Bugün fonları, enflasyonu, emekli maaşlarını, hayat pahalılığını ve ülkemizin diğer bütün iç meselelerini bir kenara bırakmak istiyorum.

Çünkü bugün üzerinde durulması gereken çok daha önemli bir mesele var.

Yıllardır uğruna diplomatik mücadele verdiğimiz, her uluslararası platformda haklarını savunduğumuz Filistin ve onun Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Türkiye'ye karşı sergilediği tavırdır.

Açık konuşayım, Mahmud Abbas'ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne yaptığı ziyareti hazmedemedim.

Üstelik bu ziyaretin zamanlamasını ve görüşme gündemini düşündükçe öfkelenmemek mümkün değil.

Sayın Abbas!

Sen ne yaptığının farkında mısın?

Türkiye, yıllardır Filistin'in yanında duruyor.

Gazze'de çocuklar katledilirken, kadınlar, yaşlılar bombaların altında can verirken, hastaneler, okullar ve ibadethaneler yerle bir edilirken Türkiye hiç susmadı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler kürsüsünden dünyaya haykırdı defalarca.

Her fırsatta İsrail'in katliamlarını gündeme taşıdı. Amerika'nın ve Batılı ülkelerin karşısında Filistin halkının haklarını savundu.

Dünyanın gözü önünde yaşanan insanlık dramını fotoğraflarla, belgelerle, sözlerle bütün dünyaya anlattı.

Türkiye yalnızca konuşmadı; insani yardımlarıyla da Filistin halkının yanında oldu. Gazze'ye ulaştırılan gıda, ilaç ve barınma yardımlarıyla mazlumların yaralarını sarmaya çalıştı.

Peki, bütün bunları kim için yaptı?

Senin şahsi siyasi geleceğin için değil Abbas.

Filistin halkı için, Gazze'de hayatını kaybeden masum çocuklar için, özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi veren bir millet için yaptı.

Şimdi soruyorum,

Türkiye bütün bunları yaparken sen ne yaptın?

29-30 Ekim tarihlerinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne gittin. Rum lider Nikos Hristodulidis ile görüştün. Üstelik görüşmenin gündemine Kıbrıs meselesini de aldın.

Peki, sen hiç düşündün mü?

Kıbrıs Türk halkının yıllardır verdiği mücadeleyi, Türkiye'nin garantörlük sorumluluğunu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin haklarını hiç mi hesaba katmadın?

Sen kendi halkının bağımsızlığını, egemenliğini ve kendi kaderini tayin hakkını savunurken Kıbrıs Türk halkının aynı haklara sahip olduğunu nasıl görmezden gelirsin?

Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını savunuyoruz da Kıbrıs Türk halkının hakkını kim savunacak?

İşte meselenin can alıcı noktası tam da burasıdır.

Biz Filistin halkının acısını anlıyoruz.

İsrail'in Gazze'de işlediği insanlık suçlarına karşı çıkıyoruz.

Filistin'in bağımsız bir devlet olmasını istiyoruz. Ancak bütün bunları yaparken Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk halkının hassasiyetlerini yok sayan bir Filistin yönetimine de sessiz kalamayız.

KKTC Dışişleri Bakanlığı da bu ziyaretin Kıbrıs Türk halkının iradesini yok saydığını belirterek duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirdi.

Abbas, biraz da dönüp tarihe bak.

Filistin bayrağının bugünkü renk düzeninin kökeni 1916'daki Arap İsyanı bayrağına dayanıyor. Osmanlı'ya karşı başlatılan bu isyanın tarihsel izleri hâlâ ortada. Elbette bugünün Filistin halkını geçmişte yaşananlarla yargılayamayız. Ancak tarihî gerçekleri de unutamayız.

Türkiye bütün bunlara rağmen Filistin'in yanında durdu. Çünkü Türkiye'nin meselesi şahıslarla değil, mazlumların haklarıyla ilgilidir.

Abbas!

Türkiye'nin sana ve Filistin halkına gösterdiği dostluğu, Türkiye'nin hassasiyetlerini görmezden gelerek karşılıksız bırakmaya hakkın yok.

Biz Filistin'i savunurken senden alkış beklemedik. Bir teşekkür bile beklemedik. Ama en azından Türkiye'nin haklı hassasiyetlerine saygı göstermeni bekledik.

Sen ise kalkıp Rum yönetimiyle Kıbrıs meselesini konuşmayı tercih ettin.

Bu, sıradan bir diplomatik tercih değildir. Türkiye'nin yıllardır ortaya koyduğu dayanışmaya karşı büyük bir vefasızlıktır. Türkiye'nin Kıbrıs'taki haklı mücadelesini görmezden gelmektir.

Adına ne dersen de, bunun adı siyasi nankörlüktür. Türkiye'nin hassasiyetlerine sırt çevirmektir. Türkiye'ye ihanettir senin yaptığın Abbas.

Şunu da iyi bil Abbas;

Türkiye'nin dostluğunu istiyorsan Türkiye'nin hassasiyetlerine saygı göstereceksin. Dostluk tek taraflı olmaz. Kardeşlik, yalnızca zor zamanlarda kapısını çalacağın bir ülkeyi kendi zor zamanında görmezden gelmek değildir.

Türkiye'nin dostluğunu istismar etme. Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayma. Yıllardır yanında duran bir ülkeye karşı bu kadar vefasız olma.

Çünkü Türkiye, Filistin'den de büyüktür, Mahmud Abbas'tan da.

Ve unutma Abbas; Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek senin siyasi ömrünle sınırlı değildir.