Trabzonspor’da bugün ne olduğunu sorarsanız, cevabı tam olarak şu: çok şey oluyor ama hiçbir şey kesin değil. Oyuncular konuşuluyor, gelenler gidenler oluyor ama kim aldı, teknik heyet mi istedi, scout önerdi mi, menajer mi sundu? Bilinmiyor.

Transfer bitti mi? Hayır. Hatta başlayıp başlamadığı da meçhul. Bir sezon planı var mı? Görüntüde var gibi. Fakat kimse yüksek sesle telaffuz etmiyor. Sanki herkes bir şey biliyor ama kimse hiçbir şeyi açıklamıyor.

Gürültü çok gibi görünse de aslında içeride bir sessizlik var. Bu sessizlik güven mi, tereddüt mü henüz görmedik, sonra bakacağız...

Sorular çok. Cevaplar ise beklemede... En tehlikelisi de taraftarın umudu, bu belirsizlikle baş başa bırakılıyor.

Gelenler veya gelmesi muhtemeller bir yana Trabzonspor elindeki değerleri korumaya de çalışıyor ama onları parlatacak bir oyun düzeni, teknik proje var mı? Söylemlere ve beklentilere göre var. Peki ya sonrası? Orası karanlık. Bekleyip göreceğiz..

Trabzonspor ne oynamak istiyor? Kimle, hangi sistemle? Bu henüz bilinmiyor... Taraftar kombine alacak ama bilgi bekliyor. Yönetim dışarıya karşın suskun. Suskunluk bazen yorgunluktan değil, yönsüzlükten olur. Oysa taraftar, kulübünden sadece transfer değil, bir yön duymak istiyor. Yol haritası, ilke, vizyon…

Sahadaki diziliş kadar, kulübün duruşu da merak ediliyor. Taraftar, başarıdan önce aidiyet arıyor. Kime güveneceğini, hangi yapıya sırtını yaslayacağını bilmek istiyor. Bir sezona değil, bir hayale ortak olmak amacında. Sessizlik sürdükçe, bu hayal de ortada kayboluyor.

Belki kulübün içinde hareketlilik var ama bu hareket, hedefe mi gidiyor, yoksa uzaklaşıyor mu, kimse emin değil.

Belirsizlik, bazen geçicidir. Kötü olan belirsizliğin alışılmış hale gelmesidir. Henüz Karadeniz'de fırtına kopmuyor. Çünkü hava zaten puslu.
Puslu havada yol alan gemi ya kaptanına güvenir, ya da dalgaya teslim olur.

Trabzonspor hangisini seçecek, bekleyip göreceğiz.