henüz tıp fakültesini kazanıp kazanmadığımı bugün net biçimde hatırlayamadığım bir dönemde, Küçük Orhan’ın kardeşlerinden birinin ani bir kalp hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiğini ve bunun aile içinde genç yaşlarda görülen bir durum olduğunu okumuştum. İçimden sessizce, “Acaba bir gün aynı kader Küçük Orhan’ın kapısını da çalar mı?” diye geçirmiştim. Daha önce gazetelerde Orhan Kaynak’ın ailesinden dört kişinin ani kalp hastalığı nedeniyle genç yaşlarda yaşamını yitirdiği ifade edilmişti. Kendisi de bir televizyon programında, futbolcu olan kardeşlerinden birinin antrenman sonrasında vefat ettiğini anlatmıştı. Bunun hangi hastalıktan kaynaklandığına dair kesin bir bilgiye rastlamadım ancak ortaya çıkan aile öyküsü, halk arasında “kalp kasında kalınlaşma” diye bilinen hipertrofik kardiyomiyopatiyi düşündürüyor. Aslında bu yazıda anlatmak istediğim şey hastalığın adından çok daha fazlası. Orhan Kaynak’ın ve ailesinin omuzlarında yıllar boyunca taşınmış büyük bir acının, ağır bir kader duygusunun, toplumsal bir farkındalığa kapı aralamasını istiyorum.

Öncelikle şunu vurgulamak gerekir: Medyada aniden kaybedilen her kişi için çoğu zaman “kalp krizi” ifadesi kullanılır. Oysa bu her zaman doğru değildir. Tıbben, kalp kaynaklı ani ölümler için kullanılan daha doğru kavram “ani kalp ölümü”dür. Kalp krizi, özellikle ileri yaşlarda ani kalp ölümlerinin en önemli nedenlerinden biridir ancak tek neden değildir. Kalp krizi, kalbi besleyen damarların ani tıkanması sonucunda kalp kasının kanlanmasının bozulmasıyla gelişir ve damar zamanında açılamazsa ani ölüme kadar ilerleyebilir. Ani kalp ölümü ise kalbin elektriksel aktivitesinin durması sonucunda ortaya çıkar ve kalp krizi bu nedenlerden sadece biridir. Ani kalp ölümü, genç yaşlarda ve özellikle genç sporcularda çoğu zaman damar tıkanıklığından değil; hipertrofik kardiyomiyopati, ciddi ritim bozukluklarına yol açan genetik hastalıklar ya da doğuştan damar anomalileri gibi nedenlerden kaynaklanır. Kaynak ailesinde genç yaşta, üstelik aktif spor yıllarında ortaya çıkan ölümler, daha çok hipertrofik kardiyomiyopati olasılığını düşündürüyor. Elbette kesin nedeni bilmek bilimsel açıdan önemlidir ancak toplum sağlığı açısından bu yazıda asıl vurgulamak istediğim nokta, ani kalp ölümlerinin bazı durumlarda önlenebilir olduğudur.

Öncelikle farkındalık oluşturalım. Ailede genç yaşta açıklanamayan ani ölüm, nedeni açıklamamış bayılma atakları, bilinen kardiyomiyopati, ciddi ritim bozukluğu, kalp pili veya şok cihazı gerektiren ritim hastalıkları, doğuştan kalp hastalığı, aort damarında genişleme ya da yırtılma, çok yüksek kolesterol düzeyleri, genç yaşta kalp krizi, stent veya bypass öyküsü ayrıca erken yaşta inme bulunan bireyler varsa, bu tablo kalıtsal kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir uyarı işareti kabul edilmeli ve gecikmeden hekim değerlendirmesine başvurulmalıdır. Çünkü bazı aile hikâyeleri, sessiz seyreden ama araştırıldığında önlem alınabilecek ciddi kalp hastalıklarının habercisi olabilir. Bu konuya burada kısa bir ara verelim. Bir sonraki yazıda ani kalp durması ile ani kalp krizini biraz daha ayrıntılı biçimde ele alacağım.

Futbolculuk kariyerindeki emeği ve belleğimizde bıraktığı iz ile gönlümüzde yer edinen değerli spor insanı, yardımcı antrenörümüz Küçük Orhan’a, yani Orhan Kaynak’a Allah’tan rahmet; başta ailesi olmak üzere tüm Trabzonspor camiasına sabır diliyorum.

Prof. Dr. Mustafa Gökhan Vural
Kardiyoloji Uzmanı
Instagram: @profdrmustafagokhanvural