Artık toz pembe filtreleri çıkarmanın, bahanelerin ve sahte tesellilerin arkasına saklanmayı bırakmanın vakti geldi, hatta geçiyor. "Zamane gençliği işte, ele avuca sığmaz bir kuş sanki" savunması, ihmallerimizi romantize etmekten başka bir şey değil.
Hayır, o kuş uçmadı ki.
El birliğiyle kırmışız kanatlarını; ilgisizliğimizle, sağır sessizliğimizle.
Bir adım uzaklıktaki, yan odadaki sessiz çığlığını duymadık, duyamadık. Maraş'ta ve Urfa'da yaşananlar hepimizin bağrına ateş düşürdü. Kolay kolay da sönmeyecek.
Yaşanan hadise tek bir gerçeği haykırdı; Gençliğimiz yalnız, gençliğimiz mutsuz, gençliğimiz korunaksız.
En önemlisi de savunmasız..Çabucak ulaşılıyor gençlerimize; saniyeler içinde, bir tıkla. Düşman evin içinde, masanın üzerinde anlayacağımız.
Gençliğe eğilmek demek; onlara okul sıraları tahsis etmek olmamalı. Gözlerindeki korkuyu ve umutsuzluğu görmek, onu şiddetin, karanlığın ve cehaletin kucağına itilmekten çekip almaktı. Okuluna kolay ulaşmasının yanında sınıfına girip sırasında yan yana oturabilmekti. Teneffüste kantine inip, bahçede oyunlar oynamaktı...
Biz ne yaptık?
Yemedik, yedirdik, giymedik, giydirdik de niçin yetemedik?
Niçin mutlu edemedik seferber ettiğimiz onca imkâna rağmen?
Biz, o gencecik ruhlar içlerinde fırtınalarla boğuşurken, sokaklarda savunmasızca şiddetin öznesi ya da nesnesi hâline gelirken pembe gözlüklerle izledik.
Sadece izledik...
Binbir bahaneyle akladık, gözümüze batırılanı. "Zaman değişti, eski de kaldı" dedik...
Dedik de dedik...
Maraş ve Urfa'daki, kahreden olaylar, asayiş raporlarının konusu olamazlar yanlızca;
bir toplumun geleceğini koruma refleksini kaybettiğinin en somut, en kanlı kanıtıdır elim olaylar.
Bir nesil vicdan duygusundan yoksun, güvenlikten mahrum ve en önemlisi "sahipsiz" hissederek büyüyorsa, bu bir kaza değil, cinayettir.
Pembe gözlükleri çıkardığımızda, manzarayı detaylıca göreceğiz.
Gençlik elden uçuyor;
ama bir kuş gibi süzülmüyor aydınlık gökyüzünde, kanadı kırık hâlde yere çakılarak.
Maraş'ta, Urfa'da sönen hayatlar hepimizin ortak enkazıdır. Onların hayallerini, yarınlarını, sevinçlerini koruyamadık. Şimdi hangi süslü cümle, gencecik bedenlerin yokluğunu doldurabilir?
Gençliğe gerçekten eğilmediğimiz sürece, onları şiddetin ve umutsuzluğun pençesinden çekip alacak o samimi iradeyi göstermediğimiz müddetçe, daha çok "gençlik uçtu" ağıtları yakarız arkalarından.
Yavrularımıza Allah'tan rahmet, acılı ailelerine sabırlar diliyoruz. Acılarını yürekten paylaşıyoruz.
Saygı ve Muhabbetle