Bazı başarı hikâyeleri vardır, Okunduğunda sadece bir iş insanının nasıl zengin olduğunu anlatmaz. İçinde alın teri vardır, sabır vardır, yokluk vardır, kardeşlik vardır, kayıp vardır, inanç vardır ve en önemlisi de “Ben bu işi başaracağım” diyen bir irade vardır.

İşte Trabzonlu iş insanı Mustafa Usta’nın hikâyesi tam da böyle bir hikâyedir.

Çünkü Mustafa Usta, bugünlere hazır bir servetin üzerinde oturarak gelmedi.

Tırnaklarıyla kazıyarak geldi.

Daha çocuk yaşlardayken Trabzon’un Çömlekçi semtinde, ağabeyi Yakup Usta ve merhum kardeşi İbrahim Usta ile birlikte ayakkabı boyacılığı yaparak başladı ticaret hayatına.

Belki ellerinde büyük sermayeleri yoktu.

Ama hayalleri vardı, çalışkanlıkları vardı.

Ve alın terleri vardı, gece gündüz çalıştılar.

Kazandıklarını küçük küçük biriktirdiler.

O birikimler, gün geldi Trabzon ticaretinin kalbinin attığı Kemeraltı’nda birkaç metrekarelik bir dükkâna dönüştü.

Küçücük bir dükkân ama içinde kocaman bir gelecek vardı.

Mustafa Usta sabah ezanıyla açtı dükkânını, yatsı namazıyla kapattı.

Çünkü o kuşağın insanları için ticaret yalnızca para kazanmak değildi.

Emekti, sabırdı, helal kazançtı.

Hesabını kitabını bilmektir.

Mustafa Usta da hesabını kitabını çok iyi yaptı.

Ailece ticarette başarılı oldular.

Küçük adımlarla başladılar, büyük hedeflere doğru yürüdüler.

Bugün Uzunsokak’ta, Meydan’da iş merkezleri bulunan, Arsin Organize Sanayi Bölgesi’ndeki depolarıyla üretime katkı sağlayan bir iş insanından söz ediyorsak, bunun arkasında yıllar süren büyük bir emek vardır.

Ama Mustafa Usta’nın hikâyesi yalnızca ticaretle sınırlı kalmadı.

Siyasete de hafif bir dokunuş yaptı.

Refah Partisi’nde, Saadet Partisi’nde yöneticilik görevlerinde bulundu.

Bir dönem AK Parti Trabzon İl Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü.

Bugün AK Parti’nin kullandığı il binasının o hale gelmesinde onun ticari anlayışının, becerikliliğinin ve emeğinin de önemli bir payı vardır.

Fakat Mustafa Usta için hayat sadece iş ve siyaset değildi.

Onun hayatında maneviyat da vardı.

Değerler vardı, inanç vardı, hayır vardı.

Türkiye’nin 44 şehrinden gelen 750 kız öğrencinin eğitim gördüğü Arsin Çilekli Kız Kur’an Kursu’nun maddi yükünü omuzlayan isimlerden biri oldu.

Kimileri kazandığını yalnızca kendisi için biriktirir.

Kimileri ise kazandıkça paylaşmanın, kazandıkça bir başkasının hayatına dokunmanın huzurunu yaşar.

Mustafa Usta ikinci yolu seçti.

Çünkü onun için zenginlik yalnızca sahip olmak değildi.

İnsanlara faydalı olabilmekti.

Hayat ona başarıların yanında büyük acılar da yaşattı.

Belki de en büyük yaralarından biri, kardeşi merhum İbrahim Usta’yı zamansız kaybetmek oldu.

Birlikte çocuk yaşlarda ayakkabı boyacılığı yaptıkları, birlikte mücadele ettikleri, birlikte hayal kurdukları kardeşinin aramızdan ayrılması, Mustafa Usta’nın yüreğinde kapanması zor bir yara bıraktı.

Ama o acının karşısında da inancına sarıldı.

“Her şey Allah’tan gelir” dedi.

Acısını içine bastırdı.

Hayata küsmedi.

Mücadelesini bırakmadı.

Çünkü hayat devam ediyordu.

Ve bugün geldiğimiz noktada, Mustafa Usta’nın hikâyesinin belki de en anlamlı sayfalarından birini hep birlikte okuyoruz.

Trabzon’un ilk 5 yıldızlı oteli Zorlu Grand Hotel artık bir Trabzonlunun.

Evet… Yanlış okumadınız.

Trabzon’un dışından birilerinin gelip şehrimizdeki büyük yatırımları satın almasına yıllarca şahit olduk.

Forum AVM satıldı.

Varlıbaş AVM satıldı.

O zaman hep birlikte hayıflandık. “Yok muydu Trabzon’da böyle biri?”

İşte şimdi o soruya bir Trabzonlu cevap verdi.

“Var” dedi.

Hem de öyle kolay bir yoldan değil.

Sattığı gayrimenkuller ve kullandığı krediyle Zorlu Grand Hotel’i satın aldı.

Trabzon’un önemli bir değerini yine bir Trabzonlunun sahiplenmesini sağladı.

Bu sadece bir otel satın almak değildir.

Bence bundan çok daha fazlasıdır.

Bu, Trabzon’un kendi değerlerine sahip çıkmasının güzel bir örneğidir.

Bu, “Bu şehirden de büyük iş insanları çıkar” demektir.

Bu, çocuk yaşta Çömlekçi’de ayakkabı boyayan bir çocuğun, yıllar sonra Trabzon’un en prestijli otellerinden birinin patronu olabileceğini göstermektir.

Bu, alın terinin nereye kadar götürebileceğinin hikâyesidir.

Geçtiğimiz günlerde arkadaşlarımla birlikte hayırlı olsun ziyaretine gittik.

Yanımızda çok anlamlı bir hediye vardı.

Merhum İbrahim Usta’nın yağlı boya portresini yaptırıp Mustafa Usta’ya takdim ettik.

Portreyi görünce gözleri doldu.

Duygularına hâkim olmakta zorlandı.

Ve o anda ağzından şu cümle döküldü,

“Keşke İbrahim kardeşim yaşasaydı da bugünleri görseydi…”

İşte o an, Zorlu Grand’ın satın alınmasından çok daha büyük bir hikâye vardı karşımızda.

Bir kardeşin özlemi vardı.

Birlikte çıkılan yol vardı.

Çömlekçi vardı.

Ayakkabı boyacılığı vardı.

Kemeraltı vardı.

Sabah ezanı vardı.

Yatsı namazı vardı.

Küçük bir dükkân vardı.

Büyük hayaller vardı.

Ve artık Zorlu Grand vardı.

Belki İbrahim Usta bugünleri göremedi.

Ama onun abisi Mustafa Usta, o günlerden bugünlere uzanan hikâyeyi yüreğinde taşıyarak geldi.

Bu nedenle Zorlu Grand’ın kapısından içeri girerken sadece bir otelin yeni sahibini değil, bir hayat mücadelesinin zaferini görmek gerekir.

Ben Mustafa Usta’nın hikâyesinde sadece ticari bir başarı görmüyorum.

Bir Trabzon hikâyesi görüyorum.

Çömlekçi’nin yoksul ama çalışkan çocuklarını görüyorum.

Alın teriyle ekmek kazanan insanlarımızı görüyorum.

Kardeşliği görüyorum.

Kaybın ardından yeniden ayağa kalkabilmenin gücünü görüyorum.

İnancı görüyorum.

Ve en önemlisi, Trabzonluluk ruhunu görüyorum.

Mustafa Usta’nın Zorlu Grand Hotel’i satın alması bu şehir için gurur verici bir gelişmedir.

Çünkü bazen bir şehrin kazanması için şehrin insanlarının cesaret etmesi gerekir.

Bugün Mustafa Usta o cesareti gösterdi.

Trabzon’un önemli bir yatırımını Trabzonlu bir iş insanı satın aldı.

Bize de onun başarısını alkışlamak, emeğine saygı duymak ve “Hayırlı olsun” demek düşer.

Dilerim Zorlu Grand’ın her odasında başarı, her katında bereket, her kapısında Trabzon’un güzel insanlarının izleri olur.

Dilerim Mustafa Usta’nın bu başarısı, Trabzon’daki diğer iş insanlarına da örnek olur.

Ve dilerim ki bundan sonra Trabzon’da satılığa çıkan büyük yatırımlar için dışarıdan birilerinin gelmesini beklemek zorunda kalmayız.

Çünkü artık biliyoruz Trabzon’da büyük işler yapabilecek insanlar var.

Hem de Çömlekçi’de ayakkabı boyacılığı yaparak hayata başlayanlar arasından,

Mustafa Usta’ya ve ailesine hayırlı olsun.

Allah bol kazanç, sağlık ve huzur versin.

Ve bir temennim daha var,

Keşke İbrahim Usta da bugünleri görebilseydi.

Ama eminim ki onun hatırası, şimdi Zorlu Grand’ın en güzel köşelerinden birinde, kardeşinin yüreğinde yaşamaya devam edecek.

Çünkü bazı insanlar aramızdan ayrılır, ama bazı kardeşlikler, bazı hatıralar ve bazı sevgiler ölümsüzdür.

Çömlekçi’den Zorlu Grand’a uzanan bu hikâyenin en güzel tarafı da budur.

Bu başarı sadece Mustafa Usta’nın değil; Trabzon’un gururudur.

Hayırlı, uğurlu olsun.