Sevgili okur. Kıymet, sevgi ve hürmetten geldiği gibi merhametten de gelir. Kıymet ile merhamet karındaştır çünkü. Aynı besinle, insaniyet besini ile beslenip aynı karından doğdukları için. Varlık içinde yokluk yokluk içinde varlık!

Kulağa ikaz gibi geliyor cümle değil mi?

Bir nevi sorguya çeker gibi...

​İnsan hayatı, zıtlıkların muazzam dengesi üzerine kuruludur. Maddi manevi zorlukları, önümüze çıkan engelleri ve yoklukları sınav olarak adlandırmaya meyilliyizdir. Sabretmek denince önce darlık gelir akıllara; Oysa hayatın en keskin virajlarında, en düz yollarında bizlere sunulan imkânların içinde gizlidir nice imtihanlar. Bazen de sınanmak içindir imkânlar.

Elimizde olanla ne yaptığımız, sahip olduklarımızın bizi nereye dönüştürdüğüdür esas mesele. İmkân, maddi güç veya geniş bir çevre demek değildir.

Sevgili okur!

Zaman bir imkândır mesela. Mesela sağlık, o bir imkândır. Zekâ ve yetenek meselâ, onlar da bir imkândır. Karşımıza çıkan iyi bir insan, sığınılacak huzurlu bir liman, onlar da en büyük imkânlardandır.

İnsan doğası gereği sahip olduğu şeye çabuk alışır, onu kazanılmış bir hak olarak görmeye başlar. Sahip olduğumuz genişlik bizi kibire mi sürüklüyor, yoksa mütevazılığa mı? Elimizi uzattığımızda ulaştığımız her şey bencilleştiriyor mu, yoksa paylaşmanın hazzına mı yaklaştırıyor bizi?

​Varlık içindeki sınav, yokluk içindeki sınavdan daha çetindir. Yoklukta insan, tabiatı gereği bir sığınma ve tutunma ihtiyacı hisseder, acziyetini bilir. Fakat imkânlar genişlediğinde, kendi kendine yetebileceği yanılgısına düşebilir.

"Ben yaptım, ben kazandım, bu benim hakkım" cümleleri çoğaldıkça, imkânın bir emanet olduğu gerçeği hafızalardan silinir. Her imkân, beraberinde büyük bir sorumluluk getirir.

Bir çiçeğe su verebilme imkânı, o çiçeği yaşatma sorumluluğunu da doğurur.

​Hayat sahnesinde bizlere sunulan her fırsat, karakterimizin bir provasıdır çünkü. Elimizdeki imkânlar ödül değildir, nasıl bir insan olduğumuzu tartmak için verilmiş araçlardır.

Önemli olan, imkânlar denizinde boğulmadan, o imkânları başkalarının ayaklarına dokunacak köprüye dönüştürebilmektir.

İmkânları nasıl kullandığımız hikâyemizin kıymetini belirleyen imtihanlardır.

Saygı ve muhabbetle.