30 Haziran 2023 seçimleri sonrası TBMM’de sandalye dağılımı belli olurken, zaman içinde milletvekili geçişleri ve yeni parti oluşumları Meclis aritmetiğini değiştirdi.

263 olan AK Parti’nin 275’e ulaşan sandalye sayısı, anayasal değişiklik için gerekli olan 3’te 2 (392) çoğunluğun altında kalıyor olsa da; hatta konuşulan 400 eşiğine de doğrudan erişmiyor olsa da çareler tükenmez.
O halde soru şu;

Bu çoğunluk sağlanabilir mi?

Ve bir anayasa değişikliğinin Meclis’ten geçirilmesi gerçekten mümkün müdür?

Cumhur İttifakı içinde AK Parti 275, MHP 47 olmak üzere toplam 322 sandalyeyle şu anda en geniş blok konumundadır.

Ancak bu rakam anayasal değişiklik için yeterli değil.

Fakat Meclis’teki hareketlilik, ittifak dışı bağımsızlar ve küçük parti milletvekilleriyle yeni dengeler oluşturma potansiyeli taşıyor.

Meclisteki bağımsız milletvekilleri ile küçük partilerin sayısı toplamda anlamlı bir blok oluşturuyor.

Bağımsızlar: 9

Yeni Yol Partisi: 20

HÜDAPAR: 4

YRP: 4

Toplam: 37 milletvekili

Bu milletvekilleri farklı motivasyonlarla AK Parti + MHP bloğuna destek verebilir, grup kurabilir ya da bağımsız olarak anayasa değişikliğinde “evet” oyu kullanabilirler.

Bu bağlamda, 322’ye eklenebilecek 37 sandalye, toplamda 359’a ulaşabilir ama hâlâ 392–400 arası hedefin altında.

Peki başka ne yapılabilir.

DEM gibi yeni oluşumlarla yürütülecek siyasi müzakereler, diğer küçük gruplardan bağımsız milletvekilleriyle kurulacak bağlar anayasa değişikliğinin kaderini belirleyebilir.

Varsayalım ki, DEM’in 56 sandalyesi anayasa değişikliği sürecine aktif destek verir.
322 + 37 + 56 = 415

Bu durumda 392 eşik rahatlıkla aşılmış olur.

Hatta daha yüksek sayılar bile mümkündür.

Anayasa değişikliği sadece sayısal çoğunluk meselesi değildir; aynı zamanda siyasî meşruiyet, kamuoyu duyarlılığı ve siyasi risklerle ilgilidir.

Her milletvekilinin “evet” oyu aynı motivasyonla verilmez.
Ama Meclis içi bloklaşmalar, siyasi ittifaklar ve bireysel motivasyonlar üzerinden yürütülecek bir müzakere süreci, sayısal çoğunluğu mümkün kılabilir.

Cumhurbaşkanı adayının Meclis içinden çıkabilmesi için, mevcut Anayasa normlarına göre güçlü bir çoğunluğa ihtiyaç var.

Bir başka yolla, milletvekili veya halk oylaması ile de bu değişiklik yapılabilir; ancak bu yollarda “hayır” riskini düşünmek gerekir.
Meclis içinde güçlü bir çoğunluk sağlanması, bu riski minimize etmenin en doğrudan yolu olarak görülüyor.

Yani uzun lafın kısası matematiksel hesaplara bakıldığında:

322 (Cumhur İttifakı)

+37 (Bağımsız + Küçük partiler)

+56 (DEM vb. katılımlar)

= 415 eder ki, yani anayasal değişiklik için gerekli üçte iki çoğunluğun üzerindedir.

Anayasa değişikliği hayırlı olsun o zaman.

Bu hesaplamalar, siyasetin teorik kısmıdır.

Uygulamada ise pazarlıklar, siyasi vaatler, parti disiplinleri ve kamuoyu baskısı gibi faktörler elbette devreye girecektir.

Anayasa değişikliğini Meclis’ten geçirmek sadece sayıları toplamakla bitmez tabi ki.

Kamuoyu desteğini sağlamak gibi adımlar, yalnızca matematik değil aynı zamanda siyasi yetenek ister.

Var mıdır? Var.

TBMM’deki sandalye dağılımı dinamik bir yapıda ilerliyor anlayacağınız.

Meclis çoğunluğunu hesaplamak bir şey, fiiliyatta bu çoğunluğu korumak ve sürdürülebilir kılmak başka şey.

Elbette sayılar belli bir ihtimalin kapısını aralıyor; ne var ki politika, aritmetiğin ötesinde bir arenadır.