Ne dedi Trump, ‘İran’ın rejimi beni ilgilendirmez, yeter ki benim dediklerimi yapsınlar.’ Dün de öyle idi, bugünde böyle. Yakın tarihin silahsız darbesi olarak anılan 28 Şubat sürecinde neler yaşadığını anlatan Erbakan tam da buna vurgu yapıyor:
İktidardan uzaklaştırıldıktan sonra yine‘Siyonizm’ diyor ve şöyle uyarıyor:
"Siyonizm demek sadece İsrail ve Amerika demek değil. Timsah bütün dünyayı avucunun içine almış, hepimizi fiilen köle yapmış. Gazze'de çoluğu çocuğu öldürüyor. İşte Siyonizm budur. Bu beladan insanlığı nasıl kurtaracağız? Çünkü Büyük İsrail projesi, İsrail'in dini.
Her İsrail Cumhurbaşkanı'nın şu sözü vardır: 'İsrail'in iki tane haritası vardır. Bir duvardaki harita, bir de kalbimizdeki harita.'
İşte İsrail budur. Biz ne yapıyoruz, Müslümanlar olarak? Efendim İslam Konferansı toplandı. Konuşuyoruz, konuşuyoruz, sonra bir nihai bildiri yayınlıyoruz. Ne diyoruz o nihai bildiri de? Amerika Irak'tan bir an evvel çıkmalıdır. Televizyonda bunu takip ettiği zaman Rockefeller(Siyonizmin finansörü) keh, keh gülüyor, kahvesinden bir yudum alıyor:
'Siz Müslümanlar bu boş nihai bildirilerle vakit kaybedip durun. Biz hedefimize adım, adım yürüyoruz, haberiniz olsun' diyorlar işte.
Efendim biz İran olarak atom bombası yapıyoruz, silahlar üzerinde birçok değişiklik yapıyoruz diyerek sakın ha kendinizi aldatmayın. Böyle giderseniz 100 senede bile Amerika'ya ve İsrail'e yetişemezsiniz.
Ne olacak? Aklımızı başımıza alacağız. Bir tek çare vardır; yeni bir dünya kuracağız. Kur'an ve Adalet nizamına dayalı yeni bir dünya. Çünkü İslamsız saadet olmaz. Bu dünyayı nasıl kuracağız?
Ben 28 Haziran 1996'da Başbakan oldum. Meclis'ten güvenoyunu aldım, geldim masama oturdum. İlk ziyarete gelen Amerikan elçisi oldu.
Bana şunu söyledi: 'Biz biliyoruz ki sizin davanız İslam'dır. Başbakan oldunuz, tabii bu bizim hoşumuza gitmiyor ama beraber çalışmaya mecburuz. Size diyorum ki; sizinle beraber çalışabiliriz. Altı şartlarımız var:
-İran'la ticaretinizi yıllık 50 milyon dolardan fazla yapmayacaksınız.
-İran'a gitmeyeceksiniz.
-Bizim Türkiye’deki Amerikan üslerine dokunmayacaksınız.
-Diğer Müslüman ülkelerle ticaretinizi artırmayacaksınız.
-Bizim Çekiç Güç askeri kuvvetlerimizi dışarı çıkartmayacaksınız.
-Irak boru hattını açmayacaksınız!
Bizim tarihimizin meşhur bir sadrazamımız vardı, Âli Paşa. Onun meşhur bir sözü vardır: 'Ben mühim bir iş yapmak istersem önce Rus elçisiyle konuşurum. O ne derse tersini yaparım!'
Bende Amerikan elçisinin bütün dediklerinin tersini yaptım. İlk seyahatimi İran'a yaptım. 50 milyon dolardan fazla ticaret yapmayacaksınız demişti. Gaz anlaşmamız sadece 2,5 milyar dolar oldu. Ve İran’da ilan ettim ki, Türkiye ile İran arasındaki ticari münasebet hacmi 20 milyar dolar değil; Almanya, Fransa arasındaki hacim neyse en az o kadar olacak dedim.
15 gün sonra Amerikan Dışişleri Bakanı Warren Christopher, Ankara Elçisi Grossman'a(iki siyanoist) 'Ne yapıp yapıp ihtilal yapın, askeri ihtilal, Refah Partisi'ni iktidardan uzaklaştırın' diye kripto gönderdi. Bu kripto şimdi bizim elimizde.”
Erbakan hoca bunları söyledi de Başbakan yardımcılığında ve Başbakanlığında bir şey yapmadı mı?
Yaptı.
1974 yılında Karaoğlan Ecevit ile Kıbrıs’a çıkarma yaptı. Ardından ambargo gelince bu kez Türkiye’nin dört bir yanında Tank Palet fabrikalarını inşası için temeller attı. Bir şekilde engellendi. 28 Şubat sürecinde ve sonrasında, BAYKAR’ı kuran Özdemir Bayraktar ve Ailesine tam destek verdi.
Maalesef Türk insanı olarak yaşayan hiçbir fikre önem vermiyoruz, Öldükten sonra da ahlanıp vahlanıyoruz!